CANLI YAYIN

Rehber

Eklenme Tarihi 28 Ağustos 2026
Eşyaların insanlardan çok yaşadığı devirlerin çocuklarıyız biz. Az yaşayan insanların derin izler bıraktığı mevsimlerin. O yüzden "asalet nedir?" diye sorduklarında gerçek sanatçıları gösteririz. Gerçek sanatçılar hem toplumun aynasıdır hem rehberi. Sadri Alışık'ı bugünün gençleri ve çocukları pek bilmez. Filmleri oynatılmaz muhabbetlerde konusu geçmez. O filmlerle büyüyen insanlar hatırlar sadece. Sadri Alışık sokaktaki sefil çocuklara cebindeki son kuruşu verirken onlarla boy hizasına gelirdi. Çocuklara eğilmek büyüklüğün şanından gelirdi. Onların ayakkabılarını bağlamak için de eğilirdi, dostlarının dizlerinin çözülen dizlerinin bağları için de. Konuşurken bile sesi acıtırdı yürekleri. O yüzden Sadri Alışık sadece bir sinema sanatçısı değildi. Mahallelere ilham veren, delikanlılığa gönül veren onurlu bir insandı. Sadri Alışık diğer sanatçıların da ışığıydı. Ekmekle oynamazdı ağzını bozmazdı, mekan basmaz, kimseye yağcılık yapmazdı. Vicdan ve zarafetin insanlığın kitabında yazılı olduğunu bilirdi. O yüzden Sadri Alışık kuşağı talihli bir kuşaktır. Ve o yüzden Sadri Alışık döneminin sanat ve futbol resimleri bugün bile tarihten sızan ışıktır. Futbol güneşin altında oynanan oyundu bir zamanlar. Karanlık adamların peydahlanması gece maçlarından sonradır. Çirkinliğin itibar görmesi teknolojinin özellikle de sosyal medyanın evlere girmesinden sonradır. Zarafet ve asalet adına tek kelime etmeyenler popülerlik sevdasını özne yaparken, güneş bu ülkede kimlere doğar? Çocuklara doğmadığına göre! Paradan başka hiçbir gerçeğin özne olmadığı bir düzendeyiz artık. Asaletin de büyüsü bitti adaletin de. Yetimin öksüzün hakkını yiyen ve adına sanat denen yapılanmalar ve yapımcılar var. Piyasada el üstünde tutulan adamların gözleri göz değil, sözleri söz değil. "Ekranlarda neden Sadri Alışık benzeri bir adam yok?" diyorum, cevabını gerçekler veriyor. "Film icabı da olsa üretilen edepsizlik sistemin sosyal statüsü."

Kötü insanların paha biçilmez olduğu bir düzende ölü çocukları doğuruyor hayat. Bizim çocuklarımızı! Çünkü onların rehberlerinde zerre kadar insanlık sevgisi ve saygı yok.
Kirli elleri sadece paraya uzanıyor yere düşene değil. O yüzden yanaklara mendil olan omuzların yerini gözü doymayan domuzlar aldı.

MUTLULUK TAKVİMİ

Kötü insana arka çıkma.
Mutlu olmak için sebep yarat.
Bankta otur, gemileri izle.

Bu aşkın suçunu
Üstüme aldım
Bende heykel gibi
Duruyor yasın

Günahım sevmekse
Suçum müebbet
Ben yaşarken öldüm
Sen sağolasın

Bir ömür böyle
Seninle geçsin
Sen de öldür beni
Ortada bırak

Bende aşk için
Verecek can çok
Sadakam olsun
Sana yaşamak

Hakkı YALÇIN

'İnsanlar nasıl bu kadar kötü olabilir' diyorduk artık şaşırmıyoruz.

Lahmacun!

Lahmacun çocukluğumda türkülerle birlikte girdi İstanbul'a. Sokaklarda yenirdi en çok. Koltuk altına takılmış iki kapaklı beyaz tahta kutunun içinde iki lahmacun birbirine yapışık satılırdı. İsteyen olursa lahmacunlar birbirinden ayrılır, iki lahmacunun ortasına el çabukluğuyla kesilen domatesler eklenir ve lahmacunlar yeniden ikiz olurdu.
O günlerin lahmacunu bugünün hamburgerine de bin basardı, lahmacununa da!