CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

İçimizdeki beyinsizler ve Suriye...

Eklenme Tarihi 05 Ocak 2016
2016 Miladi senesi, öncelikle güneyimizde meydana gelmesi muhtemel gelişmeler açısından oldukça önemli. İçinde bulunduğumuz ayda, Viyana görüşmelerinde Suriye için alınan kararlarla ilgili adımların atılmaya başlanması kuvvetle muhtemel. Suriye'ye bakışları ve bu ülkenin geleceği ile alakalı beklentileri farklı olan ülkelerin sağlamaya çalışacakları gelişmelerden bahsediyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde neler yaşanacağını kestirmek güç. Ama bir şeyler olacağı kesin.
Çünkü hayatını kaybedenler 400 bini bulurken, çeşitli şekillerde muhacir olanların sayısı milyonları çoktan geçti. Muhacir olanlar bölge ülkelerinde kalsalar ve Avrupa kapılarını zorlamasalardı, Suriye belki daha uzunca bir süre kendi halinde kaynamaya bırakılabilirdi. Ancak ölümü göze alarak kurtuluş peşinde koşanlar, Avrupa'yı zorlamaya başladılar ve böyle devam ederse onlara mani olabilme imkanı da kalmayacak. Bir çözüme ihtiyaç var ve hemen bulunması gerek. Çünkü hümanist(!) Avrupalıların, konforlarını bozabilme istidadı taşıyan misafirlere tahammülleri yok...
Bir şeyler olmak zorunda iken, Suriye'nin, ülkede yaşayanların çoğunluğunun arzu ettiği bir yapıya kavuşması, belki de en iyi yol. Ancak bu ihtimal öncelikle Rusya'nın, İran'ın ve tabii Esad'ın pek hoşuna gitmiyor. Zengin doğal kaynakları olmasa da, Rusya ve İran açısından stratejik olarak önemli olan Suriye, Esad'a göre de babadan kalma bir miras. Başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere Batı'nın ne istediği pek belli değil. Daha doğrusu olup bitenlere ve konuşulanlara bakarak derli toplu bir fikir oluşturma şansımız yok. Suriye'de karışıklığın başladığı 2011 Mart Ayı'ndan beri, hep zig-zaglı bir tavır izlediler çünkü. Rusya, İran ve dolayısıyla Esad'ın ağırlık kazanmasını istemedikleri kesin. Ancak, bu konuda avantaj sağlayabilecek güvenli bölge ve benzeri formüllere hep mesafeli durmaları, akıllara soru işaretleri getiriyor. Soru işaretlerinin düğümlendiği nokta ise İsrail.

Hep başkalarından yana...

Rusya ve İran Esad ile birlikte hareket ettikleri için Türkiye'nin parmağını kımıldatmasına bile karşı çıkıyorlar. ABD ve diğer batı ülkeleri de, Suriye'de Türkiye'nin arzu ettiği yönde gelişmeler sağlanırsa bunun elimizi güçlendireceğinden korkuyorlar belli ki. Gelişmeleri büyük bir kaygı ile izlediği tahmin edilebilecek olan İsrail ise renk vermeme halini sürdürüyor.
Bunlar, bölgenin geleceği ile ilgili olarak bizim dışımızda gelişen olgular.
Devletler için menfaatler ön planda olduğu için de buraya kadar her şey normal. Anormal olan, içimizden birilerinin, kah Rusya-İran-Esad ve kah ABD, AB ülkeleri çizgisinde tavır almaları. Yani Türkiye çizgisine bir türlü yaklaşmamaları... Oysa Türkiye'nin öncelikli meselesi, güney komşumuz Suriye'nin tek bir parça olarak kalması. Ve ülkenin emperyalistlerin maşası bir diktatör yerine; Suriye halkının seçeceği birileri tarafından yönetilmesi... Türkiye'nin tezlerine karşı çıkıp; Rusya, İran veya batılı ülkelerin tezlerine sıcak bakan içimizdeki beyinsizlerin insan hakları, demokrasi ve vatanseverlik gibi konularda mangalda kül bırakmamaları ise işin en dikkat çekici tarafı...