Erbakan, 1995 yılındaki seçimlerden BİRİNCİ olarak çıkmayı başardı. Ancak DYPANAP yakınlaşmasına engel olamadı. Bunun üzerine GÜVEN OYLAMASINI Anayasa Mahkemesi'ne götürdü. Hükümet dağıldı. 8 Temmuz 1996'da REFAHYOL hükümeti kuruldu. Yeni oluşumdan sonra RAHMETLİ ERBAKAN daha önceden kafasına koyduğu programı hayata geçirmek için start verdi. 2-7 Ekim 1996 tarihleri arasında Başbakan olarak MISIR, LİBYA ve NİJERYA turuna çıktı.
Ve bu gezi ERBAKAN için sonun başlangıcı oldu.
Nasıl mı?
Anlatalım:
Tarihler 1995 Ekim ayının sonlarını gösteriyordu. Filistin İslami Cihad Örgütü'nün lideri Dr. FETHİ ŞİKAKİ Libya'daki Filistinliler'in sınırdışı edilmesini engellemek için KADDAFİ'ye gitti. Çok sıcak karşılandı.
Kaddafi'nin sevgisi de büyüktü. ŞİKAKİ dönüşte MALTA'ya uğradı. Biraz kafa dinlemek istiyordu. Sonbahar'da ada çok güzeldi. Şikaki her gün gazeteleri okuduktan sonra BİSİKLET turuna çıkıyordu. Tek başına...
İsrail Gizli Servisi ŞİKAKİ'nin rutine bindirdiği BİSİKLET
turunu merkez iletti. Cevap JET hızıyla geldi: İŞİNİ BİTİRİN...
Adanın en sakin yerlerine PEDAL çeviren İslami Cihad'ın lideri kendisini bekleyen tehlikenin farkında değildi. Gece yarısı MALTA'ya gelen MOSSAD ajanları turist kıyafetleriyle peşindeydi. Dikkat çekmeden ŞİKAKİ'yi izliyorlardı. En uygun noktada tetiğe basıldı. Beynine aldığı kurşunlarla ŞİKAKİ şehit düşmüştü...
Cinayetin CIA'nın merkezi olan MALTA'da olması Kaddafi'yi çılgına çevirdi. Ancak elden bir şey gelmiyordu. CIA'nın lojistik desteğiyle MOSSAD işini bitirmişti. İsrail korktuğu bir isimden daha kurtulmuştu!
Erbakan'ın önceden hazırlanan gezi programı saat gibi işliyordu.
Erbakan başına geleceklerden habersizdi. Ankara'da birileri HUMMALI bir çalışma içindeydi.
Ergenekon tutuklusu bir PAŞA daha sonra İSTANBUL'da bir ÖZEL ÜNİVERSİTE'nin sahibi olan hırslı genci çağırdı. Eline sarı bir zarf verdi. Gelecek planları kuran bu kişi CIA'nın merkezi olan MALTA'ya uçtu. ABD'den arkadaşı olan ve ÇATLI'ya kimliğini veren MEHMET ÖZBAY'ı da oraya çağırdı. İki genç adam, adanın en lüks oteline yerleşti. Daha sonra önü açılacak olan PAŞA'nın güvendiği isim ÖZBAY'a sarı zarfı verdi. Ankara'nın hassasiyetle üzerinde durduğu BELGELER ertesi sabah CIA'nın MALTA sorumlusu "RHODES" kod adlı ajanın elindeydi.
RHODES'un, Şikaki suikastına bir ekiple katıldığı da dilden dile dolanıyordu!
Neyse!...
RHODES aldığı zarfı kendi kanalları içinde kısa zaman sonra KADDAFİ'nin çadırına ulaştırdı. Zamanlama çok ilginçti. Çünkü iki gün sonra ERBAKAN, Trablusgarp'ta olacaktı...
MEHMET ÖZBAY ve RHODES belgelere bir takım eklemeler yapmıştı.
Özenli bir İMALATTI.
Kaddafi zarfın içinden çıkan notlara bakınca çıldırdı. Çünkü Erbakan'ın koalisyon ortağı olan partinin lideri CIA ajanı olarak gösteriliyordu.
Üstelik kendisinin ucuz atlattığı suikasttan, yani RHODES'un kurduğu TEZGAHTAN Türk misafirinin ortağının haberi vardı.
Kendisi yoktu ama ÇİLLER çadıra bomba gibi düşmüştü. Özbay ve Rhodes'un titizlikle hazırladığı belgeler işe yaramıştı. Kaddafi ÇÖL ASLANINA dönmüştü...
Tarihler 6 Ekim 1996'yı gösterdiğinde iki lider ÇADIRDA bir araya geldi. İçeride sorun yaşayan rahmetli ERBAKAN çadırda neye uğradığını şaşırdı. Kaddafi saydırdıkça saydırıyordu. Ne yapacağını bilemedi.
Buz gibi ter döktü...
Bu film gibi hikayeyi DEVRİLDİKTEN çok sonra öğrendi. Ama asıl öğrendiği ERGENEKON'un ne olduğuydu...
Çünkü içeride birileri ARMUTLARLA ELMALARI aynı sepete koymaya çalışırken, birileri de bu ÖRGÜTÜ küçültmeye kalkıyordu...
Bugün bile MALTA'da hangi TÜRK şirketlerinin hesapları olduğu ve adayı nasıl ÜS olarak kullandığını bilmiyoruz... Kimlerin orada hangi gizli görüşmelere katıldığını öğrenebilmiş değiliz...
Bugün ARAP BAHARI'nı estiren Türkiye'nin bir BAŞBAKAN'ı o topraklarda işte böyle aşağı indirilmişti.
POSTMODERN anlayışa göre "Kaddafi fırçası affedilemezdi!"
Zaten BALANS AYARIYLA yakında sonuç alacaklardı... Hem laiklik, hem de ülke kurtulacaktı!
Ama zaman en iyi ilaçtı. Evdeki hesap çarşıya uymadı.
Çadırdan çıkamayan ERBAKAN'ın mikrofonlara can havliyle söylediği "Türkiye ile Libya kardeş ülkedir" sözleri 16 yıl sonra gerçek oldu...
Başka ne mi oldu?
Bir büyük gazete BÜYÜK ANONSLA, "karakutuyu biz bulduk" diye MEHMET ÖZBAY röportajını duyurdu.
Nedense ikinci gün RÖPORTAJ garip bir şekilde bitti. Çünkü ortada ne bir soru, ne de ciddiye alınacak cevaplar vardı.
KARAKUTU, kutuyu açmadan kayıplara karışmıştı.
Ama yakında çalışma arkadaşları KUMPASLAR için ortaya çıkacak.
BEKLEYİN az kaldı!