Bugünkü
Takvim
  • 17 Kasım 2015, Salı

Onlar Batılı, bizdekiler Batıcı...

3 terör grubunun 6 ya da 7 ayrı yerde eşzamanlı gerçekleştirdiği saldırılarda 132 insanlarını kaybeden Fransızlar belli ki gafil avlandılar. Çünkü kısa bir süre önce Charlie Hebdo saldırısının yaşandığı Paris'te istihbarat servislerinin haber alabilmesi ve emniyet güçlerinin durdurması beklenirdi, olmadı. Ama siyasetçisi, medya mensubu, akademisyeni ve aydını ile Fransızlar Paris'te yaşanan bu vahim tabloya rağmen devletlerini, hükümetlerini, Başbakanlarını, hele Cumhurbaşkanlarını sorumlu tutup onlara yüklenmeyi düşünmeden, hep birlikte terörü lanetlediler. Hatta bu işten doğrudan sorumlu oldukları düşünülebilecek kişilerin istifalarını bile gündeme getirmediler. Yaşanan saldırının hemen sonrasında bu tür şeyleri tartışmanın terörle mücadele açısından zaaf doğuracağını ve mümkün olan en kısa süre içerisinde alınması gereken tedbirleri akamete uğratacağını biliyorlardı herhalde. Yetkililer belirli bir süre için gösterileri yasakladılar. Ama galiba yasaklamamış olsa bile, hiç kimsenin saldırıları protesto bahanesiyle sokağa çıkıp, etrafı yıkıp dökmeye niyeti yoktu anlaşılan. Çünkü terörü protesto bahanesiyle sokaklara çıkıp bağırıp çağırmanın ve belki etrafı kırıp dökmenin kimseye bir faydası olmadığını aksine zararı olduğunu biliyorlardı muhtemelen. Ve ilgi çekicidir ki Fransa'da herkesin canını yakan terör saldırılarını fırsat bilip, terörün varmak istediği amaçları kolaylaştıran tavırlar da sergilenmedi. Gafil avlanmış olsalar da, Paris'teki saldırı sonrası muvafığı ve muhalifi ile bir ülkenin kenetlenmesine şahit olduk yani. Suruç, Diyarbakır ve Ankara saldırıları sonrasında ülkemizde yaşananlarla Paris'teki saldırılar sonrası Fransa'da yaşananların karşılaştırılması, nasıl bir akıl tutulması ile karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyuyor. Türkiye'de yaşanan saldırılar sonrası içimizdeki beyinsizlerin saldırganları ya da onları azmettirenleri değil, devleti hedef almaları yüzünden başımız dönmüştü. Çünkü ülkedeki ayrışmayı körüklemeyi amaçlayan saldırıları tel'in etmek yerine, adeta bu saldırıları gerçekleştirenlerin amaçlarına hizmet eden bir tavırla karşı karşıya kaldık.

NE BİZDEN, NE ONLARDAN...
Ülkemizin önünü kesebilmek amacıyla içeriyi karıştırmak isteyen güçlerin taşeronu olan bir terör örgütünün, bütün tedbirlere rağmen gerçekleştirdiği eylemler söz konusuydu Türkiye'de. Ancak, terörü lanetleme adı altında sokaklara dökülenlerin doğrudan Devlet, Hükümet, İçişleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nı hedef almaları garabeti bize has bir şey olmalı ki, Fransa'da böyle şeyler yaşanmadı. Fransa'da insanların nasıl olması gerektiği gibi davranabildikleri ve bizdeki beyinsizlerin neden böylesi durumlarda yapılmaması gerekenleri yapmaya çalıştıkları, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir konu. Bu durumla alakalı olarak söylenebilecek çok şey var şüphesiz. Ancak bunların çoğunu hepimiz biliyoruz ve tekrarında fayda da yok. Altı çizilmesi gereken ise galiba şu. Fransa'da tüm ülkenin canını yakan olaylar karşısında takınılan tavır, Batılı tavrı. İnsanımızın kahir ekseriyetini istisna ederek belirtelim ki, içimizdeki beyinsizlerin davranışları ise Batıcı olmalarıyla ilgili... Bizden değiller, Batılı da olamıyorlar...
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya