Tam da vurulması gerektiği gibi vurulan hedefler sebebiyle "içlerindeki hainlerden" şüphelenme aşamasındalar şimdi.
Kuzey Irak'taki rahatı ciddi şekilde kaçan ve operasyonlarda mühimmat yanında çok sayıda terörist kaybettiği anlaşılan örgütün Suriye'deki güçlerini bölgeye çekme düşüncesi, gelişmelerin hesapladıklarının ötesinde olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda Suriye'deki gelişmelerin aslında yerel olmadığını da tabii.
Kandil civarından "ateşkes" talebi olarak yorumlanabilecek çağrılar da geliyor arada bir. Ancak pek yüksek sesle çıkmamasına özen gösterdikleri "barış, ateşkes" gibi sözleri söylerken bile kuyruğu dik tutma gayretinden asla vazgeçmiyorlar. Esas ilgi çekici olan da hemen her açıklamada mutlaka "halkların kardeşliği" ve "demokrasi" vurgusu yapmayı ihmal etmiyor olmaları.
Yönettikleri terör örgütünü insanları katletmeye yönlendiren birilerinin halkların kardeşliği ve demokrasiden bahsetmesinin aslında tam bir saçmalık olduğunun farkındalar muhakkak.
Ancak kendilerine destek olacağına inandıkları çevrelere malzeme verebilmek için bu kavramları kullanmak zorunda hissediyorlar kendilerini, belli ki.
1 Kasım seçimlerinde mecburen tekrar "şirin çocuklar" pozuna bürünecek olan HDP'liler de arada bir makul gibi gözüken çağrılarda bulunuyorlar. Ancak "Aşağı tükürseler sakal, yukarı tükürseler bıyık" durumu söz konusu olduğu için, işin doğrusunu ifade edebilmek imkanına sahip değiller. Eş genel başkanları başta olmak üzere, kendilerinin de inanmakta zorlandığı beyanatlarla işi sürüklemeye uğraşıyorlar. AK Partisiz bir Türkiye saplantısına kendisini fena halde kaptıran bir kısım medya cenahında ise yeni bir şey yok. Onlar üzerlerine düştüğüne inandıkları vazifeyi (!) hakkıyla yerine getirebilmek için cansiperane bir şekilde çalışıyorlar. Sürekli olarak saldıran terör örgütünü masum ve bu saldırılara karşı duran güvenlik güçlerini kabahatli gösterebilmek için yapmadıkları şaklabanlık yok nerdeyse. Bir kısım medyanın gazete ve televizyonlarında ahkam kesen ve hala birilerinin kendilerine değer verdiğini zannedenlerin halleri de, kelimenin tam manasıyla içler acısı. Herkesin bildiği doğruları çarpıtabilmek için bin dereden su getirirken oldukça zorlanıyorlar.
Hiçbir şeyi adı adınca değerlendiremeyen bu güruh, yazdıkları ve söyledikleri her kelime ile "İçimizden birisi" olmaktan ne kadar uzaklaştıklarının farkında bile değil.
HDP'si, Kandil'i, aydınları, bir kısım medyası ve esas meseleyi anlamazlıktan gelen MHP'si ve CHP'si ile günümüzün zinde güçleri, sınırlarımız dışından destekli çabalarını 1 Kasım'a kadar sürdürüp, 7 Haziran benzeri bir sonuç almayı hesapladıklarında şüphe yok.
Ancak, milletimizin de yaşananları kendileri gibi yorumladığı şeklindeki hayalleri onlara iyi bir oyun oynayacak gibi. Algı oluşturma konusundaki kabiliyetlerine fazla güvenip, terör başta olmak üzere birçok hususta normali çok fazla zorladılar çünkü... Onlara bulundukları yerden nasıl görünüyor olursa olsun, insanımız terörü terör olarak görüyor ve bunu eline geçen her fırsatta da gösteriyor. Hafta içi Ankara'da ve dün İstanbul'da
olduğu gibi...
