Dün başlayan ve bugün sona erecek olan Din Şurası'nda ele alınacağı kesin olsa da, bazı soruları hatırlatmakta fayda var.
Üzerlerindeki asker elbiseleri bulunan birilerinin Milletimizin imkanlarıyla temin edilen uçaklar, helikopterler ve tanklar ile Milli İradeyi gasp edebilmek için yaptıkları darbe girişiminde insanları katletmeleri ve yaralamalarının hükmü değil merak edilen.
Bunun hükmünü sormaya gerek yok, çünkü en basit dini bilgisi bulunan bir kişi bile, 'Kim haksız yere bir insanı öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibi olur' ilahi buyruğunu bilir.
Şuranın cevap araması gereken soruların en önemli olanı, bu yapının bağlılarına 'hedeflerine ulaşmak için yapabileceklerini' söyledikleri şeylerin, dini bir hedef güdülmesi durumunda bile caiz olup olmadığı ile ilgili.
FETÖ'nün başındaki kişinin 1997 senesinde bir televizyonun canlı yayınında, yani milyonların şahitliğinde sarf ettiği şu söze cevap arayarak başlamakta fayda var: "Ben Cebrail Aleyhisselâm'ı çok severim... Farz-ı muhal , o bile gelse Türkiye'de bir parti kursa, onun partisini bile desteklemem" demişti Gülen... Bu sözü hükmü nedir?..
Farz-ı muhal diye başlansa bile, Cebrail Aleyhisselam'ın özellikleri düşünüldüğünde, sadece bu söz bile kişinin uçurumun kenarında olduğunun göstergesi değil midir?
Takiye, nereye kadar!..
Binlerce kişinin büyük ümitlerle girdikleri askeri liselere giriş imtihanlarına ait soruları çalarak, bunların cevaplarını kendilerine bağlı kişilere ezberletmenin ve bunların o okullara hak etmeden girmelerini sağlamanın hükmü nedir, mesela?.. Ve 'haram' olduğu açık olan bu işin herhangi bir mülahaza ile caiz olabilme ihtimali var mıdır?..
Okullara soru çalarak girenlerin, askeriyede ya da başka kurumlarda yükselebilmek için kendilerinden olmayanları akla gelebilecek hemen her türlü usulü kullanarak saf dışı etmelerinin caiz görülebilmesi mümkün müdür?..
İnanan ve Cenab-ı Hakk'ın emir ve nehiyleri konusunda hassas olmaları gereken insanları, ne olduğunu daha önce 7 şubat 2012, 17-25 Aralık 2013'ten bildiğimiz ve 15 Temmuz'da çok daha iyi anladığımız amaca yönelik olarak takiye yapmaya yönlendirmek caiz midir?.. Daha da açmak gerekirse, sürekli olarak tuvaletlerde abdest almanın, namazı sürekli ima (?) ile kılmanın, içki içmenin, tesettürü tercih etmiş hanımını açtırmanın... hükmü nedir?..
Kur'an-ı Kerim'de, Efendimiz (sav)'in Sünnetinde ve İslam tarihinde bu türden fikir ve uygulamalara kaynak teşkil edecek örnekler var mıdır? Yoksa -ki, bildiğimiz kadarıyla yok-, bağlılarına bunları talim ettirmenin hükmü nedir?
Cevap araması gereken çok soru var Olağanüstü Din Şurası'nın... Ama "İmtihan sorularını, insanların makam ve mevkilerini... çalmak ve sonrasında da bir milletin istikbalini çalmaya kalkışmak caiz midir?" sorusuna verilecek tek bir cevap bile meseleyi anlatmaya kafidir...