Peki, olan biten ne?
Önce iki ayrı çıkış...
Başbakan Erdoğan birkaç gün önce katıldığı bir televizyon programında askerlerin tutuklanmasına sert çıktı: "Bakın şu anda içeride 400'e yakın emekli, muvazzaf subayastsubayımız var. Bunların içinde karacısı var, denizcisi var. Şimdi bizim bu kadar fırkateynlerimiz, gemilerimiz, vesaire... Yani neredeyse komuta kademesinde oralara gönderilecek subayımız kalmıyor ya, böyle şey olmaz. Bir ara bir ajan meselesi çıktı. Şimdi hele hele çok daha ağır olanı, yani örgüt kurmaktan, örgüt elemanı olmaktan... Şimdi böyle bir şeyin delilleri kesinse ver hükmünü, işi bitir. Ama elinde kesin hükümler yok da sen yüzlerce subayı-astsubayı örgüt elemanı olarak veya örgüt kuran olarak, hele hele Genelkurmay Başkanı'nı kalkar da bu şekilde değerlendirirsen burası Silahlı Kuvvetler'in moral değerlerini alt üst eder. O zaman terörle nasıl mücadele edecek bu insanlar?"
İkinci çıkış ise son günlerin en çok konuşulan ismi CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler'den geldi. "Türk ulusuyla Kürt milliyeti eşit değil" sözleriyle şimşekleri üzerine çeken Güler dün de şöyle konuştu: "Boşnak kökenli Türk vatandaşıyım. Ülkemin, babamın memleketi olan Yugoslavya gibi olmasını istemiyorum. 21. Yüzyıla yakışmayan bu acılar, başka hiçbir yerde yeniden yaşanmamalıdır. Yugoslav ulus yapısı ve sosyalist altyapı ortadan kaldırıldığında, ülke milliyetler mezbahasına döndü. Yapılmak istenen Türk ulus yapısını çözme operasyonu ve sonrasında benzer bir gelecek tehdidi görüyorum."
Yukarıdaki açıklamaya geleceğim. Ama geriye, oldukça geriye gitmeden neler olduğunu anlama şansımız yok!
Birinci Dünya Savaşı'nda TARİH YAZSAK da kaybeden taraftık. Binlerce şehit verdik, Çanakkale'yi kapattık ama yenildik! Bu yenilginin bir faturası olacaktı.
Oldu da! Dönemin süpergücü İngiltere masada çok net konuştu: OSMANLI'ya ait ne varsa terk edeceksiniz! Bu şartla yaşamanıza izin veriyoruz...
Padişah da, Mustafa Kemal de buna razı oldu.
Kimsenin yapacak bir hamlesi yoktu çünkü. Ya onların dedikleri gibi sınırlarımıza çekileceğiz ya da tamamen yok olma pahasına savaşacaktık! İkinci ihtimal delilikten öte bir şeydi. Bu nedenle 90 yıllık uyku süreci başladı. Bu, TÜRK DERİN DEVLETİNİN kararıydı! Bu karardan sonra çok tartışılmasa da uyuduğumuzu alfabeyi değiştirerek gösterdik! Emir Londra'dandı...
Adamlar hem yönettiğimiz ırklarla, hem dedelerimizle bağımızı kesmek istiyordu. Bu yüzden hala ATALARIMIZIN NE YAZDIĞINI gidip okuyamayız!
Mezar taşlarını anlamayız . Galiba dünya üzerinde böyle çelişkiyi yaşayan tek milletiz!
İstenen sadece alfabetik değişim değildi elbette! Tüm kurumlar ve gelenekler değişecekti! Din ile araya mesafe koymak zorunluluktu. Din en büyük ortak paydaydı. Canlı ve güçlü olursa bölgenin Ankara'ya kayma ihtimali hep vardı.
Dualarımız, namazlarımız, camilerimiz hep aynıydı. Bu tehlikeydi! Değişmesi gerekliydi. Laiklik işte bu işe yaradı!
Asırlardır yönettiğimiz insanlardan uzak düşmemize neden oldu. İngiliz ve diğer Avrupalılar, Araplar'ın peşinden ayrılmazken bizler sırtımızı dönüyorduk! İtalyan'ı, İngiliz'i, Fransız'ı, İspanyol'u, Alman'ı, Amerikalı'yı kendimize yakın bulurken ARAP'tan kaçıyorduk! Söylenmese de onlardan nefret eden bir kesim vardı! Zamanla oluşturuldu! Nefret edenler laboratuvarda yetiştirilmişti çünkü!
Hepsi Avrupa eğitimliydi!
Bu konuda merkez basına büyük görev düştü.
Logolarının altına "Türkiye Türklerindir" yazarak "Aslında bu sınırlar bize yeter, mazinizi unutun, bu toprak parçasında mutlu olmaya bakın. Hayal kurmayın" dediler... Ülkenin zenginlikleri 40 aile arasında paylaştırılırken nasıl mutlu olunacaksa!
