ELDEN BETER...
Ankara'daki patlama, belli ki Suriye'deki gelişmeler ve Türkiye'nin bu konuda attığı adımlarla ilgili. Yaşananları görmezden gelerek Suriye'deki eli kanlı diktatörün hükümranlığının devamına yeşil ışık yakmamız, Rusya ve İran'ın yapıp ettiklerine ses çıkarmamamız ya da belki Suriye'nin kuzeyinde kurulması düşünülen koridor konusunda uyumlu davranmamız isteniyor... Bu durumda karşı karşıya bulunduğumuz en önemli mesele de, kanlı mesajlar vermekten çekinmeyen güçlerin amaçlarını savunan içimizdekiler. Bütün insanımızın içi yanarken, acımızı paylaşma konusunda istekli olmadığını bildiğimiz bildik bazı aktörler yine sahne aldılar. Güvenlik ya da istihbarat zaafından bahsediyor ve emniyet güçlerinin gerekeni yapmakta aciz kaldığını filan söylüyorlar. Daha ileri gitmeye meraklı olanları da, birilerini istifaya davet ediyorlar her zaman olduğu gibi. Saldırı ile ilgili olarak alınan ve aslında terörün maksadına ulaşmasını engelleme amaçlı olan yayın yasağı da hedeflerinde yine... Bu tür saldırıların Londra, Madrid ve Paris gibi dünyanın en büyük ve en güvenli metropollerinde bile yaşandığını bilseler de, hazır fırsat bulmuşken alıştıklarını yapmaya yani hükümete çatmaya devam ediyorlar yani. Rutin kontrollerde polis tarafından durdurulup araçları arandığında canları sıkılıp, herhangi bir işyerine girerken X-Ray cihazından geçmek zorunda kaldıklarında moralleri bozulanların, tedbirlerin eksikliğinden bahsetmeleri dikkat çekici olsa da, konuşuyorlar ve konuşacaklar... 'Elin ağzı torba değil ki büzesin' lafını boşuna söylememiş eskiler. Onlar el değil diye düşünüyorsanız, elden bile beterler bilesiniz...