Eğer bunu bir başkasının yapması gerekiyorsa da, kendilerine mutlaka danışılmasını istiyor ve bekliyorlar.
KÖRLERİN FİL TARİFİ...
Bunların istediğinin olması mümkün değilse de, kendilerine danışılması ya da danışılıyor gibi yapılması, önemli bir mesele. Aidiyet, satılmışlık ya da kiralanmışlık hali veya yeminli karşıtlık sebebiyle kökten düşman olanlar üzerine kafa yormaya zaten gerek yok. Ama son birkaç senede sayılarının arttığına şahit olduğumuz memnuniyetsizlerin temel problemi, bu. Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu meseleler konusunda çare sadedinde dile getirdikleri tezler körlerin fili tarifi örneğindeki gibi olsa da, kendilerine önem atfedilmemesi, bu insanların kimyalarını bozuyor adeta.
Biraz karmaşık bir izah gibi olsa da durum bu. Ülkemiz medyasının, siyasetçilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve akademik titr sahiplerinin önemlice bir kesiminin hayata bakışı, 'demokrasi güzeldir, ama bizim dediğimizin olması kaydıyla' anlayışına dayalı. Gerçek demokrasi halkın iradesini önceliyor olsa da; halkın büyük bir çoğunluğunun ne istediği ya da ne istemediği bahsini ettiğimiz kesimin umurunda bile değil.
Onlar için, varsa yoksa kendi arzu ve istekleri...
Dolayısıyla fildişi kulelerinde yaşayan bazı akademisyenlerin ihanet kokan bir bildiri yayınlaması çok da garip değil. Hatta bu bildiriye destek sadedinde kaleme alınan aynı mahiyette başka bildiriler de. Gazete ve televizyonların gerçeği tersyüz etmek için çırpınan yayınlarına; doğrudan teröre destek verenlerin yanında, dolaylı olarak destek atışlarında bulunan bazı siyasetçilere ise alıştık zaten.
İşin güzel tarafı, vaktiyle kullandıkları sloganlarla milletimizi köşeye sıkıştırma işini iyi kotaran kesimlerin artık demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, özgürlükler... gibi evrensel değerleri kullanabilme imkanlarının kalmamış oluşu.
Hülasa: Birileri aksini düşünüyor olsa da, gidişimiz iyiye doğru inşallah...