Yunanistan Başbakanı Çipras'tan da önce en dikkat çekici karşı çıkış denemesi, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'ndan geldi. Belki de hiç ele alınmaması gerektiği biçimde konuyu ele almaya çalışırken, Cumhurbaşkanımıza yönelik husumetinin de etkisiyle olacak, kelimenin tam manasıyla 'saçmaladı' Kılıçdaroğlu.
Ne alakası varsa, "Bu kadar işsizlik, bu kadar yoksulluk varken, insanlar can derdindeyken, Türkiye'nin 81 ilinde, tüm ilçelerinde mağdurlar bir çıkış yolu ararken Lozan niye gündeme gelir?" diyerek topa girdi Kılıçdaroğlu.
'Lozan'ın Türkiye'nin tapu senedi olduğunu' vurguladıktan sonra da şu incileri saçtı CHP Genel Başkanı: "Biz Lozan'ı savunuyoruz, onlar Sevr'i savunuyorlar... Biz Cumhuriyeti, onlar hilafeti savunuyorlar...
Tarihine ihanet etmeye kimsenin hakkı yoktur... Böyle bir konuşma olamaz.
Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan, ülkesine ihanet edemez, ülkesini satamaz." Cumhurbaşkanımızın, Kılıçdaroğlu'nun güya eleştirdiği sözleri ise şöyle:
"1920'de bize Sevr'i gösterdiler, 1923'te Lozan'a bizi razı ettiler.
Birileri de Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştı. Her şey ortada...
İşte şu an Ege'yi görüyorsunuz değil mi? Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan'da verdik. Zafer bu mu?.. Oralar bizimdi. Oralarda bizim camilerimiz, mabetlerimiz var ama şu anda hala Ege'de kıta sahanlığı ne olacak, havada, denizde ne olacak bunları konuşuyoruz, hala bunun mücadelesini veriyoruz... Niye? İşte o anlaşmada masaya oturanlar sebebiyle.
O masaya oturanlar, o anlaşmanın hakkını vermediler."
Ölümü gösterip sıtmaya...
Sevr'i gösterip Lozan'a, yani 'ölümü gösterip sıtmaya razı ettiler' diyor Cumhurbaşkanımız.
Lozan'da Misak-ı Milli sınırlarından taviz verilmesini ve bağırsan sesin duyulacak kadar sınırlarınıza yakın olan adaların kaptırılmasını, eleştiriyor.
Kılıçdaroğlu ise laf kalabalığına getirerek, 'Sevr'i savunmak' olarak niteliyor bu sözleri. Ardından da, 'Lozan'da almamız gerekenin asgarisini aldık, daha fazla almalıydık' diyen Cumhurbaşkanımız'la ilgili olarak 'ihanet'ten bahsediyor.
İhanet, Kılıçdaroğlu tarafından kullanılmış olsa bile, önemli bir suçlama... Ancak, 'Türkiye -Lozan'a gidilirken kararlaştırıldığı halde, Misak-ı Milli sınırlarından taviz verilmesi sebebiyle, alması gerekenleri alamadı' demek mi ihanettir; yoksa 'alınması gerekirken ve alınabilecekken alınamayan yerlerden bahsetmek ihanettir' demek mi?.. hangisi?..
Yunanistan Başbakanı'nın bu sözlere bozulması normal. Ama Kılıçdaroğlu'nun çıkışına anlam verebilmek, zor... Haydi Kılıçdaroğlu karşı çıkmak adına ne söylediğinin farkında değil diyelim. En azından Misak-ı Milli konusunda, hassas olması gereken birilerine ne oluyor ki, Cumhurbaşkanımızın alkışlamaları gereken sözlerini eleştirmek için atraksiyonlara kalkışıyorlar?..
Kılıçdaroğlu, aslında bal gibi ihanet kokan sözlerini yeniden değerlendirmeye tabi tutup, kısa zamanda çark etmeli...
'Cumhurbaşkanımız 'Musul, Kerkük, Batı Trakya ve hemen burnumuzun dibindeki adalar aslında bizim olmalıydı', diyerek ihanet ediyor' demek, kelimenin tam manasıyla ihanettir çünkü...