Çok dikkat etmeyiz ama ahlak anlayışımız ve yaşam biçimimiz ilmek ilmek örülerek onların istediği noktaya çekildi. Bu, uzun yılları alan bir projeydi.
Devlete sızıp ele geçirdikleri gibi, attığımız her adımı da dizayn ettiler. Partilerde, bankalarda, MİT'te, askerde, eğitimde, sporda anlayacağınız her yerde güç onlardaydı!
Hem sistem, hem yaşam onların kontrolü altındaydı!
Londra-Neo-Con hattındaki büyük güç böyle istiyordu!
Küçük, kendi halinde, tarihini inkar eden, sorumsuz, sınırlı ve iddiasız bir TÜRKİYE...
Eğitim sistemi bu amaca yönelik hazırlandığı için farklı bakma ve perde arkasındaki gerçeği görme kabiliyetimiz sınırlıydı!
CHP'li Güler de aslında aynı dertten muzdarip.
Korkusuna ve eğitim şekline yenik düşüyor! Bu yazdıklarımı bilmiyor ve görmüyor! Aslında o da benim gibi Boşnak kökenli! Dağılma ve yok olma korkusunu bu nedenle çok iyi anlıyorum. Ama hanımefendinin atladığı bir nokta var. AYRILMAK İSTEYEN KÜRT YOK Kİ!
Bu nedenle Yugoslavya örneği doğru değil! Eğer korkusunda samimiyse Kürtler'in TÜRK BAYRAĞI altında toplanmaya razı olduklarını görmesi gerekir.
Mondros'tan beri zorunlu olarak ötelediğimiz insanları kucaklamak Türkiye'yi küçültmez, tam tersi BÜYÜTÜR!
Eğer bunları bilmeden Yugoslavya örneği verirseniz istemeden LONDRA'daki akla hizmet olursunuz!
Hoş, Kemal Bey Erdoğan'ın Çankaya yürüyüşünü kesmek için Londra'nın desteğiyle göreve getirildi. Görevi kendi almadığı için şimdi krizdeki partiyi bir türlü tutamıyor.
Ama merak etmeyin! Yakında Kemal Bey de gidecek.
Türkiye'nin yürüyüşünü anlayacak bir başka isim gelecek!
Bütün entelektüel dünyayı kapsayacak bir isim olacak bu!
Benim yazmaya çalıştıklarımı ayrıntılarıyla CHP'lilere anlatacak. Ülkenin geleceğini çizecek. Kemal Bey ve arkadaşlarının yapamadığını yapacak. Bu işlerin Sarıgül'le, Gürsel Tekin'le olamayacağını gösterecek. "Ülke yönetmek ciddi bir iştir" diyecek...
Bunları nereden mi biliyorum?
Kahin değilim...
Ama şunu çok net görüyorum. Yakında Silivri'de çok az asker kalacak. Devlet büyük bir barış imzalayacak.
Asker sadece milletinin yanında olacak. Avrupa ve Amerika'ya itaat eden hiçbir isim komuta katında yer almayacak! İşlenen suçlar ve günahlar affedilecek.
Helalleşme sağlanacak.
Ben bu tarihi daha önce Cumhuriyetin 90. yıldönümü olarak yazmıştım. Gelecek 29 Ekim'de "Silivri'de Özgürlük" bekliyordum. Ancak Erdoğan'ın son çıkışına bakınca "Bu tarih öne alınacak" diye düşündüm. Bakalım...
Son 10 yıla baktığınızda, parçaları yan yana getirdiğinizde şunu görürsünüz!
Avrupa'nın dayattığı birçok kural yerle bir oldu!
Cumhuriyet onların istediği şekilden çıktı. Din ile aradaki buzlar eritildi. Bölgeye inildi. Tarihle barış sağlandı...
İşte Yeni Osmanlı olabilmek için sadece TÜRK OLMAK YETMEZ!
Osmanlı sadece Türk olduğu için üç kıtada at koşturmadı! Medeniyet kurduğu ve herkesi bağrına bastığı için büyüdü, cihana hükmetti!
Londra ile bütün anlaşmaları yapan kadrolar CHP'li olduğu için bunu anlamaları zor olacak. Zaman alacak. Bu nedenle içlerinden bir MEHDİ çıkacak. Devlet, onların 90 yıl öncesinde kalmalarına razı gelmeyecek!
Türkiye bütün kurumlarıyla MİLLİ ve BAĞIMSIZ olacak. CHP gibi MHP de buna uyacak! Başka çaresi yok.
Ya değişecek, ya yok olacak!
Avrupa'dan emir alıp gerçeklerin üstünü kapatmaya çalışanları saymazsak herkes bundan mutlu olacak...
Değişim sancılıdır!
Bu sancılar hayra alamettir!
NOT: Ordu yakın zamanda bölgede görev alacağı için içeride komutanı kalsın istemez... Ordu, milletin hizmetinde olduğu sürece de Ankara buna kayıtsız kalamaz!