CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Bu gidiş nereye?..

Eklenme Tarihi 22 Ocak 2016
Türkiye olarak, belki de tarihimizin en önemli dönemlerinden birini yaşadığımız kesin. Karşı karşıya kalınan problemler eskisine nazaran artmış olsa da, artık rotasını belirlemiş ve ne olursa olsun yoluna devam eden bir devlet yapımız var. Başımızda bulunanların başarılı iş tutuşları yanında, ülkemiz insanına hizmet etme konusundaki iyi niyetleri sebebiyle de bereketlendirilen bir süreç yaşıyoruz... Son on üç senede alınan mesafenin önceki dönemlerle mukayesesi, nasıl devasa adımlar atıldığının göstergesi. Yapılanlar da, bundan sonra yapılacak olanların teminatı... Daha sağlam, daha güçlü ve daha müreffeh bir Türkiye'ye doğru gittiğimizde şüphe yok. Ancak ülkemizde bir kesim var ki, toplum olarak hep beraber kavuşabileceğimiz imkanlara rağmen, bütün bunların olmaması gerektiğini savunuyorlar. Başta bu süreci başlatan Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, AK Parti iktidarına muhalifler görünürde. Nasıl bir muhalefet anlayışı ise bu, hepimizin işine yarayan gelişmeler sebebiyle mutlu olmak yerine, tam tersine mutsuz oluyorlar. Nereye doğru gittiğimiz, bu gidiş sürecinde neler yaşanacağı ve netice olarak nasıl bir Türkiye ile karşılaşacağımız bu kesim için önemli değil. Onlar, gidilecek yeri kendilerinin tespit etmesi gerektiğine inanmışlar.
Eğer bunu bir başkasının yapması gerekiyorsa da, kendilerine mutlaka danışılmasını istiyor ve bekliyorlar.

KÖRLERİN FİL TARİFİ...
Bunların istediğinin olması mümkün değilse de, kendilerine danışılması ya da danışılıyor gibi yapılması, önemli bir mesele. Aidiyet, satılmışlık ya da kiralanmışlık hali veya yeminli karşıtlık sebebiyle kökten düşman olanlar üzerine kafa yormaya zaten gerek yok. Ama son birkaç senede sayılarının arttığına şahit olduğumuz memnuniyetsizlerin temel problemi, bu. Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu meseleler konusunda çare sadedinde dile getirdikleri tezler körlerin fili tarifi örneğindeki gibi olsa da, kendilerine önem atfedilmemesi, bu insanların kimyalarını bozuyor adeta.
Biraz karmaşık bir izah gibi olsa da durum bu. Ülkemiz medyasının, siyasetçilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve akademik titr sahiplerinin önemlice bir kesiminin hayata bakışı, 'demokrasi güzeldir, ama bizim dediğimizin olması kaydıyla' anlayışına dayalı. Gerçek demokrasi halkın iradesini önceliyor olsa da; halkın büyük bir çoğunluğunun ne istediği ya da ne istemediği bahsini ettiğimiz kesimin umurunda bile değil.
Onlar için, varsa yoksa kendi arzu ve istekleri...
Dolayısıyla fildişi kulelerinde yaşayan bazı akademisyenlerin ihanet kokan bir bildiri yayınlaması çok da garip değil. Hatta bu bildiriye destek sadedinde kaleme alınan aynı mahiyette başka bildiriler de. Gazete ve televizyonların gerçeği tersyüz etmek için çırpınan yayınlarına; doğrudan teröre destek verenlerin yanında, dolaylı olarak destek atışlarında bulunan bazı siyasetçilere ise alıştık zaten.
İşin güzel tarafı, vaktiyle kullandıkları sloganlarla milletimizi köşeye sıkıştırma işini iyi kotaran kesimlerin artık demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, özgürlükler... gibi evrensel değerleri kullanabilme imkanlarının kalmamış oluşu.
Hülasa: Birileri aksini düşünüyor olsa da, gidişimiz iyiye doğru inşallah...