Günümüzde uygulamaya kalkışıldığında garip kaçabilecek birçok kanun maddesi vardır. Söz gelimi
'Şapka İktisası (giyilmesi) Hakkında Kanun' hala vardır. Ama günümüze uygun düşmeyeceği için uygulanmamaktadır. Özel radyo ve televizyonların seçimlere katılan siyasi partiler konusunda nasıl davranacakları ile ilgili,
TRT'nin tek kanallı günlerinden kalan ve üzerinde bazı değişiklikler yapılmış kanunlar geçerli. Yüksek Seçim Kurulu, geçen seçimde olduğu gibi 1 Kasım seçimleri ile alakalı alarak bu kanunlardan bazılarını devreye soktu ve televizyon kanallarına cezalar verdi. Buraya kadar pek mesele yok gibi. Ancak, söz konusu kanunlara istinaden bazı kanallara adeta ceza yağdırılırken, bazıları ise görmezden gelindi. Yani
son derece açık ve ciddi bir 'farklı muamele' durumu var. YSK'nın
A Haber, 24, Ülke, TVNET, TGRT Haber gibi bariz vasıfları yerli ve milli pencereden bakışla haber ve yorumlar yayınlamak olan TV kanallarına adeta yağmur gibi ceza yağdırması, önemli bir mesele. Benzer yayınlar yapan onlarca televizyon içinden, sadece bazılarının seçilerek ve görüşüne başvurulan
RTÜK'ün, 'ceza verilmesine gerek yoktur' tavsiye kararlarına rağmen verilen cezalar bunlar. Oysa kendisine tahsis edilen sahada son merci olan
Anayasal bir kuruluş olan YSK'nın son derece dikkatli olması ve 'bir adaletsizlik olduğu' şeklindeki algılara sebebiyet vermemek için kılı kırk yararcasına hassas davranması gerekir. YSK'nin televizyon kanallarına ceza vermesine istinat teşkil eden
kanunların bir an evvel değişmesi gerektiği malum. Ancak mesele bu kadarla bitmiyor. Çünkü mevcut kanunlar muvacehesinde ceza vermek gerekiyorsa, bu iş için belli bazı kanalların seçiliyor olması gibi sakil bir durum var ortada.
DENETLİYOR AMA DENETLENEMİYOR...
Kamuoyunun takip ettiği televizyon kanallarından bazılarına ceza verip, bazılarına verilmiyor olmasından şikayet, 'diğerlerine de verilsin' manasına değil şüphesiz. Ancak
A, B, C, D kanallarına ceza verilip, diyelim ki E, F, G ve H kanallarına ceza verilmiyorsa bunun objektif bir açıklaması olmalıdır. Objektif bir açıklama yoksa -ki yok-, o zaman ortada garip bir durum, yani farklı muamele var demektir. Seçimlerin yönetim ve denetimini yürütme yanında yargısal denetimini de sağlayan
karma egemen bir üst yargı mercii olup, Anayasa'da "Yasama Bölümü" içinde yer alan bir yapı Yüksek Seçim Kurulu. Yakın dönemde
sadece bazı TV kanallarına verdiği ceza ile değil, insanımızın hayatı üzerinde doğrudan etkili olabilecek başka bazı icraatları ile de gündemdeydi bu Kurul. Yurt dışında kullanılacak oylarla ilgili 'ağırdan alan' tavrı ve terör tehdidi altındaki bölgelerde sandık taşıma konusunda takındığı tutum da, genel olarak şikayetlere sebep oldu YSK'nın. Ancak
Kurul bildiğinden şaşmadı. Çünkü sahasında 'son merci'. Kararları tartışılamaz ve dahası içe sinmese de uygulanır yani. Denetleyen ama denetlenemeyen kuruluşların denetlenebilir hale getirilmesi, yayıncılıkla ilgili kanunlardan daha acil...