Öncelikle belirtelim ki, birilerinin yaymaya çalıştıkları "2 milyon Suriyeli mülteci'ye vatandaşlık verilecek" şeklindeki haberlerin gerçekle alakası yok!..
Konu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2 Temmuz'da Kilis'teki iftarda yaptığı konuşmayla gündeme taşındı. O konuşmanın özeti şöyleydi: "Suriye'den gelen kardeşlerime diyorum ki, biz sizi kardeşimiz olarak görüyoruz. (...) Türkiye sizin de vatanınızdır. Şunu unutmayın, hiçbir zulüm ilelebet sürmez. (...) Evinize, yuvanıza kavuşacağınız o günlerin çok uzak olmadığına yürekten inanıyorum.
(...) Kardeşlerimizin içinde inanıyorum ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak isteyenler var, konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı'mızın attığı adımlar var. (...) Bir ofisle takip etmek suretiyle bu kardeşlerimize vatandaşlık imkanını vereceğiz." Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş ise "İçişleri Bakanlığı'nın Suriyelilerin vatandaşlığı meselesiyle ilgili çalışmalarını teferruatlı bir şekilde sürdürdüğünü" vurgulayıp, çalışmaların; "Türkiye'ye faydalı olabilecek, teröre asla bulaşmamış ve Türkiye ile Suriye arasındaki köprüyü oluşturabilecek nitelikteki vatandaşların, nasıl Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçebilecekleri ile ilgili çalışmalar" olduğunun altını çiziyordu.
Konunun TBMM'de gündeme gelmesi üzerine İçişleri Bakanı Efkan Ala da şu açıklamayı yapıyordu: "Suriye'deki gelişmeler dikkate alınarak, oradaki iyileşmenin zaman alacağı dikkate alınarak çifte vatandaşlık konusunda düzenlemeler yaptık (...) Her bir vatandaşın ailesiyle birlikte dosyası ele alınarak, herhangi bir suça bulaşmamış olan, Türkiye için bir tehlike, tereddüt olmayan, kendileri için de bizim için de yararlı olacak (...) devletin birimleriyle beraber alınmasında sakınca görmediğimiz, aileleri Türk vatandaşlığına daha hızlı bir biçimde alacağız."
Mesele 'Bereket' meselesi...
Konunun tartışılması sırasında Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ilgili bakanlarımız tarafından söylenenleri toparladığımızda ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:
Suriyelilerden vatandaşlık için müracaat edenler var. İçişleri Bakanlığı, diğer bakanlıklar ve MİT'le irtibat halinde bu konuda bir mevzuat için çalışıyor. Bunun hedefi de, uzun süren işlemlerin çabuklaştırılması.
Çalışmanın öncelikli hedeflerinden birisi de, mültecilerin çocukları için öğretmen, yine mültecilerin sağlık hizmetleri için Arapça bilen hekim gibi ihtiyaçların karşılanması.
Yapılmaya çalışılan, durumları uygun olanların vatandaşlığa kabul edilme sürecini hızlandırmak yani. Sayı, tabii ki batılı ülkeler gibi 300, 500 ya da birkaç bin kişi ile sınırlı değil. Ama 2 milyon 750 bin kişinin vatandaşlığa kabul edilmesi, hiç değil.
TOKİ'den ev konusunun aslı da Cumhurbaşkanımızın şu sözleriyle ilgili:
"TOKİ'nin elinde boş konutlar var. Biz nasıl Ahıska Türkleri'ne Erzincan'da konutlar verdiysek, ki onlar bunu taksitlendirdiler ve ödeyecekler, biz bunlara da belirli bir iskan ve istihdam politikası uygulamak suretiyle aynı şeyi yapabiliriz." Konuyu tartışılmaya devam edilecek.
Bu yazıyı İcişleri Bakanımız Efkan Ala'nın konuşmasından bir alıntı ile bitirelim: "Bu kardeşlerimize biz bu imkanları sunuyoruz ve Allah da bereketini veriyor."