CANLI YAYIN
Ergün Diler

ERGÜN DİLER

2'nci Katip'i de çekin!.

Eklenme Tarihi 03 Eylül 2011
BM'nin hazırladığı MAVİ MARMARA raporu ortalığı karıştırdı.
Ankara sert, İsrail çekingen, dünya kaygılı... Herkes "ŞİMDİ NE OLACAK" diye sorarken biz biraz geriye dönelim... BÜYÜK FOTOĞRAFA geçmeden adım adım gidersek hem soru işaretlerini gideririz, hem de gerçek hakkında daha fazla bilgi sahibi oluruz...
İsrail Devleti'nin temelleri Beyoğlu'ndaki MISIR APARTMANI'nda atıldı. İstanbul'da HUKUK öğrenimi gören BEN GURION ve yakın arkadaşı REUVEN SHILOAH, TÜRK DOSTLARINDAN aldıkları destekle tarih yazdılar... Çünkü daha önce Dünya Yahudi Birliği'nin SERVET önermesine rağmen PADİŞAH ABDÜLHAMİT Filistin'de bir İSRAİL devletine izin vermemişti. Gerekçesini de, tarihe geçen "Atalarımın kan dökerek aldığı yerleri parayla satamam" sözleriyle özetlemişti.
GURION ve SHILOAH yurtiçi ve yurtdışı bağlantıları hep İstanbul'da Galatasaray Lisesi'nin hemen aşağısındaki ofislerinden yürüttü. Hem para, hem istihbarat hem de siyasi destek buldular... İsrail Devleti'nin kurulmasından üç yıl sonra, yani 1951'de eski adı SHAI olan MOSSAD'ın başına SHILOAH geçti. İbranicesi "Ha-Mossad Le-modi'in Ule-tafkidim Meyuhadim" olan MOSSAD'ın ve devletin ilkelerini SHILOAH belirledi.
O yıllarda en büyük sıkıntıları İSRAİL'e gelen insanları doyurmaktı. Tabii her zaman olduğu gibi Türkiye'deki dostları devreye girdi. İskenderun ve Mersin Limanları'ndan suyun karşısına GIDA ÇIKARMASI yapıldı. Aç bir tek YAHUDİ bırakılmadı. Ne istedilerse kat kat fazlası gönderildi.
GURION ve SHILOAH ikilisi bir süre sonra Türkiye'nin ARAPLAR'la ilişkisine el attı. Öyle ya Müslüman Türkiye'nin ORTADOĞU ile ne işi olabilirdi!.. Yerli ve yabancı medyanın desteği ile yürütülen kampanyalar sonuç verdi. Beyinler yıkandı ve bizler KEDİ KÖPEĞE ARAP adı verir olduk...
SIKILMADAN ve DÜŞÜNMEDEN...
Daha sonra içerideki işbirlikçiler üzerinden önce EKONOMİ sonra HUKUK ve en önemlisi de ORDUDA etkili oldular... Katı LAİKLİK anlayışla milletin ensesinde BOZA PİŞİRDİLER. 50 CENTE muhtaçken, bankalarımız soyulurken bile LAİKLİK'ten başka bir şey düşünmüyorduk... Bu yüzden Uğur Mumcu ortadan kaldırıldığında, topyekun İran Konsolosluğu'nu basmaya gidiyorduk... NEDEN, NİYE diye SORMADAN...
Aydınlar katledilirken, ülke ekonomik çalkantılarla boğuşurken, İSTİKRAR denilen şey aranıp da bulunamazken bunlar "ABİ"lerinden aldıkları destekle ANKARA'da istedikleri gibi at oynattı. Devletin içinde DEVLET oldu. Ergenekon şüphelisi Kırmızılı Profesör'ün dediklerini sakın yabana atmayın: "İsrail, Türkiye'de İsrail'den daha güçlü...
ASALA "tamam"
deyip yerini "PKK"ya bırakınca İsrail ve ABİ'si teröre destekte bir sakınca görmedi. Ne de olsa hiçbir iyilik cezasız kalmazdı... Türkiye'yi karıştırmak ve Ortadoğu'dan koparmak için ellerinden ne gelirse yaptılar. İçerideki PARAVANLARA "İLK HEDEFİMİZ AB" yalanı söylettiler. Herkes bunlara inandı. Sevincimiz büyüktü. Bu yüzden güpegündüz havai fişek bile patlattık...
İçerideki basının gazlamasıyla AB kapısında oyalanıp yıllarımızı kaybederken BATI olduğu gibi ORTADOĞU'daydı... Ambargolu İran'da bile Alman şirketleri cirit atıyordu. Petrolün olduğu her yerde tabela hep Avrupa ve ABD'yi gösteriyordu. İsrail de komisyonunu alıyordu tabii... Biz yine tribündeydik...
Türkiye, TUZAKLARLA, KUMPASLARLA diz çöktürülürken dostlarımız hiç yanımızda değildi. Ancak acılar içinde kıvranan ANKARA bir gün hepsinin en büyük korkusunu çözdü: YA TÜRKİYE AYAĞA KALKARSA...
2001'de çıkardıkları KRİZ bu topraklardaki son operasyondu. Yine PARAYI toplamışlardı ancak bir daha 'yağmurlu havada su yoktu.' 2002 seçimleriyle gelen milletin sesi ülkeyi kendine getirdi. Devlet devlet olduğunu hatırladı. VİRÜS haritası çıkarıldı.
BÜROKRASİ, ORDU, HUKUK, SİYASET, SAĞLIK, MADEN, İLETİŞİM ve ULAŞIMDA, dışarıya çalışan kim varsa temizlendi. 8 yıla az şey sığmadı. Çok zorlu savaşlardan sonra yeni ANKARA ve YENİ TÜRKİYE kurulabildi. Şimdi çok azını biliyoruz ama, ileride çocuklarımız bu günleri CUMHURİYETİN ALTIN YILLARI olarak okuyacak...
Kimyası bozulan sahte dost en son gerçek yüzünü MAVİ MARMARA'da gösterdi. 9 Türk hayatını kaybetti. Ne bir özür, ne bir tazminat sözü geldi. Türkiye BM'yi göreve çağırdı. Onlar da Yahudi mahallesinin çocuğu Yeni Zelanda eski Başbakanı Geoffrey Palmer'a görev verdi. 15 ay geçti. Rapor hazırlandı. Sonuç: İsrail hukuken haklı...
Farklı olsaydı ŞAŞIRIRDIK zaten Bay Palmer...
Peki şimdi ne olacak? Ben size söyleyeyim; "Bir ipte iki cambaz oynamaz"... Türkiye bölgenin tek ve büyük devletidir. Ordusuyla, ekonomisiyle, kültürüyle, nüfusuyla ve tarihiyle... İNCİRLİK, TARTUS, KIBRIS ve DİYARBAKIR ekseni dünyanın merkezidir. Buralara hakim olanın bileği bükülmez. Eski PATRON geri döndü. Bütün korku bu... Ya İsrail PARDON der ya da DAYAĞI yer... ABİ"si AMERİKA bile onu kurtaramaz... İnanmayan Cumhurbaşkanı GÜL'ün söylediklerini kelime kelime dinlesin... Son sözüm Dışişleri Bakanı Davutoğlu'na; "İkinci Katip'e ayıp olmuyor mu? Onu da çekin...
NOT1: İsrail her zaman "Güvenliğimiz Toroslar'dan başlar" demiştir... Ben de diyorum ki artık güvende değiller...
NOT2: Konya'da eğitim vermesek İsrail F16'ları Şam'a kadar gidemez.