Matematik ve fen eğitiminde AB ülkeleri arasında Türkiye'nin sonuncu olduğu haberi ise bütün bu "karamsar" sonuçların üzerine tuz biber ekiyor. Peki, bir ülkenin bilim adamı yetiştirmesindeki en önemli ölçütlerden sayılan matematik ve fen eğitimindeki kötü gidişatın sorumluları kimler?
Günümüzde Türk öğrencilerinin dert yandığı okul derslerinin başında matematik dersi gelmektedir. Acaba matematik dersi insanları neden bu kadar korkutuyor?
Hepimizin de bildiği gibi insanlarda matematiksel gelişim bebeklikten itibaren başlayıp daha sonraki yıllarda bu gelişimin boyutu artmaktadır. Yapılan araştırmalar bebeklerin bile sayıları ayırt edebilecek zekâya sahip olduklarını gösterir. Peki, bu zekâ çocuk okula başlayınca geri adım mı atıyor? Tabii ki HAYIR! Geri adım atan zekâ değil çocuğun ilgisidir.
Araştırmalara göre, başlangıçta çocuğun matematiğe olan ilgisinin iyi olduğu ama sonradan (özellikle 4. veya 5. sınıftan sonra) bu ilginin ciddi derecede azalıyor. (Bu her öğrenci için geçerli değil) Başlangıçta yapılan matematik dersi yazılılarında yüksek not alan öğrenci, ilerleyen yıllarda biraz daha soyut kavramlara bürünen matematik dersi karşısında bocalamaya başlayıp, aldığı notlarda artık eskisi kadar yüksek değerde olmayınca matematiğe karşı olan yakınlık derecesi gün geçtikçe değer kaybetmektedir.
Eğer sonraki yazılılarında kendisini toparlayamazsa matematiğe olan ilgisinin yerini artık tamamen nefret ve korku almaktadır.
Mantıklı düşünme, akıl yürütme gerektiren soruların matematik alanına girdiği unutulmamalıdır. Aynı zamanda matematik günlük hayattaki problemlerimizin çözümünde de etkili, verimli ve basit yöntemlerle yardımcı olarak çeşitli fırsatlar sunmaktadır.
Çare, matematiği sevdirecek yeni yöntemler bulmak.