CANLI YAYIN

Anneler ve çocuklar

Eklenme Tarihi 11 Aralık 2009
Bir anne kapımı çaldı, önceki akşam.
Bakışlarındaki yangın, tüm telaşıyla dışa vuruyordu.
Önce havadan sudan konuştuk, sonra acılar denizine kulaç attı.
"Hayatım uzun hikaye" dedi.
Başladı anlatmaya.
"Kocamı 12 Eylül'de yitirdim. 2 oğlumdan birini de savaşta kaybettim."
Dalları kırılmış bir ağaca yaslandım sanki.
Bir anda, birkaç yaş birden yaşlandım.

***

Karım kahve yaptı o sıra.
Kadının taşan sabrına eşlik etti, kahvenin taşan köpüğü.
Kadının kalbi, eski zamanlardan kalan not defteri gibiydi.
Şimdiki zamanı da not etmişti.
"Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın önceki gün üzüntüsünü okudum" dedi.
Bir sitemin kapısını araladığını hissettim.
"Kayıplara üzülmüş. Ben de çocuklarımızın kayıplarına üzüldüğünü düşündüm. Meğerse beyefendi, Fenerbahçe'nin puan kayıplarına üzülmüş!"
Derin bir "Ahhh" çekti.
"Hiç merak etme" dedim, "Futbol topu, onlara çocuklarımızdan daha çok acı veriyorsa, bizim de saygımız o kadar olacaktır!"
Elini sıktım.

***

Annelerin yüreklerindeki kırıntılar, diğer insanların ekmek fırınına bedeldir bilirim.
Onlar iyiyi de kenara yazarlar, kötüyü de.
"Uzlaşmasız toplumlar, birbirini tüketir" derken, "Bir çare üretsinler" diye haykırdı.
Türkiye'nin, kendisini baltaya kaptırmış bir orman olduğunun farkındaydı.
Gözleri tutuştu birden. "Lütfen yaz" dedi.
"Bütün anneler adına haykırıyorum.
Anneler savaş istemiyor."
"Yazarım" dedim.
"Ölünecek bir dava varsa bilelim. Ölümün koynuna çocuklarımızdan önce gireriz.
Bunu da yaz" dedi.
"Yazarım" dedim.

***

Bu yazıyı, "Gökyüzü mavi kalsın" diyen, bütün çocuklar adına yazdım.
"Çocuklarımız canlı kalsın" diyen bütün anneler adına.
7 şehidin toprağa verildiği gün, tuttuğu takımın kayıplarını dile getirenler için değil.