CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Kırmızı çizgiler...

Eklenme Tarihi 06 Ocak 2016
'Herkesin mutlaka yapılması gerektiğini düşündüğü bir iş vardı. Ancak, nasıl olsa birileri herhalde yapıyordur düşüncesiyle, kimse yapmaya girişmediğinden o iş bir türlü yapılamıyordu'...
Türkiye'nin yeni anayasa meselesi de biraz böyle. Darbe Anayasası olarak tanımlanan 1982 Anayasası'nın değişmesi gerektiği konusunda kimsenin itirazı olmasa da, yeni bir anayasanın yapılabilmesi konusunda, AK Parti dışında kimse elini taşın altına koymaya yanaşmıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "Türkiye'nin yeni anayasaya olan ihtiyacı artık tartışılması anlamsız bir konudur. Konuşulması, tartışılması gereken husus, bu anayasanın hangi ilkeler ve değerler üzerinde inşa edileceğidir" şeklindeki sözleri, Yeni bir anayasa ihtiyacının en açık ifadesi. Nasıl bir anayasa olması gerektiği konusunda da, dünkü AK Parti grup toplantısındaki konuşmasında da şunları söyledi Başbakan: "Öyle bir Anayasa yapmalıyız ki insanı esas alsın ve sadece insanı esas alsın. Türkiye'ye yakışan anayasa, temel hak ve hürriyetler konusunda hiçbir kısıtlamanın yer almadığı az, öz, net bir anayasadır." Yeni Anayasa yapımı ile ilgili tartışmalarda, muhalefette bulunan partilerin şimdiye kadar topu hep taca attıklarının herkes farkında.
CHP, MHP ve HDP güya itiraz ettikleri çeşitli noktaları bahane ederek, çalışmalar konusunda gereken katkıyı sağlamaktan hep geri durdular.
Son gelişmeler, yine aynı şekilde davranacakları ve yeni anayasaya ulaşmamızı engellemek için ellerinden geleni yapacaklarını işaret ediyor.

İtibar kaybı...

Muhalefetin, iktidardaki AK Parti'nin tek başına anayasayı değiştirebilecek çoğunluğa sahip olmayışını koz olarak kullanma niyetinin, önümüzdeki dönemde ne gibi neticeleri olacağını da hep beraber göreceğiz. AK Parti'nin çalışmaları olabildiğince şeffaf bir şekilde yürütmeye niyeti var anlaşıldığı kadarıyla.
Şeffaflaşacak süreç; kimin ne dediğinin, neye ve niçin yanaşıp yanaşmadığının insanımız tarafından da öğrenilmesi demek öncelikle. Bu durumda muhalefet topu taca atma gayretlerini bundan sonra da sürdürecekse, itibar kaybını da göze almak zorunda kalacak demektir.
Ne istediği konusunda kafası oldukça karışık olan HDP'yi bir kenara bırakırsak, CHP ve MHP'nin yeni bir anayasa konusundaki kırmızı çizgileri, önümüzdeki günlerin en çok tartışılacak konuları olacak herhalde.
Bu durumda CHP'nin özgürlükler konusunda takınacağı tavır ve MHP'nin de Türkiye gerçeği ve bunun zaruretleri konusunda ne yapacağı önemli ipuçları verecek.
CHP'nin ve MHP'nin Anayasa'nın ilk 4 maddesi üzerinde yoğunlaşan itirazları, aslında bu maddelere yüklenen ideolojik değerle alakalı bir durum.
Ve bu durumda meselenin gelip dayandığı yer, muhalefet partilerinin yeni bir anayasa isteyip istemediği. Çünkü, 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir' sözü halen geçerli ise -ki geçerli-, yeni bir anayasa ile ilgili dogmatik sınırlar konulması için gayret etmek, topu taca atmaya çalışmanın bir başka şekli.
Konu belli ki bundan sonra da çok tartışılacak.
Tartışmalar sürdükçe de 'istemezük' diyenler, 'isterük' deme noktasına gelecekler ister istemez... Kırmız çizgilerden milletimize baygınlık geldi
çünkü...