CANLI YAYIN

Bizim kızlarımız

Eklenme Tarihi 18 Nisan 2023

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

CDANLA terbiye edilmiş hayatın çocuklarını çok kolay kaybediyoruz.
Şehveti pazarlamanın ve uyuşturucu kullanmanın ayıplanmadığı bir zaman tünelinin içindeyiz.
Eskiden can üflenirdi yaralara, şimdi sigaralara bilumum yasaklı madde ekleniyor da müzik dünyasında bile torbacıların itibarı büyük.

***

Sindrella gecekonduda yaşıyor.
O yüzden televizyon dizilerindeki şatafatlı "yalandan gerçek hikayelere" konu olamıyor.
Ayağına uyacak ayakkabılar da şimdilerde pek üretilmiyor.
Dizilerde birbirlerinin yüzüne saniyeler boyu boş boş bakarak sanat yaptığını zanneden şehvetli oyunculara "bırakın bu prenses ayaklarını" desek ne yazar!
Onlar şimdiki zamanın kaymağını yerken; bilsinler ki bizim çocukluğumuzun masalları onların gerçek hikayelerine bin basar!

***

Eskiden de hayat aşağılık insanlara cömert davranırdı ama teknoloji meselenin suyunu çıkardı.
Kadınlığını ve şehvetini kullanarak sanal ortamda ayda milyonlar kazanan ünlüler var. Seksi görüntülerinin ekranlardaki karşılığı; hınca hınç "abazan erkek!" Onlar anasının gözü!
Babalarının gururu!
Ekran karşısında beden hatlarını gösteriyorlar, kıvırıyorlar, aboneleri de bol.
Onlardaki hazineler sipariş gerektiriyor;
"hangi papaz istese" biletleri özel uçaklara kesiliyor.
Ceplerini parayla dolduran adamların peşinde koşan kadınlarla, kafalarını fikirle dolduran insanların yanında duran kadınlar arasındaki fark; şeytanla melek kadar nettir!
Bu şehvet ambalajı da sanatla uzaktan yakından ilgisi bulunmayan ucuz kadınların lüks hayatlarına senettir.

***

Bunları niye mi yazıyorum?
Bu şehvet pespayelerinin kaç paralık olduklarının bilinmesi için.
Onurlu kızlarımızın hakkını vermeyen bir hayata isyan etmek için.
Ahlaksızlığın kökleri evlerin içine kadar uzanmışken, kızlarını emek heykeli olarak büyüten haysiyetli anaları ve babaları işaret etmek için.

***

1995 yılında bu köşede fabrika kızlarını anlatmıştım da bir genç kız yolda beni çevirmiş neredeyse her cümleyi ayaküstü bana okumuştu.
Ahlaksızlığın ve kolay kazancın cilalandığı bir ülkede o fabrika kızlarını her zaman hatırlatmalıyız.
Onlar her gün güneş doğmadan kalkan, aynada güzelliğine bile bakamadan yollara düşen çileli kızlar.
Otobüs ve metrobüslerin vazgeçilmez yolcuları, yağmurun ıslattığı rüzgarın üşüttüğü kadersizler.
Aldıkları "kuş kadar maaşla" ya ailesini geçindiriyor ya kardeşlerini okutuyorlardır.
Bu topraklarda kadınlığın ve emeğin gerçek temsilcileridir onlar.
Boğazlarından tek lokma haram geçmediğine de adım gibi eminim.

***

Çocukluklarının masallarında yaşarken, fabrikada tütün saran emekçi kadınların kızlarıdır onlar.
Hayallerindeki beyaz gelinliğe sarılarak uyuyan bizim kızlarımız

Dizlerime uzandığın
Akşamlar için
Benimle uyandığın
Sabahlar için
Dünyanı benimle
Paylaştığın için

Teşekkürler
Yaşama sevincime
Tarihimdeki yerine
Yüreğine gözlerine

Teşekkürler
Anıların hatırına
Yazdığın her satırına
Teşekkürler
Hakkı YALÇIN

MUTLULUK TAKVİMİ
Lösemili çocukları unutma.
Papatyaların fotoğrafını çek.
Kimseden ödünç akıl alma.

Karanlık adamların gerçek yüzünü görebilmek için sabahı beklemeye gerek yok.

Özür dilerim!
Baktığınız zaman insandır, etten
kemiktendir, üzerinde elbisesi vardır.
Ama kullandığı cümleler kurşun
yüklüdür, insan ölümlerine duyduğu
özlem gözlerinden okunur.
Başımı alır, bayram öncelerinde çocuk
resimleriyle süslü tebrik kartlarının sokak
sergisine giderim.
O tebrik kartlarından birinin arkasına;
"bizlere emanet edilen dünyayı bile sizlere
geri veremediğimiz için özür dilerim" diye
yazıp çocukluğuma ve arkadaşlarıma
gönderirim.