1 Kasım'da sandıktan istikrar, yani tek parti iktidarı çıkmazsa neler olabileceği sorusunun cevabı belirsiz.
Belirsiz, çünkü AK Parti dışındaki partilerin Türkiye'nin hali hazırdaki durumu ile ilgili neler düşündüklerini ve dahası ülkenin geleceğine yönelik planlarını net olarak bilmiyoruz. Aslında bu partilerin bu konuda kafa yorup yormadıklarını da.
Türkiye'yi çok daha ileri noktalara taşıyacak büyük yatırımların durumu ne olur mesela?.. 3. Havalimanı, 3.
Köprü, Avrasya Tüneli, İzmir Otoyolu, Savunma Sanayii'nde atılan adımlar, yerli uçak, yerli helikopter, yerli otomobil gibi adımlar sürdürülür; eğitim ve sağlıkta alınan mesafeler muhafaza edilebilir ve dahası geliştirilebilir mi?..
Canım bu konularda herhalde geri adımlar mümkün olmaz şeklinde düşünenler olabilir. Ama Marmaray'a binmeyeceklerini, Yavuz Sultan Selim Küprüsü'nden geçmeyeceklerini deklare eden liderlerin bulunduğu bir ülkede yaşadığımızı unutmamak gerek.
Tabii özellikle büyük projelerin çoğunun Yap-İşlet-Devret usulü ile yapılıyor olmasının dışarıda ve içeride ciddi rahatsızlıklar oluşturduğunu da bir kenara not etmekte fayda var.
13 senede sağlanabilmiş kazanımlar konusunda olumsuz gelişmeler yaşanıp yaşanmayacağı muamma; milletiyle barışıp kaynaşmış devlet anlayışının sürdürülüp sürdürülmeyeceği de. Malum, siyasi arenada yapılan her şeyi restorasyona tabi tutma meraklısı bir CHP var ortada. Ağızlarını her açtıklarında özgürlüklerden bahsediyor olsalar da, özellikle de inançlı kesimin özgürlükleri hususuna 'bu kadarı da fazla' şeklinde yaklaştıklarını biliyoruz. İmam Hatip ortaokulları ve liseleri de, 'biz bu okullara karşı değiliz' diyenlerin tehdidi altında.
Türkiye'nin son 13 yıldaki gelişmesine paralel olarak, İslam dünyasının çeşitli yerlerine sağlanan ve bize bereket olarak geri dönen katkıların akibetinin ne olacağı da önemli bir konu.
Yine can kaygısı ile ülkemize sığınan ve Batı'nın sadece edebiyatını yapmakla iktifa ettiği mültecilerle ilgili olarak neler yaşanabilir, bilmiyoruz.
SEVİNENLER, ÜZÜLENLER...
2 Kasım'da tekrar bir koalisyon çıkması bazıları açısından sevindirici olabilir belki; ancak böyle bir neticenin oldukça geniş bir kesimde üzüntü doğuracağı aşikar. Asıl önemlisi de bir koalisyon çıkmasına üzüleceklerin sadece Türkiye'de değil İslam coğrafyasının hemen bütün bölgelerinde var olması. 7 Haziran akşamı ortaya çıkan tabloya üzülenler sadece AK Partililer değildi malum. Afrika'dan Asya'nın derinliklerine, Balkanlar'dan Kafkasya'ya kadar dünya coğrafyasının birçok bölgesinde AK Parti'nin tek başına iktidar imkanını kaybetmesine üzülenler, Türkiye'dekilerden kat kat fazlaydı. 1 Kasım akşamı benzeri bir sonuçla karşılaşılmaması için Türkiye'de fiili olarak çalışmalarını sürdürürken bir yandan dua edenler var. Ancak, 7 Haziran benzeri bir netice ile karşılaşılmaması için İslam Dünyası'nın çeşitli bölgelerinde de eller semaya kalkmış durumda.