CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Tarih, ders alınmazsa tekerrür eder

Eklenme Tarihi 20 Aralık 2009
Ahmet Türk'ün ve arkadaşlarının bir öz eleştiri yapmaları, nerede yanlış yaptıklarını, toplumun büyük bir kesiminde kendilerine dönük tepkinin sebebini ve kaynağını araştırmaları bekleniyordu. Yeni partilerinde terör örgütü ile aralarına mesafe koyarak, PKK'dan ayrıştırarak yapmaları isteniyordu. Çünkü terörle siyasi mücadele, demokrasiyle bağdaşmaz. Çalışmalarının hukuk kuralları içinde, şiddetten uzak olması gerekir. Kapatma kararından ders alınması beklendi. Öcalan ve PKK'nın bu partiler üzerindeki ipoteğinin kırılması, bir "Türkiye partisi" hayata geçirilmesi bekleniyordu.
Bölge halkının, sivil toplum kuruluşlarının, bazı gazeteci ve aydınların yoğun baskısı vardı. Bu sese kulak vererek, siyasete devam kararı alınsa daha iyi olmaz mıydı? Öcalan'ın ipoteği nedeniyle aslında yer alabilecek çok kişi ve grup bu partilerden uzak durdu; "Belki bu sefer bir şeyler değişmiştir" diye şansını deneyenler de kısa süre içinde hayal kırıklığına uğradı. Tarih tekerrür ediyor.

DTP neden kapatıldı?

Terör örgütü PKK ile organik bağ içinde olduğundan ve İmralı'da cezasını çeken Öcalan'dan emir aldığı için. Kapatılan DTP'nin eski genel başkanı Ahmet Türk, istifadan Abdullah Öcalan'ın telkiniyle döndüklerini, Barış ve Demokrasi Partisi'ne yine İmralı talimatıyla girdiklerini anlattı. Ahmet Türk'ün Öcalan'ın isteğine uyarak bu istifadan vazgeçtiklerini söylemiş olması büyük bir talihsizliktir. Türk bu sözüyle partiyi Öcalan'ın yönettiği de itiraf etmiş oldu. Öcalan terör örgütü lideridir, bu suçtan ömür boyu hükümlüdür. Öcalan'dan talimat alanlar en azından örgüt üyesidir. Terör örgütü üyelerinin partisi hangi kanunlar olursa olsun kapatılır, yöneticileri ceza alır. Bu gerçeği, Ahmet Türk ve arkadaşları bilmiyor mu? Siyasete dönerken, adeta "Bizi yine kapatın" diye çırpınıyorlar. DTP'liler, bir kez daha "Öcalan'a rağmen" hareket edemediler ve imajları daha fazla yıpranmış oldu. Peki, bundan sonra ne olacak? Yepyeni bir sürece giriyoruz, Kürt kökenli vatandaşlarımız ne istiyor?
Seçim sonuçları ortada. AK Parti 29 Mart seçimlerinde, Doğu'da belediyelerin çoğunu, Güneydoğu'da ise yarısını aldı. 14 Doğu Anadolu ilinde, 10 il belediye başkanlığını AK parti, 4 il belediye başkanlığını DTP kazandı. 8 güneydoğu ilinde, 3 il belediye başkanlığını AK parti, 4'ünü DTP, birini bağımsız kazandı. Doğu Anadolu'da AK Parti yüzde 35, DTP yüzde 24.5, Güneydoğu'da AK Parti yüzde 38.4, DTP yüzde 31.7. Her iki bölgede de AK Parti önde. AK Parti'nin İl Genel Meclisi oyları hiçbir ilde yüzde 20'nin altına düşmedi. Milletvekili çıkaramadığı tek il olan Tunceli'de bile oylarını yüzde 27'ye çıkardı. Bu oylar, "Benim sorunumu AK Parti çözmeli" diyor. Son anketler, DTP'nin kendilerini temsil etmediğini vurguluyor. Bir eliyle zeytin dalını tutup, diğer eliyle de silahı işaret edip sonuç almaya çalışma yönteminin demokrasi dilinde yeri yoktur.

Açılım rotası

Kürt sorunu gerçekten de Türkiye'nin en önemli ve belirleyici sorunudur. Sivil-asker ilişkileri, şiddet-siyaset makası, değişim hamlelerinin derinliği bu sorun etrafında şekillenmekte, bu sorunun aldığı istikamet Türkiye'nin siyasi atmosferini önemli ölçüde etkilemektedir. Başbakan Erdoğan, demokratik açılım projesinin amacını, terörün tasfiyesi ve demokratik standartların yükseltilmesi olarak açıkladı. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'yle terörü ve onun beslendiği olumsuz zemini ortadan kaldırmayı amaçladıklarını belirtti. Çalışmanın özü, iki hususa dayanıyor. Birincisi terörü tasfiye etmek, ikincisi, demokratik standardımızı yükseltmek. Terörle mücadelede önemli olan husus, demokratik mücadeledir. Terörle mücadele edilirken, demokratik hak ve özgürlükler alanındaki eksiklikleri gidermek mümkündür. Demokratik hak ve özgürlüklere devam edilirse, teröre verilen destek azalacaktır.
Açılım sürecinin başarılması durumunda en çok zararı örgütün göreceği açıktır. Çünkü demokratikleşme sürdükçe örgüt fonksiyonunu yitiriyor. Demokratik eksiklikler giderilirse, terörün anlamı kalmayacaktır. Anayasa Mahkemesi'nin kararı dünyanın sonu değildir. Çare Meclis'tedir.