CANLI YAYIN

34 yıl sonra

Eklenme Tarihi 07 Şubat 2010
Liseli arkadaşlarımla buluştum önceki gün.
Şimdiki zamanla, geçmiş zamanın içinde muhteşem bir yolculuk yaptık.
Hepimizin yolu yordamı başka.
Aşka düştüğüm yılları hatırlattılar da, buruşmuş bir hayatla, mazinin buluşması için artık geçti. Rüzgar gibi geçip gitti anılar.
***

Bahçelievler'de lise yıllarında sıkça gittiğimiz bir restorandaydık.
Kimimiz hayata ucundan bağlanmış, kimimizin göbekleri yağlanmış.
Ülkeyi kurtarmayı çoktan bırakmışız.
Kendimizi temize çekerken, aslında kirlendiğimizi hiç inkar etmedik.
***

Lise 2'deki fizik öğretmenim Nurten Erilmez'i yad ettim en çok.
Fizikten borçlu geçmiştim ve ikinci yılımda yine fizikten sınıfta kalmam söz konusuydu.
4 yaşındaki kızını okula getirmişti de, ben teneffüste o küçük kızla haşır neşir olmuştum.
Çocuk sevgim hiç teneffüse çıkmadı ki!
O küçük diyalogların zaman diliminde, melekler beni işaret etmişti sanki.
Ders zilinin çalmasıyla sınıfa girerken, öğretmenim yanıma gelmişti.
"Senin fiziğin zayıf di mi?"
"Evet"
demiştim, "Dört..."
"Aynı zamanda da borçlusun."
Serde gençlik vardı, hayatı boşlayan bir tavırla yine "Evet" demiştim. "Herhalde tasdikname alacağım."
Kar yağmasını beklerken, bir güneş koymuştu önüme.
"Ben sana 5 vereceğim" demişti ve 1 not fazla verdi bana, borcumdan kurtulup sınıfımı geçtim.
***

Bir dersle eğitimini yarım bırakan nice insan hatırlıyorum. Ve bu konuda katı kuralları olan nice öğretmen.
O yüzden hayatımdaki onca öğretmen içinde Nurten Erilmez'i hiç unutmadım.
Öğretmenlik gücünün sadece ders notuyla değil, insani duygularla bağlantılı olduğunu da unutmadım.
Bir insan kazanmanın, insanları kaybetmekten daha kutsal olduğunu, hoşgörünün bilginin bile ötesine geçebileceğini, tanıdığım bütün insanlara anlattım yıllarca.
***

Bu yazıyı...
Liseli arkadaşlarımın "dostluk korosuna..."
Ve bana kendini unutturmayan bir öğretmenimin anısına yazdım.
34 yıl sonra...