Vav TV İzle
Sesli dinlemek için tıklayınız.
  • 07 Haziran 2022, Salı

7 Haziran!

OK garip olaylar izleyeceğiz" diye uzun zamandır yazmaktayım.
Uyarmaktayım!
Yavaş yavaş başladı zaten.
Geçtiğimiz haftalarda bir yazımda AK PARTİ-MHP ittifakına karşı harekete geçen EKOL'ün çok güçlü olduğunu, ancak içlerinde de mücadele yaşandığını aktarmıştım.
Kemal Bey özelinde yaşanacak olan bütün gelişmelere bu pencereden bakılmasında fayda vardı.
DÜNYA YENİDEN KURULUYORDU VE TÜRKİYE YERİNİ NEREDE ALACAKTI?
Dışarıdaki mücadelenin içerideki görünür hali bu sorunun cevabında gizliydi...
Açalım... Ve bir örnek üzerinden giderek bugünü anlatmaya çalışalım...
Kut'ül Amare'den gidelim...
Birinci Dünya Savaşı'nın IRAK cephesindeki önemli kuşatmaydı. 8 bin askerden oluşan İNGİLİZ GARNİZONU Bağdat'ın 160 kilometre güneyindeki KUT kasabasında OSMANLI ASKERLERİ tarafından kuşatıldı.
Tümgeneral Charles Townshend komutasındaki İNGİLİZ birlikleri BAĞDAT'a ilerlemeye çalışırken TİZPON muharebesinde püskürtüldü.
KUT'a sığınmak zorunda kaldı. KUT'u kuşatan ilk isim GOLTZ PAŞA'ydı.
Miralay SAKALLI Nurettin PAŞA'nın birlikleri ise ön saftaydı. İngilizler Kut'u kurtarmak için General Aylmer komutasındaki KOLORDUYLA saldırıya geçse de yenilerek çekildiler.
Nurettin Paşa da yenilen birlikleri takip etmeyip geri çekildiği için görevden alındı.
Yerine ise ENVER PAŞA'nın kendisinden bir yaş küçük olan amcası HALİL PAŞA getirildi. Sonrası malum...
Halil Paşa DESTAN yazdı.
Tüm İNGİLİZLER'İ esir aldı. Kut'ül Amare zaferinden dolayı da KUT soy ismi kendisine verildi. Bu zafer, 1952'ye MENDERES dönemine kadar ORDU içinde bayram olarak kutlandı.
Sonra bırakıldı. Başbakan Ahmet Davutoğlu döneminde tekrar canlansa da eski renkli kutlamalara uzak bir seyir izledi.
Bu zaferin BAYRAM olarak kutlanmasında ALMAN GOLTZ PAŞA'nın attığı ilk adım önemli bir yer tutmaktaydı...
Yani OSMANLI ile ALMAN ittifakı bir zafere imza atıyor ve bu BAYRAM'a dönüşüyordu.
Sonra da kaldırılıyordu.
ALMANLAR'ın burada etkin olduğu dönemde BAYRAM, olmadığı dönemde ise sessizlik hakim oluyordu.
İşte bu içeride yaşanan İNGİLİZ-ALMAN çekişmesi bizim siyasi tarihimizin çok konuşulmayan dengesiydi.
Asıl mücadele alanı buydu. Ve bu iki ekolün yanında, içinde, arkasında, başka başka güçler de bulunmaktaydı.
Bu nedenle 24 Şubat'taki RUS operasyonundan bu yana hem dışarısını hem içerisini bu dengeden anlatamaya çabalıyorum.
Çünkü tek gerçek bu!
Oysa yazılanlara çizilenlere bakıldığında çok kişi PROPAGANDA yapıyordu.
Herkes, ait olduğu cepheden karşı tarafa füze yollamakla meşguldü. İyi güzel de KÜRESEL DENGENİN YENİDEN kurulacağı bu dönemde daha akıllı daha tutarlı daha öngörülü olmak gerekmez mi?
