CANLI YAYIN
Ergün Diler

ERGÜN DİLER

O yumruk!

Eklenme Tarihi 29 Şubat 2012
Yine 28 Şubat'a ait bir şeyler yazmak için KLAVYENİN başına oturdum. Nereden başlayacağımı bilemiyordum. Hafızamı tazeledim. "Beni en çok ne etkilemişti?" sorusunu defalarca kendi kendime sordum. KELİMELER gözümün önünde uçuşuyordu:
Sincan, Kudüs Gecesi, Balans Ayarı, Kazığa oturturum, Glu glu, andıç, İran Büyükelçisi Bagheri, Belediye Başkanı
Bekir Yıldız, tank sesi, Tuğgeneral Osman Özbek, askerin öfkesi, Erbakan gidici, Başbakanlıktaki iftar, laiklik elden gidiyor, rejim tehlikede...
Ama bütün bunlar beni bir yere götürmüyordu.
Kararımı verip arşive girdim. Ne aradığımı bilmiyordum. Ne bulmak istediğimi de... Ama arıyordum. Bir yandan da aralıksız not alıyordum. Öğle yemeğini PAS geçmiştim.
Yorgunluk baş göstermişti. Heyecanım da kaybolmak üzereydi. Umutsuzca, bir büyük gazetenin 1997 yılına ait CİLDİNİN KAPAĞINI kaldırdım. Karşımda DURAN manşet çok tanıdıktı.
BUNDAN DAHA AĞIR SÖZLER DE GELECEK...
Yani GENELKURMAY, Erbakan'a "Başbakan değil istersen bilmem ne bakanı ol" diye hakaret eden Tuğgeneral Özbek'e destek vermişti... Elimin tersiyle sayfanın üzerindeki tozu attıktan sonra okumaya başladım.
Bir solukta haberin spotlarını bitirmiştim. Haber bitmişti ama cevabı olmayan büyük bir soru apaçık ortada duruyordu. O soruya geçmeden önce gelin o manşeti birlikte okuyalım: "Artık bıçak kemiğe dayandı" diyen üst kademe askerler şu yorumları yaptı: "Meclis'teki o ihale takipçileri, işadamlarının temsilcileri bütün olan bitene seyirci kalırken ÖZBEK PAŞA'nın söyledikleri az bile. Hatta geç bile kalındı." "Şimdi kalkıp ÖZBEK PAŞA için "suç işliyor" diyorlar. Türkiye'de HUKUK mu bıraktılar. Hukukun neresi doğru işliyor ki, şimdi kalkıp ÖZBEK PAŞA'ya işlem yapılsın." "Paşa hırsızlık, yolsuzluk mu yaptı. Atatürk'e küfredenler ortadayken, Cumhuriyet'e sahip çıkan Özbek Paşa'ya işlem yapılacak."
Bu arada üst kademedeki pek çok komutanın Tuğgeneral Osman Özbek'i bizzat arayıp destek verdikleri ortaya çıktı.
Üst düzey bir yetkili, "Refah Partililer CEZA isteyedursun. Özbek Paşa telefonla TAKDİRNAME topluyor" dedi.
Cildi kapatıp soruyu yüksek sesle bir daha sordum:
ASKERLER BÜTÜN BUNLARI NE İÇİN YAPTI?
Cevap çoktu. Hepsi perde arkasındaydı.
Ancak yine de askerlerin konuştuklarına bakarak bir sonuca gitmeyi istiyordum. Ama olmuyordu.
Çünkü işin MATEMATİĞİ yoktu. Kendi halkına bu kadar uzak olan, empati yapamayan, DAYATMAYI tek çözüm olarak gören, İNANCI anlamakta zorlanan bir yapıyla karşı karşıyaydık...
Bir yandan ibadet yapan insanlar fişleniyor, bir yandan yüzlerce subay ordudan atılıyor, bir yandan da MİLLİ İRADE için cenaze töreni yapılıyordu. Finalde de BANKALARIN içi boşaltılıyordu...
Aslında şimdi bakıldığında bütün olup bitenin DRAMATİK bir anlamı vardı:
HALKIN gözünde orduya olan sevgi giderek azalıyordu...
Teröristle çarpışırken ŞEHİT düşen askerin ANASININ eli öpülürken, Harp Okulu'ndan mezun ettiğin TEĞMENİN annesi KIŞLADAN içeri sokulmuyordu. Ve koca koca paşalar bu ÇELİŞKİYİ kendilerine bile açıklamakta zorlanıyordu...
KIŞLA-ORDUEVİ arasında mekik dokurken milleti görmüyorlardı. Gördüklerini de kendilerinden saymıyorlardı.
Ama millet de onları kendinden saymamaya başlamıştı artık...
Darbelerle inleyen, evlatları mahpuslarda çürüyen analar-babalar, başbakanları ipe gönderen, tank sesleriyle indiren bir ORDU fotoğrafı görmek istemiyordu.
Ancak tabandaki bu kıpırtıyı duyan yoktu...
Halkını PSİKOLOJİK OPERASYONLARLA sindiren, ÖZEL HARP teknikleriyle canından bezdirenlerin de kulakları kapalıydı. İşte bu yüzden, HASDAL ve SİLİVRİ koca koca paşalarla dolup taşarken arkalarından tek bir kişi bile gitmiyordu.
Aziz Yıldırım için adliyenin önünde sabaha kadar tezahürat yapan insanlar bu sebeple komutanlara sahip çıkmıyordu?
NEDEN ACABA?
İsterseniz unutmadan yazının başlığı olan " O YUMRUK"a dönelim...
28 Şubat denilince nedense aklıma en çok yerde acı içinde yatan KADIN fotoğrafı geliyordu.
RECEP GÜLMEZ adlı şahıs, görevini yapmakta olan gazeteci IŞIL GÜREL'i yumruklamıştı. Kadın gazeteci yerde kıvranırken OGÜN SAMAST tipi bereyle dolaşan GÜLMEZ kayıplara karışmıştı...
Cevabını hep merak ettiğim soru şuydu:
O saldırı emrini o adama kim verdi?