CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Değirmenin suyu nerden?..

Eklenme Tarihi 19 Ağustos 2016
FETÖ denince birçok şeyin yanında baş döndüren bir para trafiği de geliyor akla. Öyle az-buz bir para da değil bu. FETÖ denince, kimi 50, kimileri de 100 hatta 150 milyar dolarlık bir bütçeden bahsediyor.
Bizler sadece Pensilvanya'daki malikanesinden ve ABD'deki lobi faaiyetleri için harcadıklarından, o da sadece bir kısmından haberdarız:
Hilary Clinton'un ve belki başkalarının kampanyalarına aktarılan paralar, ABD'li kongre üyeleri için düzenlenen VIP geziler, onlara verilen pahalı hediyeler, hatır için yüksek bedellerle hazırlatılan raporlar filan… Bu yapının dünyanın birçok ülkesinde yerleştiğini, kök saldığını ve bunu yaparken de herhalde paranın gücüne başvurduğunu söylemek hiç de abartılı olmaz. 170 ülkede okullar açarken, sadece Türkiye'yi yönetenlerin iyi niyetli tavsiyeleri ya da arkalarında bulunan gücün kuru selamları yeterli olmamıştır. Yani, yüksek miktarlarda bahşişler(!) de devreye girmiştir yüksek ihtimalle. Hareketin başındaki kişinin sohbetlerinde 'satın alınacak ve kullanılacak kişilerden' bahsettiğini de biliyoruz zaten.
FETÖ'nün dünyanın yaklaşık 170 ülkesindeki üç bine yakın okulu meselenin sadece bir yönü… Üç değil, otuz değil, üç yüz de değil üç bin… Gelişmişinden gelişmekte olanına, orta hallisinden en fakirine kadar 170 ülkede üç bin okul, hiç de kolay bir iş olmamalı.
Bulundukları ülkelerde iyi mahallerde, iyi binalarda ve iyi imkanlarla eğitim-öğretim verilen okullar olmalı bunlar. O ülkelerde kaymak tabakanın çocuklarını avlamak için kullanılıyorlar çünkü.
Bizlere bu okullarda Türkiye dostu insanların yetiştirildiği ve gelecekte gittiğimiz birçok ülkede Türkçe bilen kadrolarla muhatap olunacağı hikayeleri anlatıldı hep. Türkçe Olimpiyatları adı altında düzenlenen toplantılarda, papağan gibi ezberletilen şiir ya da şarkıları okuyan çeşitli ülkelerden çocuklar da işin gösteri kısmıydı. Okullarda eğitim-öğretim dili İngilizce idi oysa ve Türkçe sadece seçmeli dillerden birisiydi.

BİLANÇODAKİ AÇIK…
Paralel yapı'nın para işi yıllardan beri hep kafa karıştırmıştır. Himmet, burs, kurban ve bağış toplar, bağlılarının maaşlarından da kesintiler yapardı bu yapı. Dersaneleri ve okullarına da ancak yüksek ücretle girilebilirdi. Dahası öğretmenlerinin de düşük maaşlar aldıkları söylenirdi… Ancak himmet, burs ya da adı ne olursa olsun FETÖ'nün kasalarına girdiğini kabul edebileceğimiz bütün paralar, sadece 170 ülkedeki üç bin okulu bile izaha kafi değil. Bilançonun gelir tarafı tartışmalı yani… Bu okulların oralardan yetişecek öğrencilerden beklentileri olan birileri tarafından finanse edildiklerini söyleyebiliriz rahatlıkla. Bu konuya meraklı iseniz, Ergün Diler'in 17.8.2016 tarihli 'Paranoya' başlıklı yazısını okumanızı tavsiye ederim. Tabii onu okumuşken, FETÖ'nün ilk hareket noktası İzmir Kestanepazarı'nı ve o civarda yaşayanların özelliklerini anlattığı önceki yazılarına da bir göz atarsanız iyi olur. Dini olmaktan ziyade dini kullanan bir hareket olduğu artık açıkça belli olan FETÖ'nün 15 Temmuz'daki girişimi, bunların eğitim-öğretimi de esas amaçlarına ulaşabilmek için bir kılıf olarak kullandığını gösterdi.
Örgütün faaliyetleri için gereken paraların, yani değirmenin suyunun nerden geldiğini öğrenebilmek en önemli mesele şimdi...