Öldürülen insanların ardından anaların çığlıkları kalıyor geriye.
Her çığlık yankısını bulacaktır bir gün.
Hiçbir gencin kılına zarar gelmesin isteriz.
Silahlar sussun, öfkeler çiçek açsın diye bekleriz.
Aklıma hep Lili Marlen türküsü gelir.
Ölüm zamana hükmederken, düşmanlığı ortadan kaldıran o muhteşem şarkı.
Düşman siperler karşılıklı tütün uzatırlardı birbirlerine.
Sonra mataralarındaki suyu bölüşürdü.
Bir şarkının birbirlerini öldürmeye iteklenmiş insanları bile susturduğunu gördük.
Ama şimdilerde gencecik insanları katledenlerin silah seslerini dinliyoruz.
Alkışlayan soysuzlar bile var.
Sanatın terör üzerinde yapıcı etkisi olması gerekirken, o yürekli sanat dünyasının bizim ülkemizde mevcut olmadığını görüyoruz.
Birbirinden uzaklaştırılan toplum da, bu oyunun içinde bir şekilde aktif rol alırken.
Neden bütün olamadığımızı anlıyoruz.
Dünün karartma gecelerini yargılarken.
Bugünlerin aydınlık olmadığını biliyoruz.
Geleceğin dünyasında silah sesleri çocuk seslerini bastırmasın diye tetikteyiz..
Terör ve saldırılar, hayatımızla oynanan sistematik bir kurgu olabilir.
Her ihtimale karşı.
Bizler de hiçbir bedel talep etmeden hayatımızı koyduk ortaya.
Her ihtilale karşı...