CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Milli Egemenlik, Kayıtsız Şartsız Milletindir

Eklenme Tarihi 25 Kasım 2010
Türkiye içte ve dışta hareketli günler yaşıyor.
Son 3 gün içinde birbirinden farklı gibi görünen iki olay, birlikte ele alındığı taktirde, milletin egemenliğinin tesisi açısından çok anlamlı bulunacaktır.
Bakanlar Kurulu'nun, yeni Milli güvenlik siyaset belgesini işler hale getirmesi ve iki bakanın yüksek dereceli komutanı açığa alma girişimi, milli egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu açıkça göstermektedir. "Milli Güvenlik Siyaset Belgesi sürecinde artık devlet kendi halkını tehdit görmeyecek.
Devletin sahibi millettir.
Kendi milletini tehdit olarak gören devlet olamazdı. Eski metinler, herkes tarafından bilinmediği için farklı farklı değerlendirmeler yapılıyordu.
Bugün hazırlanan belge, ülkenin güvenliğini sağlamak, milli menfaatine olan hususlarla ilgili genel ilkeleri belirlerken, milleti tehdit olarak gören bir anlayışın sona erdirilmesini sağlamaktadır."
2007'de Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başlayan, milli egemenliğin millete ait olduğunu gösteren gelişmeler, kademe kademe devam etmektedir.
27 Nisan muhtırasına hükümetin gösterdiği milli refleks, Ergenekon davaları, Askeri Şura'da iktidarın elde ettiği yeni mevziler, 12 Eylül referandumunda halkın meselelere sahip çıkması, mili güvenlik siyaset belgesini sivil iktidarın hazırlaması ve iki bakanın generalleri görevden alması, Türk milletinin tarihi yürüyüşünün sonuçlarıdır.
Büyük Atatürk'ün, "Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir" sözleri, günümüzde gerçek anlamını kazanmaktadır.
1924 Anayasası, egemenliğin yalnızca millete ait olduğu ve ancak TBMM tarafından kullanılacağı temeline uygun olarak hazırlanmıştı. Kayıtsız ve şartsız ulus egemenliği düşüncesinden hareket edilerek Milli egemenlik ve meclisin üstünlüğü sistemini geliştirmiş, kamu özgürlüklerine geniş yer vermişti.
Bu hüküm, 12 Eylül darbesi sonrası çıkarılan anayasada değiştirilmiş, bazı atanmışlar, "Türk milleti egemenliği anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanır" maddesine dayanarak, bu yetkiyi kullanmaya ortak olmuştur.
Milletimiz tarihi yürüyüşünde, atanmışların yetki kullanımına artık son vermekte, oyları ile iktidara getirdiği sivil idareyle, Türkiye'yi yönetmeye muktedir olduğunu göstermektedir.

* * *

MOSSAD'IN ÖZEL OPERASYONLAR ŞEFİ DİSKİN...

Emekli olan MOSSAD başkanlığı için iki ismin geçtiği belirtilirken, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, Mossad'ın başına Genel Güvenlik Servisi Şin Bet'in Şefi Yuval Diskin'i önümüzdeki günlerde atayacağı aktarılıyor. Özellikle MOSSAD'ın yaptığı operasyonlara aşinalığıyla bilinen Diskin'in karşı operasyonlar konusunda da çok tecrübeli olduğu söyleniyor.
Yuval Diskin'in ismi, son Mavi Marmara'ya hain saldırıda sıklıkla geçmişti.
İsrail'in Gazze Şeridi'nde havadan saldırılarla başlattığı "Dökme Kurşun" operasyonunu Diskin'in planladığı vurgulanıyor.
MOSSAD, İsrail gizli servisinin kısa adıdır. 1947 yılında kurulan MOSSAD, Dünyanın en güçlü istihbarat servislerinden biridir.
Dünya üzerinde 20 bin hücre evi olduğu, olağanüstü hal ilan edildiğinde bu sayının 40 binlere çıktığı, 35 bin civarında gizli ajanı olduğu ifade edilmektedir. Birçok faili meçhul cinayete imza atmıştır.
MOSSAD'ın bilinen en ünlü operasyonu 1972 Münih Olimpiyatları'nda olmuştur.
Olimpiyatlarda Filistinli mücahitler tarafından rehin alınıp öldürülen İsrailli atletler sonucu MOSSAD devreye girmiştir. MOSSAD olaydan hemen sonra çeşitli ülkelere dağılmış Filistinli mücahit liderlere ve İsrailli atletlerin öldürülmesinden sorumlu üyelere suikast düzenleyerek öldürmüştür.
Bunun sonucunda kod adı Dereyea olan MOSSAD ajanı tutuklanmış ve Filistin'de gözaltına alınmıştır. Birkaç yıl sonra bahsi geçen ajan Türkiye'de en üst rütbeli karşı casus ünvanını almıştır.