CANLI YAYIN
Ergün Diler
ERGÜN DİLER

Tuzak!

Eklenme Tarihi 06 Nisan 2013
İmralI ile görüşmeler tüm hızıyla sürerken ve barış için gerekli adımlar atılırken, "Birileri pürüz çıkaracak mı? Çıkacaksa bunu nasıl başaracaklar?" diye günlerdir düşünüyorum. Hem atılan olumlu adımları, hem de hamle yapması muhtemel kesimleri sıkı bir şekilde takip ediyorum. Boğaz kıyısındaki sessizliğin nedenini ararken, önceki gece bir dostum merakımı giderdi...
"Londra'daki ünlü otellerde ve malikanelerde inanamayacağın toplantılar yapılıyor! Türkiye'de bunları bilen yok! Birileri ülkenin başına çorap örme gayreti içinde. Bakalım ne olacak" dedi...
Şaşırmıştım!
Merakım iyice artmıştı!
Acaba nasıl bir plan içinde olabilirlerdi?
Geç saatlerde eve geçince, koltuğumun arasındaki gazeteleri masaya atıp önceden altını çizdiğim haberleri tek tek okumaya başladım.
"Bir işaret olmalı. Ve bunu görmeliyim" diye düşünüyordum. Çünkü bu güç, 60 yıldır ne zaman operasyon yapsa ipuçlarını kesinlikle KONTROL ettikleri gazetelerden verirdi!
Bunu bildiğim için gecenin yarısına kadar gazetelerle adeta dans ettim.
Daha çok küçük haberlere bakarken, GİZ'in oralarda olduğunu düşünürken, tokat yemiş gibi kendime geldim.
Çünkü İŞARETİ bulmuştum! Çok masum ve sıradan sözlerle geçiştirilse de küçük puntolarla verilen haber zihnimde bir ışık yaktı!
Hemen internete girdim.
Başlığını görüp okuma fırsatı bulamadığım haberi buldum!
Habere konu olan kişi KANDİL'deki etkili isimlerden CEMİL BAYIK'tı...
Kandil'in söz dinlemeyen ismi Bayık, "Yasal zemin hazırlanmadan, bunun tedbirleri geliştirilmeden gerilla geri çekilemez.
Çünkü geçmişte bu deneyimi yaşadık. Gerilla geri çekilirken yüzlerce kayıp verildi. Yaralananlar, esir düşenler oldu. Böyle bir pratik ortada iken kalkıp da geri çekilmenin yasal tedbirleri yoktur. Sadece idari tedbirlerle bu iş başarılabilir demek yanlıştır, tehlikelidir. Erdoğan ve bazı hükümet çevreleri diyor ki 'Bu bir hükümet meselesidir, Meclis meselesi değil, onun için yasalarda değişiklik, yasal güvenceler gerekmiyor.' Bu aslında sorunu çözmemede direnmedir, adeta alay etmedir. Ciddi olmaları lazım.
Gerilla yasal güvenceyi görmeden tek bir adım geri atamaz.
Meclis'in karar alması, çağrıda bulunması gerekiyor..."
İşte bu sözleri okuyunca, "Tarih tekerrür mü edecek?" diye kendi kendime sordum!
Hemen OSLO süreci aklıma geldi.
Olanlar tazeydi. Dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner, görüşmeye katılan yardımcısı Afet Güneş ve Erdoğan'ın temsilcisi sıfatıyla masada yer alan Hakan Fidan, hedef haline gelmişti. "ALINMA" korkusu yüzünden birkaç gün evlerine bile gidemeyen MİT'çiler, bir süre sonra hükümetin çıkardığı ÖZEL bir yasa ile güvence altına alındılar!
O gün Emre Taner ile barış adına masada olanlar tutuklansalar, dalganın nerede duracağını kimse bilemezdi!
Çünkü Genelkurmay eski Başkanı bile içerideydi! Bu operasyonu düşünen güç, İlker Başbuğ ile HIZ TESTİ yapmıştı! Bu nedenle dalga, tsunamiye dönüşebilirdi!
Ama olmadı! Devlet gereğini yaptı.
Adalet olgunluk gösterdi...
Bayık'ın internetteki o sözlerini okuyunca, "TUZAK BU!" dedim!
Çünkü PKK'nın silahlı kolunu temsil eden Bayık'ın hiç gerekmediği halde geri çekilme için YASAL GÜVENCEDE ısrar etmesinin başka bir anlamı yoktu!
İmralı'nın "Silahları gömün ve çekilin" çağrısına rağmen Büyük Türkiye'yi istemeyenler bir şey yapacaktı! En azından süreci baltalamayı deneyecekti! Bunu görmek için ALİM olmaya gerek yoktu!
Bayık bunun işaretini vermişti!
Düne kadar her türlü operasyonu çektikleri Ankara'yı yine içeriden vuracaklardı!
Meclis'in daha doğrusu CHP ve MHP katılmayacağı için AK Parti'nin çıkardığı YASA ile koruma zırhına bürünen PKK, onu kontrol eden güçler tarafından son kez ama çok etkili bir şekilde kullanılacaktı!
PKK'lılar çekilirken önce fotoğraflar sızacak, sonra da ne olduğu belli olmayan bir patlama ya da çatışma haberi gelecekti! Herkes barıştan, kardeşlikten, ortak gelecekten söz ederken, ŞEHİT haberleri belki de aradaki bütün bağları koparıp atacaktı!
Bizim yüreğimiz yanarken Londra'da plan yapanlar avuçlarını ovuşturacaktı!
Çünkü PKK'ya YASAL ÇERÇEVE ile KORUMA çıkaran hükümet ve Erdoğan hedef olacaktı!
Her türlü itham ortalığa saçılacaktı!
Uzun zamandır susan BASIN ağzına geleni söyleyecekti!
Hiçbir şekilde götüremedikleri hükümeti belki bu kez çok sarsacaklardı!
Kim bilir belki de yasal zemin üzerinde DARBE yapacaklardı!
Kendilerince yarım bıraktıkları işi tamamlamış olacaklardı!
Tabii bütün bunlar benim yorumum!
Bayık'ın sözlerini ve Londra'daki gizli toplantıları öğrenince aklıma gelenler!
Ama PKK'lı bir grup çekilirken bir askerin ya da "buhran geçiren" bir güvenlik görevlisinin SIKTIĞI kurşun dev bir dalgayı tetiklemez mi!
Ya da "özel emir alan" bir teröristin silahını askere doğrultması, yangına dönüşecek kıvılcımı yaratmaz mı?
Sadece düşündüm ve sizinle paylaştım...
Çünkü AKİL İNSANLAR KOMİSYONU üzerinde kopartılan fırtına YAPAY!
Her şey asıl planın gizlenmesi için!
Adamların metodu bu!
Erdoğan yine hedefte!
Belki, hem İmralı'yı hem hükümeti bu YASAL ÇERÇEVEYE zorlayan kesimleri yanlış değerlendiriyorum!
Belki de havadan nem kapıyorum!
Ya da kötü niyetliyim!
Ama yine de NOT etmekte fayda var!
Adamlar Londra'da pişpirik oynamıyor!

NOT: Bu arada kıyamet kopsa bile Erdoğan'a saldırmaktan vazgeçmeyecek olan bir gazete var ya!
Hani "Arkasında kim var?" diye merak edilen!
Gerçek, söylentilerin tamamen dışındaymış!
Parayı veren, Londra ile arasından su sızmayan eski bir medya patronuymuş!
Bu da Cumartesi bombası!