CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Hiçbir şey eskisi gibi değil!..

Eklenme Tarihi 18 Eylül 2015
Birilerinin bütün güçleriyle tersyüz etmeye çalıştıkları gerçekleri tekrarlayıp, altını çizmekte fayda var:
Temmuz Ayı'nın başlarında zaten varlığı şüphe götüren 'çatışmasızlık' halini terk edeceğini açıklayan PKK, ayın sonuna doğru saldırılarını yoğunlaştırarak, barış masasını tekmeledi ve ateşkesi bitirdi. PKK saldırılarını tırmandırır ve şehit cenazelerine sebebiyet verirken, eskisi gibi olacağını ve gerektiği şekilde cevap verilemeyeceğini hesaplıyordu muhtemelen. Ancak, artık kısa bir süre eğitim alarak kıtalara gönderilen askerlerle değil, terör konusunda uzmanlaşmış personeliyle karşılık veren bir devlet vardı terör örgütünün karşısında.
İşlerin beklendiği gibi yürümeyeceği anlaşılınca B Planı devreye sokuldu.
HDP'lilerle beraber, her birisinin naif birer demokrat(!) olduklarını söyleyebileceğimiz iç ve dış terör destekçileri çıktı sahneye.
Bunlar Barış Süreci'ni Hükümetin, hatta doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bitirdiği yalanına sarılıp, akla ziyan taleplerde bulunmaya başladılar.
Güvenlik güçlerinin alışılmıştan ciddi şekilde bir farklılık gösteren cevabın yurtiçi ve yurtdışı ayağı vardı. Yurtiçinde örgütün yuvalandığı ve mühimmat sakladığı yerler hedef alındı ve çoğu yok edildi.
İçeride pusu kurma, tuzağa düşürme ve mayın yerleştirme yöntemlerini kullanan ve genellikle sıcak çatışmaya girmemeye ve böylelikle az zayiat vermeye özen gösteren örgüt, asıl darbeyi ise cevabın yurtdışı ayağında, yani Kuzey Irak'ta yedi. Belli ki kendi İHA'larımız ve değişik unsurlar tarafından sağlanan istihbarata dayanarak, yine kendi ürettiğimiz silahlarla gerçekleştirilen operasyonlarla tam da vurulması gereken yerler vuruluyordu. Eylül Ayı'nın ortalarında olduğumuz bu günlerde, HDP cenahından ve Kandil'den belli belirsiz 'ateşkes' talepleri geliyor. Belli belirsiz; çünkü gerçekten bir ateşkes istiyor olsalar yapacakları ilk işin saldırıları durdurmak olduğunu biliyor ama bunu yapmıyor ya da yapamıyorlar. Tam da bu vasatta, insanımızın kulağında PKK baronlarından birisinin sesi yankılanıyor: "Türk toplumunu yanlış bilgilendirme olmamalı. PKK silah bırakmaz, niye bıraksın. Türk devleti silah bıraksın" diyor, Cemil Bayık.
Selahattin Demirtaş'ı, Figen Yüksekdağ'ı ve akla gelebilecek bütün HDP temsilcileri de aynı telden çalıyorlar. Kelimesi kelimesine 'PKK saldırılarını istediği gibi sürdürsün, ama devlet güçleri buna cevap vermesin' demiyorlar belki; ama ağızlarını açıp her barış dediklerinde söylemek istedikleri tam da bu. Okyanusu, paraleli ve işbirlikçileri ile medyanın tavrı da aynı. Bütün cesaretlerini toplasalar da, 'terör örgütü saldırsa bile güvenlik kuvvetleri karşılık vermesin' diyemiyorlar, ama 'bir kısım medya'da yazılıp çizilenlerin satır aralarında da bu talep mevcut.
HDP'lileri bir kenara bırakalım ama medyanın anlı şanlı isimleri, gerçekten mi göründükleri gibiler yoksa 'muhalif olmanın dayanılmaz ağırlığı' sebebiyle mi böyle yapıyorlar, anlamak mümkün değil.
HDP'nin, PKK'nın Kandil'in ve çeşitli sebeplerle onlara destek atışları yapan iç ve dış mihrakların bilmesi gereken temel husus: Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı gerçeğidir.