CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

Tamam da, o MOBESE görüntüleri nerede?..

Eklenme Tarihi 11 Mart 2015
Kabataş Olayı'nın gerçekten olup olmadığının anlaşılması için; İstanbul polisinin 10 ayrı şubesinin yürüttüğü bir çalışmada, 151 ayrı MOBESE ve 81 işyeri özel güvenlik kamerası kayıtlarından oluşan toplam 1800 saatlik kamera kaydı ile TRT ve Fotofilm kameralarınca kaydedilen 200, Güvenlik Şube Müdürlüğü'nce kaydedilen 50, TEM Şube Müdürlüğü'nce kaydedilen 450, olayı izleyen TOMA'lardan kaydedilen 60 saatlik görüntüler incelenmiş.
Olayın meydana geldiği iddia edilen 1 Haziran günü görsel medyada ve sosyal medyada paylaşılan bütün görüntüler taranıp; Taksim-Ortaköy arasındaki 8 kilometrelik parkurda tüm işyerleri ve kamu kuruluşlarının personeli ile görüşülmüş. İstanbul polisine ait 20 tim, bir tek tanık bulmak için günlerce çalışmış ve o gün olay yerinde bulunan seyyar satıcı, garson, esnaf ve tezgâh açtığı belirlenen 24 kişiyle görüşüp, sözlü ve yazılı beyanlarını almış. Bu arada yürüyüşe katılıp da 'potansiyel suçlu' görülen 161 kişi de yakın incelemeye alınarak, günlerce takip edilmiş. Neticede, 1 Haziran günü, Kabataş'ta bahsi edilen şekilde bir olay yaşanmadığını yazmışlar rapora. Cumhuriyet, böyle yazıyor. Birilerinin, 'Türkiye tarihinin en kapsamlı polis soruşturmasının kesin sonuç raporu' olarak değerlendirdiği, İstanbul Polisi'nin Kabataş Olayı raporundan bahsediyoruz. Ancak, Kabataş'ta böyle bir olay olmadığını ispatlamanın yolu, uzun çalışmalar yapmaktan geçmiyor ki.
Bütün bunları yapmak yerine, Kabataş'taki 27 MOBESE kamerasından sadece bir tanesinin yarım saatlik görüntülerini ortaya çıkarabilseler, mesele anlaşılacak.
1 Haziran'da tam da o anda ve olayın olduğu yeri gösteren kameranın görüntüleri gerek.
Tabii üzerinde çalışılmadan...

Dalaşmayı bırak, proje üret!...

Bazen bir cümle hatta bir kelime bile, günlerce, haftalarca hatta aylarca uğraşıp da anlatamadığınız bir şeyi anlatabilmek için kafi gelebilir.
Türkiye'deki muhalefete ve özellikle de Cumhuriyet Halk Partisi'ne aklı başında isimler yıllardan beridir; 'yalnızca iktidarın yapıp ettiklerine karşı çıkmakla yetinmemelerini ve halkın teveccühünü kazanabilmek için proje üretmelerini' söyler dururlar.
Bu türden sözlerin ne kadar etkili olduğu, olabileceği meydanda. Muhalefet partilerinin neredeyse tamamının, iktidarın icraatı karşısında 'kötü, çirkin, eksik, yanlış' ve benzeri sözler sarf etmeleri dışında herhangi bir projeleri olmaması, acı bir gerçek.
İzmir Çeşme'de yaşanan bir olay, bu durumun en azından CHP açısından değişebileceği yönünde ümit verici.
İzmir'in Çeşme ilçesinde esnaf ziyaretine çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, eskiden CHP'li olduğunu söyleyen bir kadın esnaf şunları söylemiş: "Eski bir CHP'li olarak söylüyorum; proje üretin. Yani bırakın dalaşmayı. Ben halkım. Ve CHP'ye birkaç dönemdir oy vermiyorum. Son üç dönem CHP'ye oy vermedim."
Esnaf ziyaretine çıkmış bir lider, böyle bir söze muhatap olursa ne yapar?.. Partisinin projelerinden bazı örnekler verir değil mi?..
Tabii ki böyle bir şeyler var ise...
Kılıçdaroğlu, kendisine bu sözleri söyleyen hanıma, 'Bizim ürettiğimiz hiçbir proje yok mu size göre?' demekle yetindiğine göre...