Terör örgütü saldırdıkça gereken cevabı alıyor ve belli ki ciddi kayıplar veriyor. Kandil'den gelen açıklamalara bakılırsa, eskiden emanet istihbaratla yapılan operasyonlar sırasında ciddi kayıplar vermemeye alışmış olan terör örgütü, kelimenin tam manasıyla şaşkınlık içerisinde.
Tam da vurulması gerektiği gibi vurulan hedefler sebebiyle "içlerindeki hainlerden" şüphelenme aşamasındalar şimdi.
Kuzey Irak'taki rahatı ciddi şekilde kaçan ve operasyonlarda mühimmat yanında çok sayıda terörist kaybettiği anlaşılan örgütün Suriye'deki güçlerini bölgeye çekme düşüncesi, gelişmelerin hesapladıklarının ötesinde olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda Suriye'deki gelişmelerin aslında yerel olmadığını da tabii.
Kandil civarından "ateşkes" talebi olarak yorumlanabilecek çağrılar da geliyor arada bir. Ancak pek yüksek sesle çıkmamasına özen gösterdikleri "barış, ateşkes" gibi sözleri söylerken bile kuyruğu dik tutma gayretinden asla vazgeçmiyorlar. Esas ilgi çekici olan da hemen her açıklamada mutlaka "halkların kardeşliği" ve "demokrasi" vurgusu yapmayı ihmal etmiyor olmaları.
Yönettikleri terör örgütünü insanları katletmeye yönlendiren birilerinin halkların kardeşliği ve demokrasiden bahsetmesinin aslında tam bir saçmalık olduğunun farkındalar muhakkak.
Ancak kendilerine destek olacağına inandıkları çevrelere malzeme verebilmek için bu kavramları kullanmak zorunda hissediyorlar kendilerini, belli ki.
1 Kasım seçimlerinde mecburen tekrar "şirin çocuklar" pozuna bürünecek olan HDP'liler de arada bir makul gibi gözüken çağrılarda bulunuyorlar. Ancak "Aşağı tükürseler sakal, yukarı tükürseler bıyık" durumu söz konusu olduğu için, işin doğrusunu ifade edebilmek imkanına sahip değiller. Eş genel başkanları başta olmak üzere, kendilerinin de inanmakta zorlandığı beyanatlarla işi sürüklemeye uğraşıyorlar.
AK Partisiz bir Türkiye saplantısına kendisini fena halde kaptıran bir kısım medya cenahında ise yeni bir şey yok. Onlar üzerlerine düştüğüne inandıkları vazifeyi (!) hakkıyla yerine getirebilmek için cansiperane bir şekilde çalışıyorlar. Sürekli olarak saldıran terör örgütünü masum ve bu saldırılara karşı duran güvenlik güçlerini kabahatli gösterebilmek için yapmadıkları şaklabanlık yok nerdeyse. Bir kısım medyanın gazete ve televizyonlarında ahkam kesen ve hala birilerinin kendilerine değer verdiğini zannedenlerin halleri de, kelimenin tam manasıyla içler acısı. Herkesin bildiği doğruları çarpıtabilmek için bin dereden su getirirken oldukça zorlanıyorlar.
Hiçbir şeyi adı adınca değerlendiremeyen bu güruh, yazdıkları ve söyledikleri her kelime ile "İçimizden birisi" olmaktan ne kadar uzaklaştıklarının farkında bile değil.
HDP'si, Kandil'i, aydınları, bir kısım medyası ve esas meseleyi anlamazlıktan gelen MHP'si ve CHP'si ile günümüzün zinde güçleri, sınırlarımız dışından destekli çabalarını 1 Kasım'a kadar sürdürüp, 7 Haziran benzeri bir sonuç almayı hesapladıklarında şüphe yok.
Ancak, milletimizin de yaşananları kendileri gibi yorumladığı şeklindeki hayalleri onlara iyi bir oyun oynayacak gibi. Algı oluşturma konusundaki kabiliyetlerine fazla güvenip, terör başta olmak üzere birçok hususta normali çok fazla zorladılar çünkü... Onlara bulundukları yerden nasıl görünüyor olursa olsun, insanımız terörü terör olarak görüyor ve bunu eline geçen her fırsatta da gösteriyor. Hafta içi Ankara'da ve dün İstanbul'da olduğu gibi...