CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

'Kendim ettim, kendim buldum'...

Eklenme Tarihi 27 Ocak 2016
Yeni bir anayasa ve Başkanlık Sistemi tartışmaları sadedinde, önemine binaen 7 Haziran seçimleri öncesi ve sonrası yaşananları tekrar mercek altına almakta fayda var.
7 Haziran seçimlerine, daha çok menfi açıdan yapılan başkanlık sistemi tartışmaları damgasını vurmuştu, malum.
Ancak seçim sonrası yaşananların başkanlık sisteminin ne kadar gerekli olduğunu ortaya koymuş olması, birilerine acı bir sürpriz oldu.
Muhalefet partilerinin başkanlık sistemine yönelik olumsuz vurguları, HDP'li Demirtaş'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı kastederek üç kere tekrarladığı: "Seni başkan yaptırmayacağız!" sözleriyle zirve yapmıştı.
7 Haziran, hükümet kurulabilmesi açısından değişik alternatifer sunuyordu aslında. Ancak, terörle arasına mesafe koyamayan HDP'nin denklem dışı kalması ve MHP liderinin daha 7 Haziran gecesi 'ana muhalefet olacaklarını' açıklaması ile, geriye tek bir alternatif kalmış gibiydi: AK Parti ile CHP arasında bir hükümet kurulması... Ancak güya koalisyon ortağı olma konusunda istekli imiş gibi gözüken CHP'nin kendisini birinci parti zannederek üst üste şartlar koşması ve AK Parti'nin 13 yıllık iktidarı sırasında yaptıklarını çöpe atma manasına gelecek 'restorasyon hükümeti kurma' talebi yüzünden, mümkünü imkansız hale getirdi.
Söz konusu üç parti de 1 Kasım'da bir tekrar seçim yapılmasının Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun zorlaması ile olduğunu ileri sürdüler. Ama, dedikleri gibi olsa bile 1 Kasım'a giden yolun taşlarını kendilerinin döşediklerini unutuyor ve herkesin de unuttuğunu zannediyorlar. 13 yıldır tek başına iktidarda olan Ak Parti, tabii ki bir koalisyonu istemiyor olabilirdi.
Ama ikisi daha başta kendilerini oyun dışı bırakan ve birisi de şansını çok zorlayan partilerin, ne derlerse desinler, o zaman hükümet kurulmasını imkansız hale getirdikleri ortada...

AK Parti iktidarı olmasaydı...

Koalisyona yanaşmayıp tekrar seçimi zaruri hale getiren ve Anayasa gereği olarak kurulması gereken Seçim Hükümeti'ne bile üye vermemekte direnen partiler, şimdi faziletlerini anlata anlata bitiremedikleri parlamenter sistemin ne tür sıkıntılar üretebileceğinin çok açık bir örneğini yaşatmış oldular.
Eğer 7 Haziran sonrası 13 yıldır işbaşında olan AK Parti iktidarı yönetimde olmasaydı, elini taşın altına koymaya yanaşmayan partiler sebebiyle ülkenin çok vahim durumlarla karşı karşıya kalabilmesi büyük ihtimaldi... Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dirayetle yönettiği süreçte herhangi bir iktidar boşluğuna izin verilmemiş olması, ülkenin en önemli şansı oldu. O dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'eğer başkanlık sistemi olsaydı, böyle bir durumun yaşanmayacağının' altını sıklıkla çizmesi de boşuna değildi... Parlamento seçimlerinden bağımsız olarak oluşmuş bir hükümet işbaşında olacağı için herhangi bir risk ihtimali olmayacaktı çünkü...
Hasılı: Başkanlık sistemine karşıyız teraneleri ile seçime girenler, seçim sonrası yapmadıkları ile, başkanlık sisteminin ne kadar gerekli olduğunu açıkça göstermiş oldular... Yakında 'Kendim ettim kendim buldum' şarkısını sıklıkla söylemeye başlarlarsa şaşırmamak gerek...