Gübrenin tabiat için ne kadar değerli olduğunu hissettiğim için dudaklarımdan bir cümle döküldü. "Hayvanların dışkısı bile insanlardan değerliyken insanlar neden bu kadar böbürleniyor?" Cevap ortada; bazıları sadece konuşmayı biliyor. Peki ne konuşuyorlar? İnsanları birbirine düşürmek ve kendilerine çıkar sağlamaktan başka hiçbir şey!
Kanserojen maddelerin enjekte edildiği ürünler tezgahlarda kapışılırken, artan hastalıkların sebebinin insandaki ihtiras olduğunu söylemeye gerek yok. Organik besinler yetiştirmek için gübreye duyulan ihtiyacın her yıl biraz daha çoğalmasının da yarınlarda hükmü yok. İklim değişiklikleri, depremler, küresel ısınma derken dünyanın gösterdiği reaksiyonları kadere bağlayanlar, ölen insanlara değil sadece kaybettikleri paraya ağlıyorlar.
Uzay istasyonlarından teknolojiyle yönetilen bir dünyamız var. Cep telefonları bile hepimizin kontrol altına alındığının belgesi. Yapay zeka ve robotlar gelecekte çocukların ekmeğini de masumiyetini de elinden alacak. O yüzden Amerikalı züppeler kendilerini bu gezegenin sahibi zannediyor, dünyanın kanını emerken, beslenme türünü bütün dünyaya gösteriyor. Stabil tehlikeler onların yeni ürünü!
Bütün pisliklerin çöplüğü haline gelen denizler bile insanlara zaman zaman durumu ifade ediyor ama kimse ciddiye almıyor. Halay çekilen yatlardan denize atılan plastiklerin hacmini hesaplayan var mı acaba? Zenginler kimi düşünmüş ki! Bencillik dünya yasası, piyasası da Amerikan doları olmuşken ve parası olanın küstahlık adına her hakkı mahfuzken!
Gittiğim beldeden geri dönerken burnunu sildiği kağıt mendili ve pet şişeyi lüks cipinden yere atan bir züppeye rastladım. Otomobilin camından "harika bir şey yaptınız!" diye seslendim. Verdiği cevap kendine yakışan biçimdeydi; "sana ne ulan!"
NOT: Konuşan her canlı insan değildir, biz böylesine 'mahluk' diyoruz.
MUTLULUK TAKVİMİ
Uyuklayan bebeği izle.
Bir ağaç gölgesine uzan.
Aynada yüz jimnastiği yap.
Saygılı ol.
Biz düşen yıldızları
Gökyüzüne yamardık
Sevdalar kara tren
Bakıp bakıp ağlardık
Kuşlu zarflar içinde
Tebrik kartları yolda
Kahvenin telvesinde
Kısmet taşardı falda
Bir ıhlamur kokusu
Nerde o eski yazlar
Kulaklara küpeydi
İki kardeş kirazlar
Aşklar gelin çiçeği
O tatlı dilli zaman
Kağıt mendil bilmezdi
Yakası güllü zaman
Hakkı YALÇIN
Onurlu yoksulların gözlerindeki mektupları iyi okumak gerekiyor.
Özellikle!
Shakespeare'in harika sözü; "haksızlık etsen de senin hakkını savunacağım." O yüzden ipinizle kuyuya inilen insan olun, o ip yeri gelince sizin için uzatılır.
Bu dünyada her şey istediğimiz gibi gitmeyebilir ama inadına yaşamak gerekiyor. Bir kayaya ne yapabilir ki dalga, onu aşındırmaktan başka!
"İkimizin resmini çıkarsınlar yan yana" diyen eski aşıkları hatırlatsak ilgi çekmez. Cep telefonlarıyla çekilen renkli fotoğraflar bir gecede eskirken, ertesi gece yenisi çekiliyor. Uzatılan beyaz zarflar da uzaydan gelmiyor!