Irak'ta BARZANİ "Devlet yakın" diyor.
İsrail pusuya yatmış bekliyor.
İran başını NÜKLEER belasından kurtarmaya çalışıyor.
Rusya krizlerle artan petrol fiyatının bereketini yaşıyor.
Afganistan içten içe yanıyor. ABD, gücü her şeye yetermiş gibi davranıp DUA ediyor. Çin, Türkiye'yi keşfedip "Biz çok ama çok eski dostuz" mesajı veriyor.
Yunanistan PARASIZLIKLA savaşıyor. Almanya KADRO dışı kalmamak için direniyor. Fransa, Sarko ve eşinin MAGAZİNİYLE ilgileniyor... Kabaca etrafımızda TABLO bu... SURİYE ile olan gerginlik herkese kaygı veriyor.
Gazeteler ve televizyonlarda MANŞET ESAD...
Herkes "Daha geçen yıl can ciğer kuzu sarmasıydık. Ne oldu da aramız bozuldu?" sorusuna cevap arıyor. İran'ı BM'de yalnız bırakmadık. Bin yıllık komşumuzu ezdirmedik. Yanında yer aldık.
Dünyayı şaşırttık. Peki ne oldu da GERGİNLİK bütün bölgeyi kapladı? Neden en çok konuşan Türkiye oldu? Kimden ne istiyorduk? Derdimiz neydi?
Anlatalım...
Türkiye çürümüş MÜESSES NİZAM'ı yıkmak için ilk yumruğu attığında DÜNYA bunun hayra alamet olmadığını anladı. İlk yumruk Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun Kara Kuvvetleri Komutanı olan Atilla Ateş Paşa'dan geldi. Ateş Paşa, 14 yıl Öcalan'ı besleyen Şam'a "Artık sabrımız kalmadı" resti çekti. Uzun yıllar sonra ilk kez DİK duran Ankara'nın mesajı HAFIZ ESAD'a gitti.
Mesaj Suriye'ye girerken Öcalan çıkıyordu! Kıvrıkoğlu, hemen sonra da Ankara'da kayıtsız şartsız itaat edilen KIRMIZI KİTABI değiştiriyordu!
Güçlü bir siyasi iradeyle bezenen Yeni Ankara'nın önünde 3 problem vardı: Enerji açığı, cari açık ve terör...
Bir de 1 Mart'ta HAYIR cevabını alan ABD'nin oynadığı KÜRT KARTI!
ABD, en iyi dostunun elini zor zamanlarda tutardı. Her dediği yapılsın diye... Ankara bunu biliyordu. Enerji şarttı. Ayakta kalabilmek için önce İran'ın kapısı çalınıp "Sınırsız işbirliği yapalım" mesajı verildi. Tahran bunu kabul etti. Ancak perde arkasından komşuluğa yakışmayacak hareketler yaptı.
Güveni zedeledi... Aynı yaklaşım RUSYA'ya karşı da sergilendi. Cevap farklı olmadı.
Ankara, kendi göbeğini kendi kesecekti. Bir yol aranıyordu.
Bu DOST eli KATAR'da bulundu. Derin anlaşmalarla ENERJİ ve FİNANS işbirliğine gidildi. Türkiye kendisini köşeye sıkıştıran ENERJİ sıkıntısını komşularıyla olmasa da bölge ülkesiyle çözüyordu.
BORU ANLAŞMASI yapıldı. Artık doğalgaz, petrol Türkiye'ye akacaktı.
İki şık vardı. Ya Irak üzerinden ya da Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye üzerinden...
Osmanlı'yı batıran NÜFUS sorunu KÜRTLER'i kucaklayıp çözülecekti. Ancak ENERJİ problemi canımızı yakıyordu. İran ve Rusya kıskacındaki ülkenin bir adım ileri gidemeyeceği aşikardı.
Neyse...
Katar elini uzattı. Ancak perde arkasında kuyumuzu kazan DOSTLAR, hep birlikte projeye TAŞ koydu. Irak bizim için sürpriz değildi. Fenerbahçe'yi bile oraya götüren devlet için, ESAD tam bir şok oldu. Dost ve kardeş ESAD bu projenin kendi topraklarından geçmesine izin vermedi. Defalarca uyarıldı. Laf dinlemedi. Abilerine güveniyordu.
Bir de kimse Türkiye'nin büyümesini istemiyordu. Bunun üzerine DEVLET kenetlendi. Ya büyüyecek ya büyüyecektik...
Bir anda Suriye karıştı. Ordunun başındaki MAHİR ESAD gizli kapılar ardında "Ne ABD'si, sadece Türkiye'den korkuyoruz" diyecekti. Ama korkunun ECELE faydası olmayacaktı. Yıllarca Öcalan'ı besleyen Şam, arkadan vurmaya kalkışmanın faturasını ödeyecekti.
İran için de uygun tarife yapıldı.
BM'de ağabeylik yapan Türkiye'nin önünü ŞAM kartıyla kesmeye kalkınca MALATYA'ya füze sistemi getirildi. "Belki şimdi sözden anlar" diye...
DOST bildiğimiz ülkeler arkadan iş çevirince Türkiye, iyice ayağa kalktı. Herkese verilecek bir cevap vardı. ABD-İsrail baskısını gören İran kapımızı çalıp, "Ben ettim siz etmeyin" dedi. Sonra da kardeşi Suriye, "Annan planı tamam" mesajı gönderdi.
Komşular tek tek yola gelirken ABD içeriyi karıştırmaya kalktı.
Bunun üzerine de Erdoğan kalkıp ÇİN'e gitti. Dünyaya açık ve net bir mesaj verdi: Türkiye yeni dost bulur, siz kaybedersiniz...
Son viraj dönülmek üzere...
Türkiye enerjiyle kucaklaştığı an, fırlayacak.
Bunu da ya güzellikle ya da zorla yapacak.
Bu gerçeği bilen
DOSTLARIMIZ da hem içeride hem dışarıda problem üstüne problem çıkarıyor.
Ama bu güneşe kar dayanmaz.
Bilmedikleri bu!