CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Peki ya BM kuralları...

Eklenme Tarihi 10 Mart 2016
Mültecilerle ilgili Türkiye ile AB arasındaki görüşmeler konusunda bir açıklama yapan BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) sözcüsü, Avrupa Birliği'nin sığınmacıları Türkiye'ye geri gönderecek olmasının endişe verici olduğunu söylemiş. Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünmediklerini belirten sözcü, "sığınmacılar AB ülkeleri, ABD, Avustralya, Arap ülkeleri gibi diğer ülkelere yerleştirilmeli" demiş ve eklemiş: "AB'nin sığınmacıları topluca Türkiye'ye geri göndermek istemesi, ne AB ne de uluslararası hukuk kurallarıyla örtüşür." Konuşan Birleşmiş Milletler'in bir yetkilisi. Söyledikleri de doğru. Ama, kendi vazifelerini yapmayan Birleşmiş Milletler, başkalarına talimat veriyor. Her işin normal hal yolları ve tabii olarak çok sayıda da anormal hal yolları vardır. Suriyeli mülteciler meselesi ile ilgili de böyle. Aslında en normal olanı, daha baştan gerekli tedbirlerin alınıp kendi halkına ölüm yağdıran diktatörün bir şekilde hizaya getirilmesi ve Suriyeli Mülteciler meselesinin doğmasını engellemekti. Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na ve dolayısıyla onun icra organı Güvenlik Konseyi'ne düşen bu vazife yerine getirilemedi. Çünkü Suriye'nin karışmasını isteyen güçler arasında BM Güvenlik Konseyi'nin patronlarından bazıları da vardı. Meselenin halli, ikinci olarak da Suriye üzerinde etkili ülkelere (mesela Rusya, İran) düşerdi. Rusya ya da İran, Esed'e 'sakin ol' demiş olsalardı, bütün bunlar yaşanmayabilirdi. Oysa 400 bin insanı katleden diktatöre halen dur demiyor, dahası katliamlarına da yardımcı olmayı sürdürüyorlar. Her nedense bu iki ülkenin adını zikretmemeye özen gösteren dışarıdan ve içeriden birileri ısrarla Türkiye'yi suçlamayı sürdürüyor olsalar da, her şey ayan-beyan ortada. Türkiye'yi yönetenler, Suriye'nin herhangi bir karışıklığa mahal kalmadan normal bir geçiş dönemiyle daha demokratik bir yönetime kavuşabilmesi için elinden gelen her türlü çabayı göstermişlerdi ve halen de göstermektedirler.

SURİYE'Yİ BOŞALTMAK...
Uluslararası mekanizmalar, Suriye'de karışıklık meydana gelmesini, dolayısıyla 400 bine yakın insanın ölümünü ve on milyona yakın insanın muhacir olmasını engelleyemediler. Bu yetmezmiş gibi, atılması gereken diğer makul adımlar konusunda da ipe un serdiler sürekli olarak. Türkiye, Suriyelilerin kendilerine ait topraklarda oluşturulacak güvenli bölgelerde toparlanmaları teklifini geliştirdi. Uçuşa da yasak bu bölgelerde hayatlarını sürdürebilecek Suriyeliler ülkelerini terk etmeyecek ve nüfus kaydırma işlemine de geçit verilmemiş olacaktı. Ancak aklın söylediğine, yani yapılması gereken doğru şeylere uluslararası kuruluşların gücü yetmedi ve Suriye'nin karışmasından menfaat uman ülkelerin de işe karışmasıyla mülteci meselesi ortaya çıktı. Hesap, Suriye'den van korkusuyla kaçanların Irak, Ürdün, Lübnan ve Türkiye'ye sığınmaları ve bundan sonraki hayatlarını sonsuza kadar buralarda sürdürmeleri, yani Suriye'yi boşaltmak idi belki de. Filistinlilerin yaşadıkları, bu türden niyetler olabileceğinin en açık ispatı.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği sözcüsünün AB ve uluslararası hukuk kurallarını hatırlatması güzel de, Birleşmiş Milletler kurallarına da bir göz atması gerekiyor...