CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Uçtuğunu görsen bile...

Eklenme Tarihi 17 Ağustos 2016
FETÖ hareketinin insanları bir tür tasavvufi hareket olduğu şeklinde kandırarak ağına düşürdüğü ve dini açıdan izahı güç konularda insanları yine tasavvuf üzerinden söylenen yalanlarla kandırdığına dair çok sayıda emare var.
Tasavvuf, kişiye özel bir durumdur ve bir hal meselesidir. Tasavvuf yoluna niyetlenen kişinin İslam'ın temel değerleri konusunda mümkün olduğunca hassas olması ve kurallardan en ufak bir taviz vermemesi gerekir.
Çünkü tasavvufu biraz yükselmek olarak kabul edeceksek eğer, alttaki tuğlaların son derece sağlam olması gerekir. O tuğlalardan biri ya da birkaçı eksik olduğunda, kişi ne kadar yükseldiğini zannederse etsin, sonunda öyle bir düşüş yaşar ki, bütün bir ömür heba olabilir.
Tasavvuf konusunda asgari seviyede dini bilgisi olup bu yola girmeyi düşünen hemen herkesin bilmesi gereken temel esas ise, niyet eden kişinin öncelikle bağlanacağı tarikat ve o yolun önderi olan kişinin Şer'i Şerif'e kesin olarak bağlı olup olduğundan emin olmasıdır.
'Meyyitin gassala' yani cesedin ölü yıkayıcıya teslim olduğu gibi teslim olunması gerektiği söylenen kişinin hakiki bir mürşid olup olmadığı en önemli meseledir. Sürecin devamı da yine Şeriat'le sınırlandırılır ve herhangi bir aşamada telkin edilmeye çalışılan Şeriat harici hususlar da, kişinin o yapıdan kopmasını gerektirir. Çünkü Dünya ne ise ama kişinin Ahiretinin berbat olması ihtimali vardır.
Aslında ciddi detayları olan bu konu ile alakalı olarak söylenebilecek temel esas ise, 'Bağlanacağın kişinin uçtuğunu gözlerinle görsen bile, Şeriat'a bağlılığından emin olmadıkça sakın o yola girme, o kişiye bağlanma' uyarısıdır.

"Hz. Peygamber gelse bile!.. "

FETÖ ile ilgili ayrıntılar ortaya çıktıkça, bu hareketin İslam'dan ne kadar uzak olduğu ayan beyan görülüyor. Ancak problem şu ki, bir şekilde bu harekete kendisini kaptırmış olanlardan bazıları, ortaya çıkan gerçekler yapının ne kadar din dışı olduğunu açıkça gösterse de, bağlılıklarını sürdürüyorlar.
28 Şubat dönemindeki tavırları ve 'başörtüsünün füruattan olduğu" sözü, bu kesimin sistemin oklarında korunma çabası olarak değerlendirilmişti. Ancak, F. Gülen'in 1997'de bir televizyonda milyonların duyacağı şekilde sarf ettiği:
"Ben Cebrail Aleyhisselâm'ı çok severim... Farz-ı muhal, o bile gelse Türkiye'de bir parti kursa, O'nun partisini bile desteklemem" sözü, itikadi açıdan alarm çaldırması gereken bir sözdü. Özellikle ilahiyatçıların bu sözün anlamı üzerinde ciddi şekilde durması gerekirdi, ama olmadı.
En son internete düşen bir videoda da, F. Gülen'in Peygamber Efendimiz (sav) ile ilgili, kabul edilmesi kesinlikle mümkün olmayan sözler sarf ettiği görülüyor. 'Peygamber Efendimiz bizzat gelse ve buna şunları şunları söylese, kabul etmem" mealindeki sözler, bu kişinin kendisini -haşa- Peygamber Efendimiz'den bile yüksek görme saplantısında olduğunun emaresi.
İlgi çekici bir başka yön de, Peygamber Efendimiz'i sürekli rüyasında görüp talimat aldığı yalanıyla insanları kandıran bu kişinin, hoşuna gitmeyen bir şey söylediğinde O'nu bile dinlemeyeceğini açıkça beyan etmesi...
FETÖ'yü hala dini bir hareket zannedenlerin düşünmeleri gereken çok şey var...