Oslo'daki toplantının dışarı sızan kayıtlarında sesi sadece bir kez duyulan Uzun, "Yemekte de konuşuruz, sonra tekrar geliriz" diyerek mola verilmesini sağlıyordu!
İşte PKK'nın Avrupa'daki önemli isimlerinden olan Uzun, geçtiğimiz Cumartesi günü saat 16:00'da Paris'te sanatçıların uğrak yeri olan Montparnasse semtinde bir barda tespit edildi.
Telefonları dinlendiği için attığı her adım biliniyordu.
Uzun'u takip eden Fransız polisi, PKK'nın askeri ve siyasi kanadının yeni bir oluşum içinde olduğunu görünce düğmeye bastı. Etraf sarıldı.
Barda FÜZE PAZARLIĞI yapan Uzun ile karşısında oturan silah tüccarı gözaltına alındı. İlk ifadelerden sonra operasyon genişletildi.
Evron ve Saint-Ouen-L'Aumône kentlerinde iki PKK üyesi daha yakalandı.
Bu anlattıklarım dünkü gazetelerde yer aldı. Aslında BÜYÜK bir haber olmasına rağmen KÜÇÜK verildi.
Peki bu haber bize ne diyordu? Çok açık iki mesaj verilmişti:
Fransız polisi PKK'ya göz açtırmıyor...
Etkili silahların terör örgütünün eline geçmesine engel oluyor!..
Gerçek öyle miydi acaba?
PKK silah konusunda kimseden yardım almıyor muydu?
Tabii ki gerçek bu değil...
PKK füze alarak Türk Ordusu'na ağır kayıp verdirmek istiyordu.
Daha önce yazdığım gibi, bir örgüte füzeler geldiği zaman o mücadele artık tamamen SAVAŞA dönüşür.
Ve o savaşın nasıl biteceğini de kimse bilemez. PKK, Türk Ordusu'nun bölgedeki uçaklarını ve helikopterlerini vurmak için FÜZE SİSTEMİ peşinde koştu. Bugüne kadar çaldığı bütün kapılar yüzüne kapandı.
Ancak son günlerde bu denge değişmeye başladı. Ankara'nın tutumundan rahatsız olan Esad yönetimi elindeki füzelerden bir kısmını PKK'ya verdi. İçlerinde GÜDÜMLÜ füzelerin de bulunduğu teslimat yakın zamanda yapıldı. Yani Suriye'de muhaliflere verilmeyen AĞIR SİLAHLAR PKK'ya gitti!
Bunu kim söylüyor?
ABD'de derin ilişkileri olan bir takım insanlar...
Esad'ın içinde bulunduğu durum belli ki birileri tarafından kullanılıyordu.
ESAD'ın ismine sığınan malum güçler, el altından PKK'yı besliyordu.
Türkiye bölgede öne çıktıkça, birileri bundan rahatsız oluyordu. Liderinin, yani Öcalan'ın bile söz geçiremediği örgüt yeni görevlere soyunuyordu! Amaç Türkiye'nin bölgeyi bırakıp İÇERİYLE ilgilenmesini sağlamaktı!
BARONLAR Türkiye'yi ısrarla Suriye bataklığına iterken, füzeli PKK'ya da "Arkadan saldırmak için hazırda bekle" emrini veriyordu...
Oyun açıktı.
Akçakale'ye top mermisi gönder. Türkiye gururuna yenilip sınırı geçsin. Türk askeri Şam'a giderken, PKK füzelerle vursun!
Çok akıllılar ya!
Peki, neden ısrarla Suriye kartını öne sürüyorlar?
Cevap çok zor değil!
Türkiye, Kuzey Irak'ta yeni üslerin peşine düştükçe, petrole yakınlaştıkça, Barzani'yi yanına çektikçe o gücün kimyası bozuluyor.
PKK'yı silahlandıran BARONLAR el altından ŞİİLER'i kışkırtıp, Ankara'nın önündeki engelleri çoğaltma planı yapıyor.
Adamlar Ankara'ya çelme takmak için her türlü taklayı atıyor!
Tek istedikleri içeride birbirini yiyen eski Türkiye'yi geri getirmek.
Oyunu AKIL bozar...
Türkiye, ne nereye gideceğini ne de ne zaman döneceğini kimseye söyler...
Çünkü Ankara çok dostu olmadığını biliyor.
Kendi göbeğini kendi kesmek zorunda kalacağı için de bin düşünüp bir adım atıyor...
Bu da hem merakı, hem düşmanlığı körüklüyor...