Özgürlüğün elini tutarken, öyküler anlatırdık külah içinde.
Gökyüzü o yüzden masmavi olurdu, umutlarımız gibi.
Güneşe ayna tutardık.
Bugün karanlıklara itiraz edişimizin sebebi budur.
Aydınlık bir Türkiye'nin geleceğine kurardık saatlerimizi.
Her dakikada bir bakardık.
Nerden bilelim geleceğin gençliğimizi yakacağını.
Bugün gelecekle ilgili karamsarlığımızın sebebi budur.
Zarafet sokak aralarında bile geçerliydi.
Bakkalların adının arkasına "efendi" sözcüğünü koyardık, çocuk aklımızla bile.
Yenikapı'daki bakkal Cevdet efendide çocukluğum kaldı.
Onun da bütün çocuklarda hakkı kaldı.
Namuslu insanların hangi mesleğin içinde olduğu önemli değil.
Şimdi çocukların hakkını yiyen domuzlara ah etmemizin sebebi budur.
Futbol güneşin altında oynanırdı da, çocukların hayatıyla oynanmazdı.
Spor kulüplerinde beyefendiler yönetici olurdu.
O yüzden çocuklar yan yana otururdu, hangi takımı tutarsa tutsunlar.
Bugün katil kılıklı yöneticilere itiraz etmemizin sebebi budur.
Evler gibi insanlar da sırt sırta verirdi.
Haram girmezdi tenceremize.
Kilidi bile yoktu kapılarımızın.
Can kulağımız vardı, çocuk yüreklerimizde vicdanlarımızın sesini dinlerdik.
Bugün insanların yatak odalarını dinleyenlere tepki göstermemizin sebebi budur.
Kağıdı kirleten kalemdi.
Yürekleri kirleten para.
Para ve kalem arasındaki ilişkiden işkillenmek için sebebimiz yoktu.
Çünkü çocukluğumuzda fakir gencin romanıydı yazarlık.
Şimdi milyon dolarlık villalarda oturan tetikçilere itiraz etmemizin sebebi budur.
Bu ülke çocuklar için yaşamayı hiçbir zaman göze almadı.
Büyükleri korumaktan fırsat bulup da.
Büyüklere bir zamanlar çocuk olduklarını hatırlatmamızın sebebi budur.
İçlerindeki çocukları öldürmüş olmalarına rağmen.