BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş: "Yaşam hakkına yönelik bu saldırıları şiddetle kınıyoruz. Her iki olayı yapan ve yaptıranlar bir an önce açığa çıkarılmalıdır."
Eşbaşkan Gültan Kışanak: "Hiçbir soru işaretine yer bırakmayacak şekilde sağlıklı bir soruşturma yürütülmeli ve tüm bilgiler kamuoyu ile paylaşılmalıdır."
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan: "Kim hangi mantık ve amaçla Ankara ve Siirt'te bombalar patlatıyor.İnsanlık, vicdan, insaf sınırları aşılıyor."
Oysa daha önce, çok daha fazla insanın hayatını kaybettiği HAİN PUSULARDA bu kınamayı duymazdık. İlginç değil mi?
İnşaallah BDP bu sözlerinde samimidir.
İnşaallah "el insaf" diye ayağa kalkan kendi tabanının gazını almak için edilmiyordur bütün bu sözler...
Neyse...
Zaten Ankara'daki saldırının üçüncü gününde TAK ortaya çıkarak tüm Kürt siyasileri yalanladı. Saldırıyı "Ben yaptım" dedi. Kimseye söyleyecek hiçbir söz bırakmadı. Tabii Kürt vekiller çıkıp "Biz TAK'ı tanımıyoruz" derlerse iş başka...
TAK'tan devam edelim...
Yıllar önce KÜRT Kontrgerillası'nı kurmak isteyen İÇERİDEKİ güçler önce Lavrion Kampı'nı Yunanistan'dan aldı.
Buraya gönderilen militanların yetersizliği bir süre sonra ortaya çıkınca Kuzey Irak'a toplu geçiş oldu. Yeni patronlar çok önem verdikleri BU TAKIMI GUAM'da özel eğitime aldılar.
Yunanistan'da ellerinde bomba patlayan adamlardan birer TERMİNATÖR yarattılar.
Eğitimini tamamlayan bu TAKIM daha sonra Almanya ve Hollanda'da psikolojik operasyonlara tabi tutuldu. Bir eylem planı olduğunda Türkiye'ye gelmeleri birkaç saati aşmıyordu nasıl olsa...
En güvendikleri elemanları da 80 Kürt ailesinden aldıkları çocuklardı. "Çocuklardı" dememe bakmayın koca koca entelektüel birikimi olan kiralık katillerdi bunlar...
TAK'ın başında devletin bildiği ve takip ettiği önemli sivil bir KÜRT var. Bu adamın bütün ticari hareketleri kayıt altında. Ancak içeriden aldığı güçle TAK'ın para kaynağı olmaya devam ediyor. Hiçbir şey olmamış gibi gizli servislerle ve içerideki işbirlikçilerle rahat rahat görüşebiliyor. Çankaya'daki gibi bombalarla CAN alabiliyor. Ölen masum insanların acısı üzerine MERSİN Limanı'nda purosunu yakabiliyor.
NEDEN?
Çünkü yıllardır kendisine yol açan askerin bir kanadıyla işbirliği içinde de ondan...
Acı ama gerçek. Düşünülmesi ve yazılması hiç kolay değil ama maalesef gerçek bu... İsrail'den, CIA'dan, Fransa'dan, Almanya'dan önce içerisini temizlemek gerekiyor. Sonuçta ele geçirdiğiniz teröristin üzerinden AHMET, OSMAN, HALİL ya da AYŞE, NERMİN, HAVİN kimliği çıkıyor. Yani düşmanın büyüğü içeride. Kafasını kaldıran bir TÜRKİYE istemiyor. 60 yıllık hakimiyetini TESLİM etmiyor. Ne ülke ne de ölen insanlar umurlarında değil. 3 kişi değil 300 bin kişi ölse kılı kımıldamaz bunların. "Düşmanımın düşmanı dostumdur" diyerek Türkiye ile hesabı olan herkesle masaya oturuyorlar.
İçeride oldukları için adam başına 3 istihbaratçı düşen ANKARA'nın göbeğinde eylem yapabiliyorlar. KORKULARI yok.
Resmen savaş ilan ettiler. Saldırıları daha da artacak. Başka çareleri yok. Türkiye diz çökünceye kadar kan kusacaklar. Hem de sivilleri vurarak... Büyümek isteyen Türkiye içerideki PİSLİĞİ biliyor. Büyük virajı alan yeni ANKARA sürpriz bir tokatla yakında herkesi şaşırtacak. Çünkü Ankara'nın da çok fazla seçeneği yok. Bu "UR"la yaşanmaz...
Ben değil doktorlar söylüyor...