CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

Üst Akıl'ın DNA'sı

Eklenme Tarihi 25 Şubat 2016
AK Parti İstanbul Milletvekili ve Bölgeselden Küresele Platformu Başkanı Metin Külünk, "ÜST AKIL, Taksim-Gezi kalkışması, FETÖ, 17-25 Aralık darbe girişimi, CHP'nin geleceği"yle ilgili merak edilen konuları tek tek TAKVİM okurları için analiz etti.

SORU : Üst Akıl'ın DNA'sı nedir?
KÜLÜNK:
Büyük lider Erdoğan, 2007, 2011 ve 2016'ya kadar büyük başarı hikâyelerinin kahramanıdır.
Türkiye'de değişen şuydu:
Sayın Erdoğan küresel üst akıl gözünde fazla oldu! Türkiye'de şapkasını alıp giden siyasetçi profiline kendilerini kodlamışlardı. Ancak Erdoğan bu çizgiyi fazlasıyla aşınca nefesleri kesildi. 2007 yılından bu yana Erdoğan'sız bir Türkiye için ekonomik, siyasi ve de bu iki konu üzerine bağlantılı tüm operasyonları denediler.

SORU : FETÖ'nün DNA'sını nasıl açıklarsınız?
KÜLÜNK:
Türkiye'yi Erdoğan'sızlaştırma sürecinin, iktidarının ilk yılından itibaren çeşitli kanatları vardı. Bu kanatların biri Kemalist odaklarla (Bu noktada İlker Başbuğ'un tutuklanması da orduyu tahrik, Erdoğan'sız Türkiye tahayyülünün bir başka versiyonuydu), diğeri ise Paralel Devlet Yapılanması'yla hareket ettirildi. Paralel Devlet Yapılanması, 28 Şubat'ın askersiz bir versiyonuydu. Üst akıl enstrümanları aracılığıyla öncelikle AK Parti'yi içeride, özellikle de parlamentoda kontrol altına alıp Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı inisiyatifsiz bir lider hâline getirmeyi planladı. FETÖ, AK Parti'yi içeriden teslim almak istedi. Bir modelle AK Parti'nin özellikle parlamento kadrosunu kendi kontrollerinde kılmak için Büyük Lider Erdoğan'a değişik kanallardan güçlerinin fevkinde ve de maksadını aşar bir şekilde listeler ile zorlamışlardı. Sonra, Emniyet İstihbarat, bakanlıklardaki bilgi işlem daireleri ve asayiş birimlerini kontrol istemeleri boşuna değildi. Amaç, Muhaberat modeliyle bütününe hâkim oldukları alanları ellerinde tutmak ve buradan hareketle devleti teslim almaktı. MİT krizinde, Paralel Devlet Yapılanması'na mensup darbeci güruhun hamlesi, düşündüğümüzden daha sert oldu. Bu güruh, Suriye'de Mursi'ye yapılmak istenenin aynısını, Beşiktaş'taki özel yetkili mahkemeler, savcılar eliyle Erdoğan'a karşı yapmak istediler. Hem de çok aşağılık bir komployla...

SORU : 2013'ün sırrı var mı?
KÜLÜNK:
IMF'yi ebediyen kovunca çıldırdılar. Üst akıl, özellikle IMF-Türkiye ilişkilerinin sonlandırılmasıyla ciddi bir beyin travması yaşadı. Bu onlar için kabul edilebilir bir şey değildi. Onlar istiyorlardı ki, Türkiye her zaman küresel sistemin uzuvları tarafından kontrol edilsin. Onlara göre Türkiye, kendilerince tarif edilmiş bir ülkeydi.

SORU : TAKSİM/GEZİ kalkışmasını nasıl yorumlarsınız?
KÜLÜNK:
Bana göre iki Taksim var. İlki meseleyi ağaç zannedenlerin pedagojik tepkilerinin kabul edemeyeceğimiz vandalizme dönüşmesi... Daha sonra ise Taksim'in bir kalkışma ve sokak darbesi girişiminin adresi haline dönüştürülmesi.
Oraya pedagojik hislerle gelenleri asıl hedeflediği mecraya akıtmak isteyen üst akıl, Taksim'de bir kalkışma organize etti. Çadırları yaktırarak meseleyi dinamitledi. Emniyet güçleri konudan habersizmiş gibi davranmaya sevk edildi. Hatta bazı yetkililer, 'Biz de istemiyoruz bunu ama ne yapalım?' seviyesinde çıkışlar yaptılar.
Tutturamayınca küresel üst akıl, paralel devlet yapılanmasına, 'Haydi, Hükümet'i şimdi devir!' talimatı verdi.
Okyanus ötesi işareti alan paralel çete, bu çağrı üzerine kapıldıkları güç vehmini harekete geçirdi ve bir hamle yaptı.17/25 Aralık'ta duvara tosladılar.

SON NOKTA : Liderlik öyle bir şey ki, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı farklı ve güçlü kılan iradesi, sabrı, metaneti, Rab'bine olan teslimiyeti ve de bunlarla beraber almış olduğu dualar, onunla bu sürecin aşılmasının sırrıdır. Aziz milletimiz patinaj yapmayacaktır. Kimse Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'a patinaj yaptıramayacaktır.