CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

'Piyonlar ve arkasındakiler'...

Eklenme Tarihi 19 Şubat 2016
Yine terör saldırısı ve yine yanan yürekler. Kim ya da kimler ve hangi niyetle yaptı ve yaptırdılar, henüz bilmiyoruz. Yapanlar belli ki bir terör örgütünün mensupları. PKK, DAEŞ, DHKP-C olağan şüpheliler. Yaptıranlarla ilgili listede de en az örgütlerin sayısı kadar ülke yer alıyor: Rusya, Suriye, İran... 28 kişinin ölümüne ve 61 kişinin yaralanmasına sebep olan saldırının hemen arkasından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı "Bu saldırıları gerçekleştiren piyonlarla ve onların arkasındaki güçlerle mücadelemizi, her gün daha kararlı bir şekilde sürdüreceğiz..." şeklindeki açıklama, meselenin ne olduğunu açıkça ortaya koyuyor aslında. Saldırıları piyonlar yapıyor ve onların arkasında da birtakım güçler var... Piyonların, ağızlarına çalınan bir parmak bala kanarak, aslında kendilerine eylem emri verenlerin menfaatleri için hareket ettikleri, bilinen bir gerçek. Bu tür saldırıların arkasındaki devletlerin de, bunu Türkiye'ye bir mesaj vermek niyetiyle yaptırdıkları açık. Altı çizilerek hatırlatılması gereken ise, bu tür kanlı mesajların Türkiye'yi yönetenlerin kararlılıklarını artırdığı. Bizi yönetenler, kanla verilen mesajların içerdiği talepler karşılansa bile benzer yollarla verilecek mesajların sonu gelmeyeceğinin ve taleplerin daha da artacağının farkındalar. Türkiye'nin kendi ayakları üzerinde durma konusundaki kararlılığının ortaya çıkmasından sonra, bu türden mesajlar verilmeye başlandığının ve şu anki Cumhurbaşkanımızın 2003 Kasım'da yapılan 4 saldırı sonrası 'bu türden mesajları ayaklarının altına alıp çiğnediğini' vurguladığını da biliyoruz.

ELDEN BETER...
Ankara'daki patlama, belli ki Suriye'deki gelişmeler ve Türkiye'nin bu konuda attığı adımlarla ilgili.
Yaşananları görmezden gelerek Suriye'deki eli kanlı diktatörün hükümranlığının devamına yeşil ışık yakmamız, Rusya ve İran'ın yapıp ettiklerine ses çıkarmamamız ya da belki Suriye'nin kuzeyinde kurulması düşünülen koridor konusunda uyumlu davranmamız isteniyor... Bu durumda karşı karşıya bulunduğumuz en önemli mesele de, kanlı mesajlar vermekten çekinmeyen güçlerin amaçlarını savunan içimizdekiler. Bütün insanımızın içi yanarken, acımızı paylaşma konusunda istekli olmadığını bildiğimiz bildik bazı aktörler yine sahne aldılar. Güvenlik ya da istihbarat zaafından bahsediyor ve emniyet güçlerinin gerekeni yapmakta aciz kaldığını filan söylüyorlar. Daha ileri gitmeye meraklı olanları da, birilerini istifaya davet ediyorlar her zaman olduğu gibi. Saldırı ile ilgili olarak alınan ve aslında terörün maksadına ulaşmasını engelleme amaçlı olan yayın yasağı da hedeflerinde yine... Bu tür saldırıların Londra, Madrid ve Paris gibi dünyanın en büyük ve en güvenli metropollerinde bile yaşandığını bilseler de, hazır fırsat bulmuşken alıştıklarını yapmaya yani hükümete çatmaya devam ediyorlar yani. Rutin kontrollerde polis tarafından durdurulup araçları arandığında canları sıkılıp, herhangi bir işyerine girerken X-Ray cihazından geçmek zorunda kaldıklarında moralleri bozulanların, tedbirlerin eksikliğinden bahsetmeleri dikkat çekici olsa da, konuşuyorlar ve konuşacaklar... 'Elin ağzı torba değil ki büzesin' lafını boşuna söylememiş eskiler. Onlar el değil diye düşünüyorsanız, elden bile beterler bilesiniz...