Selam vererek yanlarına oturan Melih Bey'e ilk soruyu Mustafa sordu:
- Melih Bey, hep Amerika ya da başka Batı ülkelerinde oluyordu. Ancak, bir gün arayla çocuklar tarafından yapılan iki katliama maruz kaldık. Neler oluyor?..
- Çok şey oluyor. Bu birkaç gününün işi değil. Olanlar, medya ile başlayıp ardından sosyal medya ile devam eden ve maalesef masum zannedilen birtakım dijital oyunların da ciddi manada katkıda bulunduğu olumsuz birikimlerin bir neticesi. Tabii esas mesele aile konusunda ciddi şeyler kaybetmiş olmamız… Melih Bey'e çayını veren İhsan:
- İnşallah bundan sonra benzeri olaylarla karşılaşmayız diyeceğim, ancak bu yönde pek ümidim yok açıkçası. Çok faydalı olduğu düşünülen dijitalleşme faydadan çok zarar veriyor gibi. Ne dersiniz, alınacak tedbirlerle önüne geçilebilir mi bu tür olayların?..
- Başka çaremiz de yok. Bu arada unutmayalım ki, bizim duyduklarımız olanlar. Siber güvenlik alanında oldukça ciddi çalışmalar var. Yani niyet edilse bile gerçekleştirilmeden önce engellenenleri, bilmiyoruz. Sistem bir şekilde çalıştığına ve zararlı olan şeylerin büyük kısmı zaten elendiğine göre, bundan sonrası için alınacak tedbirlerle daha iyi neticeler alınacağı da söylenebilir. Ancak, sosyal medya platformlarının duyarsızlıkları bir şekilde giderilmedikçe ve kasıtlı olarak göz yumdukları kötülük saçan hesaplar tümüyle yok edilmedikçe, olayları engellemek kolay değil… Selim:
- Melih ağabey, haklı. Kahramanmaraş'daki katliamı neredeyse alkışlayan ve benzerlerinin olacağını yazabilecek kadar kendini kaybetmiş birilerinin cirit attığı bir alan sosyal medya. Serbestçe ulaşılabilen ve özellikle bağımlısı olan çocukları suça yönelten oyunlar da söz konusu… Mehmet:
- Sosyal medyada saçmaladıkları için yakalananlar, 'şaka yaptık' ya da benzeri savunmalar yapıyorlar. Oyunlar meselesi de hakikaten ciddi. O tür oyunlara kendini fazlasıyla kaptıranların zamanla oyun ve gerçek arasında ayırım yapma şansı kalmayabileceği söyleniyor…
- Doğrudur. Birkaç sene önce Adıyaman'da idi sanıyorum, kuzenini tüfekle öldüren bir çocuk, neden yaptığı sorulduğunda, 'oyun oynuyoruz, ne olacak ki' cevabını vermişti, mesela… Selim:
- Tedbirler konusunda her okulun önüne polis konulması hususu konuşuluyor. Bunun faydası olur mu acaba?..
