Bir adam düşünün, koşmakla uçmak arası, ciğerleri körüklü.
Maçın 68. dakikasında, rakip alandan kendi kalesinin önüne koşuyor ve Volkan'la karşı karşıya kalan rakibine hayati müdahalede bulunuyor.
Sahanın her yerinde ayak izleri olan bu adam, dün gece herkesin işaret ettiği Caner Erkin'di...
Futbolun ölçüsü emekse, Caner'in emeği 1 puandan çok daha fazlasını hak etti. Son saniye mucizesi de, Caner'in verdiği emeklerin ödülüydü belki.
***
Oysa maçın başından sonuna kadar ritmi yüksek bir Fenerbahçe vardı. Atılan ilk golden sonra, bir an canlı bağlantı kesildi, bant yayın sanki. Ve beraberlik golü.
Attığı golün kendisine yeteceğini sanmak, dün gece Fenerbahçe'nin en büyük yanılgısıydı.
***
Maç boyunca iki takım da öylesine açık oynadı ki, "gol atmak serbesttir" konulu bir film izledik sanki.
Ama rakip kale önleri, yoksul gölgelerin pozisyon zenginliği.
Top Caner ve Stoch'un ayağı geldiğinde oyunun hızı değişiyordu ama Bienvenu'nun ya gözleri geç kaldı, ya ayakları.
Düşündüm de, belli ki kupa maçlarındaki gariban takımlara biriktiriyor kendini. Alex'in yokluğunun Emre ile takas edileceği hissi oluşurken, dün geceki Emre maçın son çeyreğinde kavgaya soyundu.
Cristian ve Stoch da gecenin özel isimleri arasındaydı.
Sonuç olarak, Fenerbahçe son saniyede talihiyle 3 puanı aldı.
Ama talihi harekete geçiren güçler de, sahanın içinde verilen mücadeleyle bağlantılıydı.
Yollar sizi terk etmez...Siz yoldan çıkmazsanız.