CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Demokratik açılımda "Erdoğan tavrı"

Eklenme Tarihi 21 Aralık 2009
Türkiye, Kürt sorunu ve PKK terörünü büyük ölçüde bitirebilmek için, uzun yıllardır ilk defa, inanılmaz bir fırsat yakaladı. Türkiye insanı, artık kanın durmasını istiyordu. Demokrasi kanallarının açık kalmasına önem veriyordu. Dağlarda, sokaklarda silahla değil, insan haklarının, özgürlüğün, birlikte yaşama kültürünün meşru zeminlerde yapılanması gerektiğine inanıyordu. Uluslararası durum Türkiye'nin lehine dönmüş, ABD ve Avrupa PKK terörüne sırt çevirmiş, Ankara'ya destek vermeye başlamıştı. Ankara'da, yine ilk defa devlet kurumları (istihbarat-güvenlik birimleri, iktidar-Çankaya- silahlı kuvvetler) aynı pencereden bakar olmuştu. En önemlisi, Türk kamuoyu Kürt sorununun çözümünü ister, bekler bir ortama girdi. Başbakan "Bu bir devlet projesidir" dedi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, Kürt açılımısorunların temel çözümüne yönelik projesinin olduğunu söyledi. MGK'da; kısa, orta, uzun vadeli işler konuşuldu. "Erdoğan tavrı", PKK'nın tasfiyesi ve demokratik haklar ve özgürlükler konusunda bir uzlaşma sağladı. Türkiye bu şansı yakaladı ve "açılım"ı başlattı. Doğru bir adımdı.

Değişen dinamikler

CHP ve MHP'nin sert muhalefeti sürüyor. Türk milliyetçiliğinin Habur girişindeki görüntülerle, Reşadiye hain pusuyla ve sokak gösterileri ile artan tepkileri var. DTP, PKK'nın tasfiye edilmesine karşı konumlanmayı esas alan bir yol izledi, siyaset oyununda yedek kulübesinde oturmayı seçti. Kürt kökenli vatandaşlarımızın ihtiyaçları ve talepleri üzerinden etkin bir siyaset izlemedi. Kendisini kapattırdı. Öcalan, PKK'yı son zamanlarda bir kez daha salıvererek kanlı bir kumar oynamaya karar verdi. Hükümete şantaj yaparak doğrudan ve açık görüşmelere başlamak istiyor. "Açılım" sürecinde "kendisinin yok sayılamayacağını" böyle belirleyici tavırlarla göstermek stratejisini izliyor. Bu stratejiyi Başbakan görüyor. Bakalım "Erdoğan tavrı" hangi gelişmeleri sağlayacak? Şiddetten arınmış gerçek bir barış ve kardeşlik üzerine kurulu bir yeni sürecin başlatılması ve başarılması için Türkiye ne yapacak? 28 Aralık MGK'sı tarihi bir toplantı daha yapacak demektir.

Muhtemel gelişmeler
Öcalan'ın emrinde siyaset yapmayı düşünen BDP'nin yarattığı kafa karışıklığı ve kargaşa var. Bazı çevrelerde, "PKK'nın Türkiye'de siyasi alana çekilmesi, barış ortamının hazırlanması eğer ön görülüyorsa, devlet duygusal olamaz. Elbette hukuk devleti terörle pazarlık yapmaz. Ama demokratik ülkelerde bile devlet hayati konularda çözüm üretmek için 'derin devlet' mekanizmalarını devreye sokarak 'gayri resmi' görüşmeler yapar" deniyor. Bunu sağlayacak ortam, şiddetten arınmış gerçek bir barış ve kardeşlik üzerine kurulu yeni sürecin başlatılması ve başarılması için Kürt siyasetinin sağduyuya yönelmesi gerekiyor. Yeni parti BDP, bu tartışmaların içinden daha kimlikli bir siyasi mücadelenin kararlığıyla çıkabilirse, İmralı emrinden kurtulursa, Kürt kökenli vatandaşlarımızın beklentilerine cevap verebilir. Yoksa Kürt kökenli vatandaşlarımız şiddeti dışlayan, demokratik açılımın devamını sağlayacak geniş yapılı yeni bir parti çıkarmak ihtiyacını duyacaktır.

Erdoğan tavrı

Başbakan, Türkiye'nin hassas konularında kararlıdır, taviz vermeden yoluna devam edecektir. Meşru olmayan kişi ve partileri muhatap almayacak. Reformlarını daha fazla gayretle sürdürecek. Demokratik açılımın muhatabı milletle yola devam edecek. İnadına demokrasi diyerek "milli birlik ve kardeşlik" için demokratik açılımın yapılacağı yerin Türkiye'nin bütünü olduğunu savunacak. AK Parti biraz oy kaybetse bile Türkiye'de barışın kazanmasını sağlayacak. Gelecek zaman Başbakan'ı haklı çıkaracak.