Tam da bu dengenin gölgesini takip ettiğim için uzun zaman önce "KEMAL BEY ADAY OLMAYACAK" diye yazdım...
CHP lideri mitingler düzenliyor, kitleleri bir araya getiriyor demokrasiden hukukun üstünlüğünden söz ediyor, manifesto yayınlıyordu.
Hatta önceki gün Kemal Bey AVRUPA BİRLİĞİ'nin değişmez hedefleri olduğunu açıklasa da Türkiye'yi orada konumlandırsa da belli ki bu yetmiyordu! İçlerinde sert bir mücadele vardı. Ve DERİN AVRUPA KEMAL BEY'i istemiyordu. Kemal Bey üzerinde "ittifak" olmadıklarını küçük ancak önemli işaretlerle belli ediyorlardı. Rusya saldırısı ile "VAR OLMA" mücadelesi veren AVRUPA, burada BAŞKAN ERDOĞAN'a karşı kesin, net ve sonuç odaklı hamle yapacaktı.
Yapmak zorundalardı.
AK PARTİ de KEMAL BEY dışındaki hiçbir şıkka hazırlıklı değildi.
Hatta kendilerine kurulan tuzağı da görmüyorlardı!
Bütün gelişmeleri KEMAL BEY EKSENİNDE değerlendirerek büyük hata yapıyorlardı...
Ancak bizler siyasi gelişmeleri nedense hep içeriden takip etmeyi seviyorduk. Oysa bu bizi bir yere götürmezdi. Hatırlayın!
7 Haziran seçimlerinden sonra Başbakan Davutoğlu ile Kemal Bey koalisyon konusunda anlaşmaya yakındılar. Orada Devlet Bey sahneye çıkıyor ve KASIM seçimlerine giden yolu açıyordu. Davutoğlu sonra TASFİYE ediliyor ve EKOLER savaşı tavan yapıyordu. Ve bu mücadele şimdi tüm hızıyla geri geliyor ve şiddetli bir şekilde hava sahasını kaplıyordu. Yani bugün 6'lı masa olarak bilinen İTTİFAK'ın temelleri daha 7 HAZİRAN 2015'te atılmıştı! Bu seçimler AK PARTİ için GERİLEME olarak da tanımlanıyordu! Sonra yapılan KASIM seçimleri yüzde 49.5'a dayansa da 317 milletvekili çıkararak TEK BAŞINA İKTİDAR geri gelse de HAZİRAN gerçeği ortadaydı.
Zaten bir yıl sonra KÜRESEL ÇARKLAR yeni SİSTEM için dönmeye başlıyor, İNGİLTERE BREXIT ile AVRUPA BİRLİĞİ'ne veda ediyordu.
Türkiye de hızla Berlin-Paris eksenine mesafe koyarak yerini işaretliyordu. Bu nedenle 2023'e giderken yapılacak seçimler bir HESAPLAŞMAYI da beraberinde getiriyordu.
İçinde gizliyordu.
SADAT'a gidilerek "kapıya dayanmak" bunun en somut örneklerindendi! Önceki yıllarda KOALİSYONLAR bu GİZLİ SAVAŞI kamufle edebiliyordu!
BAŞKANLIK SİSTEMİNDE ise asla mümkün değildi! 6'lı masa bu nedenle PARLAMENTER sistem istiyordu!
Başkan Erdoğan, ülkenin konumunu belirlemek için var gücüyle uğraşıyor ancak birileri de buna itiraz ediyordu. Bu nedenle PKK-YPG'den diğer örgütlere, HDP'den finansal ataklara, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden yaptırımlara kadar uzanan geniş bir çekişme alanı vardı. Ve İSTİHBARAT SAVAŞLARI yakında tüm gündemi belirleyecekti!
Sürpriz hamleler sürpriz oyuncular çıkacaktı. Herkes şaşıracaktı! Seçimler 2023'e kalır mı bilemem! Ancak tek bildiğim büyük bir mücadelenin olacağı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya
      SON DAKİKA