CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Yeni bir Yalta mı?

Eklenme Tarihi 01 Mart 2016
Suriye meselesinde sona doğru yaklaşılıp yaklaşılmadığı bir muamma. Ancak asıl problem, normal şartlar altında bir araya gelmeleri beklenmeyen güçlerin ittifak görüntüsü vermeleri. Yaşananlar yeni bir Yalta'nın ya da 'II. Sykes Picot'un, yani süper güçler arasında yapılan bir paylaşmanın uzantıları sanki. Bölgedeki hesapları sebebiyle Rusya'ya hasım olması gereken ABD'nin nasıl olup da bu ülkenin kuraldışı davranışlarına göz yumduğu, önemli bir soru. Yine İran'ın Rusya ile nasıl olup da Suriye konusunda bir araya gelebildiği de... Ama galiba esas soru, bu ülkelerin ve bu arada Esed rejiminin PYD-YPG ile olan ittifakları. Suriye'nin kuzeyinde oluşturulacak bir koridorun Rusya tarafından desteklenmesi anlamlı. Vaktiyle kimlik bile vermediği insanlara mecbur kaldığı için tavizler vermiş olan Esed rejiminin tutumu da. Ancak hedeflerine ulaşabilirlerse, PYD-YPG'nin sonradan ilk rahatsız edecekleri ülkeler arasında olan İran'ın da destekçiler arasında olması garip. İlk bakışta en anlaşılmaz gibi gözüken de ABD'nin tutumu. Ancak, çok konuşulmuyor olsa da, bu ülkenin İsrail'le ilgili bazı hesapları sebebiyle anlaşılmaz gibi gözüken tavırlar takındığını varsayabiliriz. ABD, geleceğin Suriyesi'nin İsrail'i rahatsız etmeyecek şekilde oluşması için çalışıyor gibi. Suriye rejimi ve İran söz konusu olduğunda garabetin arttığının da altını çizmek gerek bu arada. Çünkü bugünkü karmaşada birtakım mesafeler alınmış olsa bile, Esed'in kuvvetlenmesi durumunda Rojava'nın kapısını çalmak ilk atacağı adımlardan olsa gerek. Yine Kuzey Suriye'de bir koridor devlet sağlanması durumunda, PYDYPG'nin öncelikle Kuzeyi olmak üzere Irak, sonrasında da İran ve Türkiye yönünde genişleme peşinde koşacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok.

KENDİ AYAĞINA SIKMAK...
Ateşkesin gerçekleşmesi ve ardından Cenevre görüşmelerinin başlaması durumunda herkesin eteklerindekini dökeceği ve dolayısıyla hesapların neler olduğunu net olarak anlayacağımız kesin. Ancak bu durumda asıl mesele, Suriye'nin geleceğinde Suriye halkının isteklerinin temel alınmasını savunduğu için Rusya, İran, Esed rejimi yanında ABD ile de politikaları ayrışan Türkiye'nin tutumuna içerden gösterilen direnç. Rusların, İranlıların, Amerikalıların ve Avrupalıların konuya bakışlarını kendi menfaatleri çerçevesinde anlayabilmek mümkün. Ancak, sadece mevcut iktidara ve amansız bir şekilde muhalif oldukları için gelişmelerin Başka ülkelerin istediği yönde olmasını savunan içerdekilerin hangi akla hizmet ettiğini anlayabilmek imkansız... Anlatılan cazip hikayelerin büyüsüne kapılmış olanların, Rojava'da bir PYDPKK devleti kurulması konusuna nasıl romantik bir şekilde baktıkları hatırlardadır. O zamanki romantik bakış yerli yerinde duruyor ve tez ise Türkiye'nin PYD-YPG ile bir şekilde anlaşması hatta işbirliği yapması şeklini almış durumda. Vaktiyle Rojava'da bir devletçik kurulmasına müsaade edilmeli, hatta destek olunmalı diyenler gibi şimdilerde PYD ile işbirliği yapılmalı diyenlere akıllarını peynir ekmekle yiyip yemediklerini sormak gerek aslında... Bunun Türkiye'nin 'kendi ayağına sıkması' demek olduğunu bile anlayamıyorlar çünkü...