"Gizli ve karanlık emellerine ulaşmak için her türlü yolu mübah gören, dini ve dinî duyguları istismar eden; milletimizin zekâtını, sadakasını, kurbanını çalan, evladını elinden alan, dinimizin temel değerlerini ve kavramlarını tahrif ve tahrip eden, gayr-i İslamî ve gayr-i ahlakî tutum ve davranışlarla fitne, fesat, yalan ve desiselerle kendine insan ve imkân devşiren, devletin tüm organlarına sızarak, milletin geleceğini ipotek altına almaya çalışan ve son darbe girişimiyle millet tarafından suçüstü yakalanan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) dinî bir oluşum olarak nitelenemez.
Bu örgütün elebaşı "din âlimi" ya da "hocaefendi" olarak kabul edilemez..." Bundan önce çeşitli sebeplerle gerçekleştirilemeyen nihayet oldu.
FETÖ ile ilgili olarak 15 Temmuz'a kadar, Diyanet İşleri Başkanımız Prof.
Mehmet Görmez'in de Şura açılışında altını çizdiği gibi 'dini ve akademik sahadaki açıklaması zor suskunluk', Olağanüstü Din Şurası ile bozulmuş oldu.
Sonuç bildirgesinde ele alınan ve alınmayan yönüyle Olağanüstü Din Şurası'nın en önemli yönü şurada gündeme getirilen hususların, Türkiye genelindeki camilerde imam ve hatiplerin sohbetleri ve hutbelerinde işlenecek olması. Böylelikle insanımız gerçekte nasıl bir yapı ile karşı karşıya bulunulduğunu ve ne kadar büyük bir tehlike atlatmış olduğumuzu daha iyi anlayabilecek...
Bulaşıcı virüs...
FETÖ denilen örgütün kanserli bir hücre ya da bulaşıcı bir virüs gibi yayılabilmesinin temel esprisi, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Olağanüstü Şura'nın açış konuşmasında altını çizdiği gibi: "Kendisini bir dini yapı, bir cemaat, eğitimöğretim hizmetinde bulunan kuruluş olarak gösteriyor olması"yla alakalı idi.
Bağlıları ve sempatizanlarının FETÖ'nün gittikçe dinin aslıdan uzaklaşmaları dini yorumları konusuna 'başımızdakinin bir bildiği vardır' mantığı ile baktıkları, dolayısıyla 'akletmedikleri, düşünmedikleri' anlaşılıyor. Çünkü hareketten kopanların itirafları, önceki bazı olaylar ve 15 Temmuz sebebiyle ortaya çıkan gerçekler, FETÖ'nün din anlayışının İslam'dan uzak olduğunu açıkça gösteriyor.
Soruların çalınması, haksız terfiler için bin türlü oyuna başvurulması, ikna edilemeyenleri tehdit ve şantajla yola getirme girişimleri gibi herkesin bildiği faaliyetlerin 'haram' olduğu zaten açık. Ancak FETÖ piramidinin yukarılarına doğru çıkıldıkça ibadetle ilgili hususların yanında itikadi konuları da ilgilendiren daha vahim hallerin olduğu da biliniyor.
Hareketin 'ticaret' ve 'ihanet' kademelerinde bulunanların muhatap oldukları ve her nasılsa kabul ettikleri bu hususların bazı hallerde insanları dinden çıkma noktasına getirdiği de yine bilenlere malum.
FETÖ'nün ülkemiz genelinde ve bu arada maalesef çeşitli şekillerde bağlantı halinde bulunulan diğer birçok ülkede sebep olduğu tahribatı onarma konusundaki en gerekli adımlardan birisi, Olağanüstü Din Şurası'nın 20 maddeden oluşan sonuç bildirgesi ile atılmış oldu, şükür.
Şimdi sıra icraatta...