MGK, 24 Ekim 2007'deki toplantının ardından 2 yıl sonra ilk "tavsiye" kararını "açılım" için aldı. MGK'nın açılım sürecine desteği, bildiriyle kamuoyuna açıkça duyuruldu.
Açıklamada, can alıcı nokta, "Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü pekiştirmek, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluğunu sağlamak" ifadesinde yatmaktadır.
MGK'nın tavsiye kararının Anayasa gereği Bakanlar Kurulu'nda değerlendirilmesi bekleniyor.
Böylece açılımda top artık tamamen Bakanlar Kurulu'na geçmiş oldu. Bundan sonraki aşamada devlet tedbirleri ortaya çıkacaktır.
ŞİFRELERİ
Milli Güvenlik Kurulu'nun 20 Ağustos toplantısı ardından yapılan açıklama, "'Demokratik açılım-Kürt açılımı'' arayışları konusunda Ankara'daki siyasi dengeleri değiştirici, safları belirleyici özellikler taşımaktadır.
Demokratik açılımın çerçevesi çizildi:
MGK açıklamasına "ülke bütünlüğü koşulu" konuyor. Kurul bir sınır ortaya çıkarmıştır. O sınırın içerisinde müzakere ve tedbir alınması gerektiği ifade edilmiştir.
Çalışmalara onay verildi:
"Çalışmaların devamı tavsiye edilmiştir" denilerek, şimdiye kadar yürütülen genel çerçeve onaylanmış ve devamında yarar görülmüş oluyor.
Devlet projesinin resmi açıklanışı:
"İçişleri Bakanlığı eşgüdümünde yapılan çalışmalar hakkında Kurul'a bilgi sunulmuş..." ifadesiyle, Bunun yalnızca hükümet girişimi olmayıp, kurumsal yönü bulunduğu vurgulanıyor.
Devletin tepesindeki uyumun gösterilmesi:
(Hükümet-asker beraberliği): Kafadalardaki soru şuydu: "Asker ne der?" Açıklama askerin de dediğini gösterdi.
Devletin kurumları arasındaki uyum:
(MİT, Jandarma, Emniyet): MGK toplantısına, Jandarma Komutanı Orgeneral Atilla Işık, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, MİT Müsteşarı Emre Taner katıldı.)
ETKİLERİ NE OLUR?
MGK'nın son açıklamasının, siyaset ve toplum üzerindeki etkileri ne olur?
Herkes aynı şeyi söylüyor: "Türkiye'nin sorunu olan bu meseleyi, kim çözerse tarihe geçer, gerçek budur.'' Bu oluşan iklimde, Başbakan, cesur bir siyasetçi olarak bu tarihi ve çok boyutlu sorunu çözmek adına önemli adımlar atmaktadır.
Erdoğan'ın açılımlar yaparak bu sorunu çözmesi halinde Türkiye tarihinde saygıyla anılacak bir siyasetçi olarak yerini alacağı kesindir.
Erdoğan kararlı. Bu; devlet projesinin, devlet- millet beraberliğini sağlama çalışmalarının emin adımlarla sürmesini sağlayacaktır.
DENİZ BAYKAL
CHP lideri Baykal, "demokratik açılım"la ilgili hükümete kapıları tamamen kapatmıyor ancak temkinli yaklaşıyor. Baykal'ın "Ülke bütünlüğü tartışılmamalı" endişesi MGK açıklamasıyla bir açıdan karşılık bulmuş oldu.
Baykal, "Hükümetin ilk yapması gereken düşündüğü planı söylemesi. Biz, bunu görmek istiyoruz. Paketin açılmasını bekliyoruz. Bunu gördükten sonra biz heyecanla 'Aman iyi yaklaşmışsınız. Şunu da şöyle yapın' da deriz.
Gördüğümüz zaman 'Desteklemeyiz' de diyebiliriz. Şimdi ne denileceğini görmek istiyoruz. Şu andaki tartışma bu belirsizlikten kaynaklanıyor. Hükümet kafasındakini söylemeli" diyor.
Askerin tavrının ortaya çıkışı ve devlet kurumlarının olaya bakışı netleşirken, CHP yönetiminin, sürece daha az karşıt olacağı ileri sürülüyor.
Siyasi koridorlarda, muhtemel Erdoğan-Baykal görüşmesine büyük önem atfediliyor.
MHP-DEVLET İLİŞKİSİ
MHP lideri Bahçeli'nin MGK bildirisine karşı kaleme aldığı, devlet denilince ilk akla gelen kurumlardan olan MGK'yı beklenmedik ölçüde sert bir şekilde eleştirmesi gerçekten yepyeni bir durum yaşadığımızı gösteriyor.
Bahçeli'nin "Bu tarihi sapmaya onay verenler ve taşıyanlar kadar sessiz duranlar veya ses çıkmayanlar da ağır ve tarihi vebal altından asla kurtulamayacaklardır" sözleri, onun esas hedefinin TSK olduğunu düşündürtüyor. İşte bu noktada "devlet kurumları arasında uyum" konusu büyük önem arz ediyor.
MHP-devlet ilişkisinde yeni bir döneme girilmiş oldu. Milliyetçi söyleme sahip bir siyasi hareketin liderinin bu çıkışı,demokratik açılımın, "saflarını ve safhalarını" daha net bir biçimde ortaya çıkaracaktır.