Nitekim öyle de oldu.
Pazar günü ÜÇÜNCÜLÜK için İtalya karşısına çıkacaktık. Maç saatinin gelmesini beklerken şehrin en ünlü caddesi KNEZ MIHAILOVA'da SULTANLAR'IN en büyük destekçisi VAKIFBANK Genel Müdürü Süleyman Kalkan'la CHAT-WALK yaptık. Hem yürüdük hem sohbet ettik. İşte, sakinliği ile öne çıkan, düşünmeden tek kelime etmeyen, birlikte çalıştığı herkese güven veren ve işini iyi yaparak nerelere gelinebileceğini gösteren bir yönetici portresi...
- Siz en son İş Bankası Balmumcu'da şube müdürü olarak çalışıyordunuz?
Evet. 27 yıllık bankacıyım. En son görevim de kendi isteğimle şube müdürlüğüydü.
- Neden böyle bir şey istediniz ki? Herkes komuta katında olmak istemez mi?
Haklısınız. Söylediğiniz gibi birçok insan yukarıda oturmayı tercih eder. Ancak bu işin doğasına aykırı.
Çünkü müşteriyle yüz yüze, göz göze olduğunuz yer şubelerdir. Ben de cephede olmak istedim.
- Göreve geldikten sonra bankada ne değişti?
Göreve geleli yaklaşık bir buçuk yıl odu. Her noktada kârlılığı düşündüm. Rekabete önem verdim.
- Peki rakamlar sizi doğruluyor mu?
Sektör bu yılın ilk 6 ayında yüzde 15 gerilerken biz yüzde 20 büyüdük. Yani rakamlar da bizim yanımızda.
- Ortadaki başarının sırrı ne?
Ekibime güvenirim. En kritik kararlarda bile herkesin kendi fikrini söylemesini beklerim. Sonuç kötü olunca "Ben söyleyecektim" diyen insanlardan pek hoşlanmam. Herkesin düşüncesine saygım var.
- Bu pek Türkler'e uygun bir model değil gibi?
Başarı ancak böyle gelir. Her dediğime "evet" diyen ekiple başarı gelmez.
- Peki sizin ekibiniz özgür mü? Herkes fikrini söyleyebiliyor mu? "Genel Müdürümüz kızar mı" diye düşünen yok mu? İnanın bizim kurulumuz çok demokratiktir.
Örneğin bir kredi meselesi masada olsun. Ben de bu krediyi desteleyen isim olayım. Eğer kuruldaki bir arkadaş bile makul bir itiraz dile getirirse o kredi bizden çıkmaz. Ekip ruhu çok önemli. Başarı ya da başarısızlık böyle gelir.
- Herkese güvenir misiniz?
Güvenmek isterim.
- Peki Sultanlar'a güveniyor musunuz?
Tabii ki... Biz fazla reklam yapan, çok fazla sponsorluk desteği veren bir kurum değiliz. Ancak voleybol başka. Hem Vakıfbank ta hem Milli Takım da desteğimiz sonsuz.
- Neden futbol değil? Çünkü voleybol çok daha saygın. Heyecanını bir yana bırakacak olursanız tüm karşılaşmalar FAIR PLAY kapsamında. Kavga yok, küfür yok, şiddet yok... Daha ne olsun.
- Başka?
Bir de destek verdikçe gelen bir başarı sözkonusu.
- Sanırım destek artacak gibi?
Biz sonuna kadar kızlarımızın yanındayız.
- İsterseniz kızlardan biraz uzaklaşalım...
Logonuzun rengini değiştirmeyi düşünüyor musunuz? Çünkü birçok yönetici geldiğini hissettirmek ister... Hem biraz eski değil mi?
Belki haklısınız. Üzerinde düşünmüyor değiliz.
Ancak bizi biz yapan SARIdan kopmadan üzerinde oynayabiliriz. Değişim, kökten uzaklaşmak anlamına gelmemeli...
- Geleneksel bir yanınız olduğunu duydum.
Mesela bağlama çaldığınız doğru mu?
Kimden duydunuz bilmiyorum ama doğru. Ege, Rumeli türkülerine bayılırım. Ama BOZLAK benim için başkadır.
- En sevdiğiniz türkü?
Bunu siz yazın altına imzamı atarım. Çünkü seçmekte zorlanırım...
- Yolun sonuna geldik. İzin verirseniz son sorumu sormak istiyorum. Çocuğunuz da sizin gibi bankacı olmak istese öğüdünüz ne olur? İşbaşvurusu yapan her arkadaşıma söylediğim gibi özgün bir tarafı olmalı. En azından bir yönüyle herkesten farklılaşmalı. Ve belki de en önemlisi her fikrini korkmadan çekinmeden müdürüne söylemeli...
- Son soru dedim ama, krizle ilgili bir cümle..
Krizde çok ders aldık. Türk bankaları şimdi dünyada örnek. Herkesin gözü üzerimizde. Türkiye büyüdükçe biz de büyüyeceğiz...
İşte, 700'e yakın şubesi, 12 bin çalışanıyla toplam 86 milyar lira aktife yön veren Vakıfbank'ın Kırşehirli Genel Müdürü Kalkan'ın mesleğe bakışı böyle... Napolyon'un "Çıkarken yavaşlayabilirsiniz, düşerken asla" sözünün en güzel örneklerinden biri...
Bu söyleşide en çok gençlerin UMUT bulacağını düşünüyorum. Çünkü hiçbir alınteri karşılıksız kalmıyor. Başarı nerede olursanız olun gelip sizi buluyor...