Sportmenlik fakirse.
O ülkede futbolcu kalitesi de sorgulanmalı. Medya tüccarlığı da. Bugünlere sebepsiz gelinmedi.
Yenilenmek yerine, yenilgiyle teselli bulmak geçerli olduğu için, yozlaşma takımda iktidar oldu.
Paraya boğulan futbolcular, teknik adamları bile yönetir hale geldiyse. Milli rezalet kaçınılmazdır.
Öyle oldu.
Her takım yenilir ama böyle yenilmez. Söven futbolculara arka çıkanlar, edilen küfürleri de kendi hanelerine götürsün.
Emin olun, bu futbolculardan onlar da küfür yiyordur ve "yarabbi şükür" diyordur.
Ayrıca, tribün tepkisinden şikayet eden futbolcular, kendi yöneticilerine yaranmak adına, karşı tribünleri aşağılayan adamlar değil mi?
Yani ülkenin tahrik uzmanları. Rövanş maçında oynamamak için kart gören...Tribünlere söven bütün futbolcuların milli formadan men edilmesi gerekir.
Ama nerde o yönetici yüreği? Gelelim Hiddink'e...
Hala finallere katılmaktan bahsederken, utanmıyor bile.
Adam bizimle oynuyor.
Daha çok para için.
Şimdi Mustafa Denizli'yi "esas oğlan" yapacakları yeni bir filmin fragmanına başlandı. "Denizli milli takıma."
Futbol ahlakını erozyona uğratan adamlardan birini, suyun akan tarafına yerleştirmek, sistemin gereği çünkü. Yerimizde saydığımız günleri dev adımlarla almak istiyorsak.
Bu çirkin oyunlara karşı durmayı da görev saymalıyız.
Unutmayın ki...
Futbolun alın yazısı parayla yazılmadı. Yürekle yazıldı.
O yüreklerde, ne yüreksiz adamlara yer var, ne ahlaksızlara.