- Mutlaka olur. Ancak bataklık kurutulmadan sivrisineklerin sonunun gelmeyeceği de bir gerçek. Çocukların bu gibi şeyler yapmaması için öncelikle ailelere çok iş düşüyor. Maraş'daki katliamı yapan çocuk, mesela. Belli ki ciddi problemleri varmış ama aile bunları tedavi yerine üstünü kapatmayı tercih etmiş. Okuldaki aykırı hareketleri bilinirken, emniyet görevlisi olan baba ve öğretmen olan anne sebebiyle birçok şey gizlenmiş. Sonunda bir şekilde patlama yaşandı… Remzi:
- Benim aklımın almadığı, emniyetçi olsa da bir kişinin neden 7 tabancası olduğu. İki de tüfeği varmış…
- Ruhsatlı silahların sayısı ile ilgili bir sınır var mı bilmiyorum. Ancak, bunların çocukların ulaşamayacağı şekilde muhafaza edilmesi gerektiği çok açık. Örnek olayda baba, silahları sandıkta sakladığını ve normalde çocuğun açamaması gerektiğini söylemiş. Ancak, çocuğun yapısına baktığımızda değil sandık, kasa olsa bile açabileceği anlaşılıyor. Bu arada üst düzey bir emniyet mensubu olan babanın, oğlunun WhatsApp profilindeki fotoğrafı fark etmemiş olması, garip. Çocuğun profilinde 2014'te ABD'de 6 kişiyi öldürüp intihar eden Elliot Rodger'ın fotoğrafı var… İhsan:

Dün başka, bugün başka…
- Gariplikler bu kadar da değil. Emniyet mensubu babanın WhatsApp profilinde de çocuğun açamayacağını söylediği silahları koyduğu sandığın fotoğrafı var…
- Bu arada gerek Şanlıurfa Siverek ve gerekse Kahramanmaraş'daki olayın dışarıdan birilerinin tezgahı olup olmadığı konusu da araştırılıyor. Çocukların oyun ya da benzeri amaçlarla girdikleri bazı dijital gruplarda birileri tarafından çeşitli şekilde yönlendirilebildikleri, bir vakıa. Bu ortamlarda kendini onlar yaşında gösteren yaşını başını almış kötü niyetli kişiler yanında, muhtemelen başka ülkelerin istihbaratçılarının da bulunabilme ihtimali oldukça yüksek. Okullarda gerekli tedbirlerin alınması için yoğun çalışmalar yapılırken, sosyal medyada ortalığı karıştıracak türde yayınlar yapan birçok hesap da kapatıldı, şükür… Mustafa:
- Sosyal medya platformlarının sorumsuzluğu hakikaten düşündürücü. Bunların melanetlerini engellemek için atılacak adımları özgürlük ve benzeri bahanelerde engellemeye çalışanlar da aynı teraneleri tekrarlayıp duruyorlar…
- Başta muhalefet partisi CHP ve aynı zihniyettekilerin samimiyetsizlikleri sosyal medyaya çekidüzen vermeyi amaçlayan girişimlere mani olmaya çalışmanın da ötesinde. Bazı olaylar sebebiyle okulların önüne polis konulması gündeme geldiğinde ortalığı velveleye veren bu güruh, şimdi de okulların önünde neden polis olmadığını sorguluyor. Dün başka, bugün başka davranıyorlar. Bu arada kafayı zaten hoşlanmadıkları bilinen Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin'e takmış durumdalar.
Mehmet:
- İnternette araştırdım. Ülkemizde yaklaşık 25 bin ilkokul, 19 bin ortaokul ve 13 bin civarında da lise mevcut. Toplamda yaklaşık 57 bin okul var yani. Yaklaşık 18 milyon öğrencinin okuduğu bu okulların her birisine polis yerleştirmek, ciddi bir iş. İki okulda yaşanan üzücü olaylar için Milli Eğitim Bakanımıza yüklenenler, herhangi bir sıkıntı olmayan on binlerce okulu görmezden geliyorlar demek ki…
- Araba devrildikten sonra akıl veren çok olur sözünün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anladık. Alınması düşünülen tedbirlere şiddetle karşı çıkanların herhangi bir olay durumunda önceki söylediklerini unutarak, engellemeye çalıştıkları hususların neden yapılmadığını sorgulamaları, iki yüzlülüğün daniskası… Mustafa:

Tekrar başa dönmek…
- Önümüzdeki günlerde benzeri başka olaylarla karşılaşmayız ve bu konu bu kadarla kalır inşallah. ABD ve Batılı ülkelerde olduğunda bile üzüldüğümüz bu tür olaylarla ülkemizde de karşılaşmak çok acı çünkü. Arkadaşlar ne der bilmem, ama bence konuyu değiştirelim. İran'a yönelik saldırılar konusundaki sürecin neresindeyiz ve Lübnan'la ilgili ateşkesin geleceği ne?..
- ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları konusunda kırılgan da olsa bir ateşkes sağlandı, malum. Ancak, İsrail her zamanki gibi oyunbozanlık yaparak ABD ile İran arasında görüşmeler başlayacağı sırada ağır bir biçimde Lübnan'ı vurmaya başlamıştı. Son olarak ABD Lübnan'ı daha fazla vurmaması konusunda İsrail'i ikna etmiş olmalı ki, bir yandan İsrail ve Lübnan arasında geçici bir ateşkes sağlanırken bir yandan da ABD ve İran arsındaki görüşmeler de devam etti. Lübnan'a yönelik saldırılar durunca İran Hürmüz'deki geçişleri serbestleştirdiğini açıklasa da, ABD'nin ilan ettiği abluka sebebiyle neler yaşanacağı yine de belirsiz… İhsan:
- Bu konuyu uzunca bir süre konuşmaya devam edeceğiz anlaşılan. Bütün yaşananlardan sonra her şeyin tekrar başlangıçtaki duruma dönmesi garip. Daha önce zaten açık olan Hürmüz Boğazı şimdi de açık. Ancak, özellikle de ABD'nin tavrı sebebiyle bundan sonra ne olacağı yine belirsiz…
- Maalesef oldukça karışık bir durum söz konusu. İsrail Lübnan arasındaki ateşkes bitince ne olacağı da belirsiz. Lübnan bildiğimiz manada bir devlet değil. Bir ordusu olsa da Hizbullah yanında adeta karikatür gibi. Hayırlısı olması duası ile bekleyecek ve göreceğiz… Mehmet:
- Bu arada başta Suudi Arabistan, Mısır ve BAE olmak üzere bölge ülkelerinin yaşananlardan dersler aldıklarını gösteren gelişmelerin varlığı ümit verici. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan ve MİT Başkanımız İbrahim Kalın olmak üzere Türkiye'nin oldukça yoğun diplomatik faaliyetler sürdürdüğü ve ilgili ülkelerle ciddi görüşmeler yapıldığı fark ediliyor. Kısa vadede değilse bile umulur ki orta ve uzun vadede güzel neticeler alınır, inşallah…
- İnşallah. Adı geçen ülkelerin ABD ile ilişkileri sebebiyle kısa kürede bir değişiklik beklenemese de bazı adımlar atmaları kaçınılmaz. ABD'nin gözüktüğü kadar güçlü olmadığını ve İsrail söz konusu olduğunda elinin kolunun bağlandığını hepsi fark ettiler çünkü… Selim:
- ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı sebebiyle gündemin arka sıralarına düşmüş olsa da İmamoğlu Suç Örgütü yargılamaları sürüyor. Orada işler nasıl acaba?..

- Bazı atraksiyonlara devam etseler de tavırları daha makulleşti. Ancak konuya gelmeme alışkanlıklarını sürdürüyor ve etrafından dolaşmaya gayret ediyorlar. Mahkemenin önündeki yaklaşık 4 bin sahifelik dosya dile getirilen suçlamalarla ilgili detaylı incelemelerden sonra hazırlandığı için netice olarak konunun etrafından dolaşma gayretlerinin işlerine yaramayacağı açık… Remzi:
- Özgür Özel'in ara seçim hevesinin başta İmamoğlu olmak üzere tutuklu başkanları milletvekili yapabilme niyetinden kaynaklandığını söylemiştiniz. O konu ne alemde?..
- Ara seçimle ilgili Anayasa ve kanun maddelerini kafasına göre yorumlayan Özgür Özel, herhalde İmamoğlu'nun da baskısıyla bu niyetinden geri adım atmış değil. Ancak kanunlar son derece açık ve TBMM oluru olmadan milletvekillerinin istifası ve ara seçim mümkün değil… İhsan:
- Evet bugünlük de bu kadar diyelim. Umulur ki İran'a ve Lübnan'a yönelik saldırılar son bulur. Hepimizi derinden üzen Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş'taki olayların benzerleri ile bir daha karşılaşmayız inşallah…
- İnşallah…