Van'daki deprem felaketinden alacağımız çok ders var. Organ Bağış Haftası'na gereken önemi vermek durumundayız. Çünkü Yaşamak ve yaşatmak sorumluluktur...
Türkiye, dünya çapında nakil merkezi ve organ nakli ekiplerine sahip olduğu halde bağış konusunda gelişmiş ülkelerin hayli gerisinde.
60 bin kronik böbrek yetmezliği hastasının yanı sıra kalp ve karaciğer yetmezliği gibi organ naklinden başka kurtuluş şansı bulunmayan binlerce hasta bulunuyor.
Organ bağışı noktasında yaşanan en büyük handikap, dini açıdan sakıncası olup olmadığı. Beyin ölümü gerçekleşen hastanın yeniden geri dönüp dönemeyeceği ya da 'Çevrem ne der?' endişesinden kaynaklandığı belirtilmektedir.
Organ Bağış Haftası'nın anlamı üzerinde konuştuğum Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mümtaz hocaları, TAKVİM'e dikkat çekici açıklamalar yaptı: Bireye verilen can, Allah tarafından emanet olarak verilmiş, ecel gelinceye kadar korunması istenmiştir. İnsanların dertlerine ortak olmak, kötü günlerinde insanların yanlarında olmalıyız.
Yaşamak ve yaşatmak bir sorumluk olduğu için, organ bağışı için seferber olmamız şart. Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadisinde, "Bir Müslüman bir Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılarsa Allah da ona yardım eder" buyurmaktadır.
Herkes, gücü nispetinde insanların yaşama tutunmalarına katkı sağlamalı. Bir hastaya kan vermek, nakil için bekleyen hastalara organlarını bağışlamak yaşam hakkı için güzel ve örnek davranışlardır.
9 Kasım Organ Bağış Haftası'nı anlamlı şekilde değerlendirelim.