Bugünkü
Takvim
  • 18 Kasım 2015, Çarşamba

Timsah gözyaşları...

Paris'te yaşanan şok edici terör saldırılarının failleri, azmettiricileri, sebepleri ve muhtemel sonuçları ile alakalı yorumlar devam ediyor ve epey de edecek gibi. Fransa'da olup biteni izah sadedinde saldırıları sahiplenen DAEŞ (IŞİD) üzerine yapılan değerlendirmeler önemli. Ve bu değerlendirmeler arasında en çarpıcılarından birisi de, Rusya Devlet Başkanı Vladimin Putin'e ait. Putin'in, Antalya'daki G-20 Liderler Zirvesi sonrasında yaptığı basın toplantısında yaptığı konuşmada sarf ettiği: "IŞİD 40 ülkeden finanse ediliyor. Bu ülkeler arasında G-20 üyeleri de var" şeklindeki sözleri, doğrudan Paris saldırıları ile ilgili değildi belki. Ama Paris saldırısı ve benzer terör olaylarına giden yoldaki taşların nasıl ve kimler tarafından döşendiği konusunda ufuk açıcı sözlerdi. Batılı kaynakların İslamofobi'yi beslemek başta olmak üzere çeşitli sebeplerle iddia ettikleri gibi, DAEŞ'in İslam adına hareket eden bir örgüt olmayıp; bir tür taşeron örgüt olduğu ve bir ülkeler konsorsiyumu tarafından var edilip desteklendiği de, bundan daha güzel ifade edilemezdi herhalde. Putin'in DAEŞ'le ilgili sözleri aslında herkesin bildiği ama yüksek sesle söylemediği bir gerçeğin ifadesi aslında. İşin en garip tarafı da, yakın tarihte Türkiye'de ve son olarak da Fransa'da yapılan terör eylemlerinin doğrudan değilse de dolaylı hamilerinin, Antalya'daki Zirve'de Fransa'nın acısını paylaşanlar arasında olmaları. Yani zirveninin açılışında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın saygı duruşu davetine icabet eden ve sonrasında da Fransa'nın acısını paylaşma sadedinde sözler söyleyenlerin arasında da timsah gözyaşları dökenler vardı...

Herkes anladı ama...

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Paris'teki saldırıların Suriye'de planlandığı ve bazı Fransızların da yardımıyla Belçika'dan yönlendirildiğini açıklamış olsa bile, Türkiye'deki bir kısım medya, Paris saldırıları ile ülkemiz arasında bir bağlantı icat edebilmek için uğraşıp duruyor. Belirtmek gerekir ki, Hollande'ın 'terörizme karşı bir karar tasarısının benimsenmesi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni toplantıya çağırdıklarını' açıklaması, görünüşte teröre karşı olsalar da, bir türlü terör tanımında anlaşamayan ülkelerin belki artık anlaşabilecekleri yolunda bir ümit. Kendi devlet ve hükümetlerine yönelik müzmin muhaliflikleri adeta müzmin düşmanlığa evrilen çevrelerin kırk dereden su getirerek Paris saldırılarını da ülkemize bağlama yolundaki saçma-sapan gayretleri gülünç olduğu kadar üzücü de. Her olumsuzluğun ardında kendi ülkesinin devlet ve hükümetini arama ve böylelikle değişik algılar oluşturma gayretinin psikoloji ya da sosyolojideki karşılığını, erbabı bilir herhalde. Ama bu kesimin işlerini güçlerini bir kenara bırakıp yalanlar icat ederek, başta kendi takipçileri olmak üzere milletimize büyük bir saygısızlıkta bulunduklarının altını çizmek gerek. Mesle şu ki, DAEŞ'in ne olduğu, ne yaptığı ve ne yapmak istediği konusunda hemen herkesin zihni berrak. Sadece bizim içimizdeki beyinsizler anlamak istemiyor ve bildiklerini zannettikleri ezberleri tekrar edip duruyorlar. Yani, neler olup bittiğini herkes anladı ama bir bizimkiler anlamaya yanaşmıyorlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya