CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Fabrika ayarları...

Eklenme Tarihi 11 Kasım 2015
Yıl 1994... İSKİ yönetiminin artık emin ellere geçtiği günler. Yeni yönetimle beraber çalışmak durumunda olanlar, arayış içinde. Dikkat çeken en önemli husus, yeni yöneticilerin telefonla görüşürken bile selamlaşıyor olmaları: Selamun aleyküm, aleyküm selam... İlk öğrenilmesi gereken bu. Ama selamlaşmaya 'selamun aleyküm'le mi yoksa 'aleyküm selam'la mı başlandığını bilmeyenler var... Gülmeyin, bilmeyen bilmiyor işte... Ve bazıları müdürlerini telefonla aradıklarında 'aleyküm selam müdürüm!..' diye başlıyorlar söze... Türkiye yeni bir döneme girdi. Bir türlü yıkamadıkları ile beraber yaşamak durumunda olduklarını bilenler, selamlaşmanın 'selamün aleyküm'le başladığını öğrendiler elbet. Ama yine de öğrenecek o kadar çok şeyleri var ki... Dışarıdan ve içeriden akıl almaz bir şekilde oluşturulan benzemezler ittifakı, algı operasyonları ve benzeri bin bir çaba... Bütün bu tezgahlar 7 Haziran'da AK Parti'yi tek başına iktidardan mahrum edebilmek içindi ve kısmen başarılı oldu da. Ancak nasıl yıkacakları konusunda iyi hazırlandıkları belli olanlar, yıktıklarının yerine ne koyacakları konusunda hazırlıksızdılar. Ve iş 1 Kasım'a kaldı. İttifaka terör örgütü de dahil olunca, birileri 1 Kasım'daki işin daha kolay olacağını zannetmişti besbelli. Ancak bütün olup bitenleri sakin bir şekilde izleyen Milletimiz 'benzemezler ittifakı'nı 1 Kasım'da sandığa gömdü. AK Parti'nin şahlanışını ifade sadedinde kullanılan 'fabrika ayarlarına dönmek', 1 Kasım'dan sonra değişik kesimlerce sık kullanılan bir söz haline geldi. 'Fabrika ayarlarına dönmek' tabirini kullananların sayısındaki artış, ileriye yönelik ümitler telkin ediyor olsa da, bu tabiri kullananlar aslında başka fabrika ayarlarından bahsediyor olabilir...

DEMOKRASİ İYİDİR, AMA ...
Dolayısıyla bazılarının fabrika ayarları konusunda fikir edinmek için geriye bakmakta fayda var. Vaktiyle köylerde yaşayanların şehirlere inmelerine bile tahammül edemeyen zihniyetin, köyden kentlere göçe alışma süreçleri sıkıntılı geçti. Kırsalda yaşayanların şehirlere akması döneminin önemli travmalarından birisini anlatan 'plajlara akın eden halk sebebiyle vatandaşlar denize giremedi' sözünü espri zannedenler çoğunluktadır. Ama ayniyle vaki. Yakın tarih, kendilerini bu ülkenin insanlarından yukarılarda bir yerlerde hayal eden birilerinin toplumu yönlendirme gayretlerinin hikayesidir bir anlamda. 'Demokrasi tabii ki iyidir; ama bizim dediklerimizin yapılması kaydıyla' mantığı ile hareket edenlerin, halkı bulunduklarını zannettikleri seviyeye çıkarma diye bir dertleri de yoktu. Dertleri marjinalliklerini mümkün olduğunca rahat yaşayabilmek ve hükümranlıklarını da sürdürmekti. Yanlış değerlendirilmiş bir batılılaşma ve modernleşme anlayışı sebebiyle ülkenin kalkınması, sanayileşme, istihdam gibi hususlara lügatlerinde yer yoktu. Bunlar gerekiyorsa şayet, kendilerine mümessillik veren batılılar düşünürlerdi nasıl olsa. Bu arada toplumun genel seviyesine katkı yapacak şekilde eğitim, sağlık ve bayındırlıkta atılımlar yapmak gibi şeylere de ilgi duymadıklarını söylemeye gerek bile yok.
Hülasa: Kimlerin hangi fabrika ayarlarına dönmeye niyetli olduğunu iyi düşünmek gerek...