Ancak, son zamanlarda bu kesimlerde 'ama bu kadar da olmaz ki!' noktasına gelenlerin sayısında ciddi bir artış gözleniyor.
HDP'lilerin Kandil'in zorlamasıyla söylemeyi sürdürdükleri yalanlar, artık tahammül edilemez noktalara varmış durumda.
Demokrasi dediklerinin demokrasi ile alakası yok. Çünkü HDP'lilerin attıkları adımların hemen tamamı, demokratik süreçlerden bağımsız olarak, yukarıdan bir yerlerden gelen emirlerle tespit ediliyor. Gelişmelerin hiçbir aşamasında halk yok. Beyanlarında halk dedikleri de, ellerinde silah olan bir avuç militan sadece.
Öz yönetim dedikleri, öz yönetim değil. Öz yönetim ve özerklik aynı şeyi ifade etmek için kullanılıyor olsa da, karşımızdaki durumun özerklikle de alakası yok. Öz yönetim de özerklik de, ana gövde ile uyum içerisinde bir hali tarif etmek için kullanılan kavramlar. Ülkenin bir bölümünü, silahlı kişilerce izole ederek halktan arındırmanın, literatürde bilinen bir karşılığı da yok.
Ellerinde silah, bazı ilçelerde hendekler ve barikatlar arkasına saklanıp güvenlik güçleri ile ölümüne çatışmaya girenlerin, varabilecekleri bir yer de yok. Bütün olup bitenler, birilerinin ülkeyi bölme peşinde koştuğu intibaını verse de, bu hususta açık bir irade beyanı da yok... Tam bir akıl tutulması hali.
HDP'liler ve tabii Kandil'dekiler, kendi özgür iradeleriyle hendek kazıp barikat kurduklarını iddia ettikleri 'gençleri' destekledikleri şeklinde açıklamalar yapıyorlar. Hendekler ve barikatlar arkasında bulunanlar ise, 'ölene kadar çatışmak için Kandil'den emir aldıklarını' söylüyorlar.
İstimi sonradan...
Kandil'dekilerin kapıldıkları hayaller dışında, bütün bunların yaşanması için herhangi bir sebep yok. Laz fıkrasında olduğu gibi 'mesela' diyorlar yani. Temmuz'dan beri yaşananlarla alakalı olarak ne HDP ve ne de Kandil elle tutulabilir herhangi bir şey söyleyemiyor. Askeri baraj, askeri yol gibi dolmaları da kimse yutmuyor.
Bütün gelişmelerin ortak noktası, önce eylemler yapıp, sonrasında bunlara birtakım kılıflar bulma gayreti. İsmi lazım değil, HDP parti sözcüsünün 24 Ocak'taki HDP kongresi öncesi yapılacaklar sadedinde söyledikleri de, tam bir 'istimi sonradan gelsin' mantığı ile hareket ettiklerinin göstergesi zaten.
Kongreden önce HDP'nin bileşenleri ile yapacağı ve gündeminde 'öz yönetim' ve özerkliğin de yer alacağı bir konferanstan bahsediyor parti sözcüsü. Yani uygulamasına niyet ettikleri şeyi, belli ki yeni tartışacaklar. Açıklamada yer alan: "Türkiye için genel projemiz demokratikleşmedir.
Dolayısıyla bu demokratikleşmenin nasıl olabileceğine dair gündemde ne varsa bunlar tartışılacak" şeklindeki bölüm daha da ilgi çekici. Yukarıdan gelen emirlerle adım atmaya alışmış bir yapının demokratikleşme nutuklarını, öteden beri HDP'nin yalanlarına inanmaya amade olanlar bile yutmuyor artık...
HDP'nin demokrasi anlayışı, tam da 'Demokrasi güzeldir, ancak bizim dediklerimizin olması kaydıyla' sözünde olduğu gibi...