Askeri bölgeleri çeviren duvarların hemen tamamında bulunan 'burada fotoğraf ve film çekmek yasaktır' benzeri uyarılar, çok ciddiye alınır, bir mahalle bekçisinin bile kendisine has devlet sırları taşıdığına ve bunların çok önemli olduğuna inanılırdı.
Gelişen teknoloji sebebiyle askeri bölgelerde hala bulunan 'fotoğraf çekmek yasaktır' uyarıları anlamını yitirmiş olsa da, toplumun büyük bir bölümünün bu duruma saygı duymayı sürdürdüğü de bir gerçektir.
Ancak özellikle son dönemlerde, Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan gizli bir görüşmede yapılan kayıtların sosyal medyaya servis edilmesi, MİT'e ait TIR'ların durdurulup aranmaya çalışılması gibisinden olaylar yaşanmakla kalınmadı; devletin önemli kademelerinde bulunan isimlerin kriptolu telefonlarıyla yaptıkları görüşmeler de dinlenilip dışarıya servis edildi. Önemli bir isme suikast düzenleneceği şeklindeki uydurma bir ihbar üzerine başlatılan bir operasyonla devletin hakikaten önemli sırlarının bulunduğu bilinen Kozmik Oda'da arama yapılması, bu sahadaki en önemli gelişmeydi herhalde.
Devletin en tepesinde bulunan isimlerden başka kimsenin bilmediği ve zaten bilmesi de gerekmeyen sırların, arama ile başlayan süreç sırasında dışarıya çıkarılması ve bu arada büyük ihtimalle başkalarına aktarılması gibi, duyanların kanını dondurması gereken bir hadise, her nasılsa vukuat-ı adiyedenmiş gibi görülebiliyor artık.
Herhangi bir yazar, 'tabii ki Kozmik Oda'da neler olduğunu bilmeliyiz' şeklinde makale yazabiliyor mesela. Sanki ülke bir saldırıya maruz kaldığında, mukavemet hareketlerini yürütmekten sorumlu imiş gibi. Sıradan vatandaşların, 'devletlerin sırları olmaması ve vatandaşların her bir şeyi bilmeleri gerektiğini' ileri sürmeleri, romantik bir davranış. Ancak kötüsü geldiğinde kuyruklarını bacaklarının arasına sıkıştırarak sıvışacak olanların, bu tür meseleleri konuşurken, azıcık daha ölçülü olmaları gerekir.
Dışişleri'ndeki o konuşmayı kayıt ve servis edenlerin, MİT'e ait araçları durdurmaya kalkışanların ve dahi Kozmik Oda'daki sırları ona buna peşkeş çekmeye cüret edenlerin; casusluk hala suçsa, bir an evvel hakim karşısına çıkarılmaları ve ibretlik bir şekilde cezalandırılmaları gerek. Aksi takdirde, geçen zamanla birlikte casusluğun suç olmaktan çıkarıldığını düşünenler çıkabilir...
Faiz Lobisi üzgün olmalı...
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun merakla beklenen açıklaması dün gerçekleşti. Kurul'un kararı, faiz oranlarının sabit tutulması şeklindeydi.
Dolar'ın son zamanlardaki yükselme eğilimi dolayısıyla, 'Türkiye'de faizlerin mutlaka artırılması' yönünde faaliyetlerde bulunan faiz lobisi, beklediğine kavuşamadı yani.
Etki yüzdesi ne kadardır, uzmanları bilir. Ama neticenin böyle olmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun faiz lobisini çok kızdıran açıklamalarının ciddi bir katkısı olduğu açık...